İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkâr edenler ise tâğut yolunda savaşırlar. O hâlde şeytanın dostlarıyla savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ellezîne (iman edenler) âmenû (iman ederler) yukâtilûne (savaşırlar) fî sebîlillâh (Allah yolunda) vellezîne (ve inkâr edenler) keferû (inkâr edenler) yukâtilûne (savaşırlar) fî sebîli’t-tâğût (tağut yolunda) fe kâtilû (o halde savaşın) evliyâe’ş-şeytân (şeytanın dostlarına) inne (şüphesiz) keyde’ş-şeytân (şeytanın hilesi) kâne (olmuştur) da’îfâ (zayıf)
Mukatil Tefsiri
Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “İman edenler Allah yolunda savaşırlar”; yani Allah’a itaat uğrunda savaşırlar. “İnkâr edenler ise tâğut yolunda savaşırlar”; yani şeytana itaat uğrunda savaşırlar.
Ardından Allah Teâlâ müminleri teşvik ederek şöyle buyurdu: “Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın”; yani Mekke’deki müşriklerle savaşın.
“Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır”; yani şeytanın tuzağı ve hilesi güçsüzdür, gevşektir. Bu, şu ayetteki ifade gibidir: “Kâfirlerin tuzağını boşa çıkarandır.” (Enfâl 18) Yani kâfirlerin hilesini zayıflatan ve etkisiz bırakan Allah’tır.
Bunun ardından Peygamber Mekke’ye yürüdü ve onu fethetti. Allah Teâlâ da güçsüz bırakılmış kimselere bir çıkış yolu verdi.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah’ı ve Resûlü’nü tasdik eden, Allah’ın kendisine iman edenlere vaat ettiği şeylerin gerçek olduğuna kesin olarak inanan kimseler, “Allah yolunda savaşırlar.” Yani Allah’a itaat uğrunda, O’nun dininin yolu üzerinde ve kulları için koyduğu şeriat doğrultusunda savaşırlar.
“İnkâr edenler ise tâğut yolunda savaşırlar.” Yani Allah’ın birliğini inkâr eden, Resûlü’nü ve onun Rabbinden getirdiği şeyleri yalanlayan kimseler, şeytanın itaat yolu uğrunda savaşırlar. Buradaki “tâğut yolu”, şeytanın yolu, yöntemi ve Allah’ı inkâr eden dostları için belirlediği yaşam tarzıdır.
Allah Teâlâ, Resûlü’nün ashabından olan müminlerin kararlılıklarını güçlendirmek, onları kendi düşmanlarına ve dininin düşmanlarına karşı teşvik etmek için şöyle buyurmaktadır: “O hâlde ey müminler, şeytanın dostlarıyla savaşın.” Burada kastedilenler, Allah’a itaat etmeyip şeytana itaat eden, Allah’ı inkâr eden, şeytanın emrine uyan ve ona yardım eden kimselerdir.
“Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” Burada şeytanın hilesinden maksat, Allah’ı inkâr eden dostlarını Resûlü’ne ve Allah’a iman eden dostlarına karşı bir araya getirerek müminlere karşı kurduğu tuzaktır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Şeytanın dostlarından korkmayın. Çünkü onlar sadece şeytanın taraftarları ve yardımcılarıdır. Şeytanın taraftarları ise zayıf ve güçsüz kimselerdir.
Allah Teâlâ onları zayıf olarak nitelemiştir. Çünkü onlar savaşırken bir sevap umarak savaşmazlar; savaşı terk ettiklerinde de bir cezadan korktukları için terk etmezler. Onlar ancak kabile taassubu, öfke veya Allah’ın müminlere verdiği nimetlere karşı duydukları kıskançlık sebebiyle savaşırlar.
Buna karşılık mümin, savaşıyorsa Allah’ın büyük sevabını umarak savaşır; savaşı terk edecek olursa da Allah’ın tehdidinden korktuğu için terk eder. Bu yüzden o, öldürülürse Allah katında kendisini bekleyen mükâfatı bilerek, sağ kalırsa elde edeceği ganimet ve zaferi düşünerek bilinçli bir şekilde savaşır.
Kâfir ise öldürülmek korkusuyla ve ahirette bir dönüş ümidi bulunmaksızın savaşır. Bu sebeple o, zayıf ve korku içindedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…