Onlar: ‘İtaat ediyoruz’ derler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman içlerinden bir grup, senin söylediğinden başka şeyler tasarlar. Allah ise onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Artık onlardan yüz çevir, Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve yekûlûne (ve derler) tâatun (itaat) fe izâ (fakat ne zaman ki) berezû (yanından ayrıldıklarında) min indike (senin yanından) beyyete (geceleyin kurarlar) tâifetun (bir grup) minhum (onlardan) gayre (başka) ellezî (şeyden ki) tekûlu (sen söylüyorsun) vallâhu (ve Allah) yektubu (yazar) mâ (şeyi ki) yubeyyitûne (gece kurduklarını) fe a’rid (yüz çevir) anhum (onlardan) ve tevekkel (ve güven) alallâh (Allah’a) ve kefâ (ve yeter) billâhi (Allah) vekîlâ (vekil olarak)
Mukatil Tefsiri
Sonra Allah Teâlâ münafıklardan söz ederek şöyle buyurdu: “İtaat ediyoruz derler.” Bu, Peygamber onları cihada çağırdığı zaman söyledikleri sözdür. Onlar Peygamber’in yanına girip: “Bize ne emredersen emret, emrine itaat edeceğiz” derlerdi. Fakat onun yanından ayrıldıklarında muhalefet eder ve Peygamber’in kendilerine söylediklerinden başka şeyler konuşurlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: “İtaat ediyoruz derler; fakat senin yanından çıkınca…” Yani ey Muhammed, senin yanından ayrılıp çıktıklarında, “içlerinden bir grup geceleyin senin söylediğinden başka şeyler kurarlar.” Yani içlerinden bir topluluk gizlice bir araya gelerek başka planlar yapar.
“Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır”; yani görevli melekler onların söyledikleri yalanları ve gizli konuşmalarını kaydetmektedir.
“Sen onlardan yüz çevir”; burada Celâs b. Süveyd ve Amr b. Zeyd kastedilmektedir. Yani onları azarlama. “Allah’a tevekkül et”; yani Allah’a güven. “Vekil olarak Allah yeter”; yani koruyucu ve savunucu olarak Allah yeter. Allah’tan daha güçlü bir koruyucu yoktur. Ayrıca “vekil” ifadesi, onların gizledikleri şeylere şahit olan anlamında da açıklanmıştır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bu ayette şöyle buyurmaktadır: “İtaat ediyoruz” diyenler, daha önce savaş kendilerine farz kılındığında insanlardan Allah’tan korkar gibi, hatta daha şiddetli korkan kimselerdir. Bunlar, Allah’ın durumlarını haber verdiği topluluktur. Peygambere bir emir verdiğinde: “Emrin başımız üstüne, senin bize emrettiğin ve yasakladığın hususlarda sana itaat edeceğiz” derler. Fakat ey Muhammed, senin yanından ayrılıp çıktıklarında içlerinden bir grup, geceleyin senin kendilerine söylediğinden başka şeyler tasarlayıp kararlaştırır. Buradaki “beyyete” ifadesi, geceleyin bir iş tasarlamak ve kararlaştırmak anlamındadır. Gece yapılan her iş için bu kelime kullanılır. Düşmana gece baskını yapmak da aynı kökten gelir. Şairin şu sözü de bu anlamdadır:
“Bana geldiler; fakat geceleyin kurdukları şeyi beğenmedim. Çünkü bana hoş karşılanmayacak bir işle gelmişlerdi.”
Yani onların geceleyin kararlaştırdıkları ve üzerinde anlaştıkları şeyi kabul etmedim. Yine başka bir şair şöyle demiştir:
“Gece vakti beni kınamak için kalkıp geldin; dinle! Bu kınaman ne büyük bir düşüncesizliktir; artık uyu!”
Yüce Allah’ın, “Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır” buyruğunun anlamı şudur: Allah, onların senin sözlerini değiştirerek geceleyin tasarladıkları şeyleri, koruyucu meleklerin tuttukları amel defterlerine yazdırmaktadır.
Bu konuda tefsir ehli de şöyle demiştir:
Katâde, “İçlerinden bir grup senin söylediğinden başka şeyler tasarlar” ayeti hakkında: “Peygamberin kendilerine verdiği emri değiştiriyorlardı” demiştir.
İbn Abbas da bu ayet hakkında: “Onlar, Peygamberin söylediğini değiştiriyorlardı” demiştir.
Süddî de aynı şekilde: “Onlar Peygamberin söylediğini değiştiriyorlardı” demiştir. Yine Süddî şöyle demiştir: “Bunlar münafıklardır. Peygamberin huzurunda bulunduklarında bir emir verdiğinde ‘İtaat ediyoruz’ derlerdi. Fakat yanından ayrıldıklarında içlerinden bir grup onun söylediklerini değiştirirdi. ‘Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır’ buyruğu ise, söyledikleri her şeyin yazılmakta olduğunu ifade etmektedir.”
İbn Cüreyc’in İbn Abbas’tan naklettiğine göre de ayetin anlamı: “Onlar, Resulün söylediğini değiştiriyorlardı” şeklindedir.
İbn Abbas’tan gelen başka bir rivayette ise şöyle denilmektedir: Bunlar, Resulün yanında “Allah’a ve Resulüne iman ettik” diyerek canlarını ve mallarını güvence altına almak isteyen kimselerdi. Resulün yanından ayrıldıklarında ise onun yanında söylediklerinin tersini yaparlardı. Allah da onları kınayarak: “İçlerinden bir grup senin söylediğinden başka şeyler tasarlar” buyurmuştur. Yani Peygamberin söylediklerini değiştiriyorlardı.
Dahhâk da bu ayette kastedilenlerin münafıklar olduğunu söylemiştir.
“İtaat” kelimesinin merfû oluşu, cümlenin içinde gizli bulunan bir ifadeye dayanmaktadır. Takdiri: “Emrin itaattir” veya “Bizden sana itaat vardır” şeklindedir.
“İçlerinden bir grup tasarladı” ifadesindeki okuyuş farklılıklarına gelince; Medine, Irak ve diğer bölgelerin kıraat âlimlerinin çoğu fiildeki te harfini fetha ile okumuştur. Iraklı bazı kurrâ ise onu sakin okuyup ardından gelen tı harfine idgam etmişlerdir. Ebû Ca‘fer et-Taberî’ye göre doğru ve daha fasih okuyuş, idgamsız olan okuyuştur. Çünkü te ve tı iki ayrı harftir. Bununla birlikte idgamlı okuyuş da Arap dilinde bilinen ve caiz olan bir kullanımdır.
“Artık onlardan yüz çevir, Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter” buyruğunun anlamı ise şudur: Ey Muhammed! Sana karşı görünüşte itaat ettiklerini söyleyen, fakat yanından ayrıldıktan sonra emrine aykırı davranıp söylediklerini değiştiren bu münafıklardan yüz çevir. Onları içinde bulundukları sapıklıkla baş başa bırak. Onların cezasını vermeyi bana bırak ve bana güven. Allah’a dayanıp tevekkül et. Çünkü Allah sana yeter. O, senin işlerini üstlenen dostundur; seni koruyan, savunan ve yardım eden de O’dur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…