Nikahda vekil kılmak caizdir, ister velisi o ortamda bulunsun veya bulunmasın, mücbir olsun, olmasın, fark etmez. Nitekim rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Meymune ile evlenirken (sahabeden olan) Ebu Rafi’i vekil kılmıştır. Bunun yanında Ümmü Habibe ile evlenirken de Amr b. Umeyye’yi vekil kılmıştır. Çünkü nikah, -alışveriş gibi- karşılıklı bir ivaz akdi olduğu için, bu hususta vekil kılmak caizdir.
Mutlak ve mukayyet olarak vekil kılmak caizdir. Mukayyed olanı, belirli bir kimseyi evlendirmede vekil kılmaktır. Mutlak olanı ise istediği ve razı olduğu kimseyi evlendirmede vekil kılmaktır. Vekil kılma noktasında kadının izni, vekaletin geçerliliği için muteber olmaz, ister vekil kılınan kişi baba yahut başkası olsun, fark etmez. Çünkü vekil kılmak, evlilik hakkında veli tarafından verilen bir izindir; dolayısıyla -hakim’in izni gibi- kadının ne iznine gerek vardır ne de şahitliğe.
Vekil için sabit olan hususlar, cebren olan ve olmayan şeyler noktasında müvekkil için de sabit olur. Nikahtaki veli olma durumunu vasiyetle gerçekleştirmek mümkün müdür? Bu noktada İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir: Ondan nakledildiğine göre bunu vasiyetle gerçekleştirmek mümkündür. Bu, İmam Malik’in görüşüdür. Çünkü vasiyet konusu, baba için sabit olan bir velayet hakkıdır; dolayısıyla bunu -mala velayet etmede olduğu gibi- vasiyet etmesi caizdir.
Ondan, bunu vasiyetle gerçekleştirmenin mümkün olmadığına dair görüşü de nakledilmiştir. Bunu da Sevri, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Zira vasiyet, şer’ an başkasına intikal eden bir velayettir. Öyleyse bunu başkasına vasiyet etmek caiz olmaz, tıpkı hadane (çocuk bakımı) gibi kabul edilir.