Ve şüphesiz O, Şi’râ yıldızının Rabbidir.
Diyanet Vakfı
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi de Odur.
Kurtubi Tefsiri
Şi’ra yıldızının Rabbinin gerçekten O olduğunu;
“Şi’ra yıldızının Rabbinin gerçekten O olduğunu” âyetinde geçen “eş-Şi’ra yıldızı” Şi’ra: Yaldırak dedikleri bir büyük yıldızdır (Akteri) Siriııs ve Dng Star diye bilinir, (üa’le-bekki, el-Mevarid Arabi-İngilizi) el-Cevza’dan Cevza (İkizler); Burçlardan bir burçtur. (Ahteri) sonra doğan aydınlık bir yıldızdır. Bu yıldız çok sıcak zamanlarda doğar. Bu isimle anılan yıldızlar iki tanedir. Birincisi el-Cevza (ikizler)de bulunan ve “el-Abur” Abur: Cevza’nın ardındaki bir yıldızdur. (Ahteri) diye bilinen yıldızdır. Diğeri ise Zira’da bulunan eş-Şi’ra el-Gumeysa Ğumeysa: Bir yıldızın adıdır. (Ahteri) Ğumeysa: İki Şi’ra yıldızından biridir Diğerinin atlı el-Abur’dur. Her ikiside el-Cevza (ikizler) yakınında parlak birer yıldızdır yıldızıdır. Araplar bu iki yıldızın da “Süheyl yıldızının kızkardeşleri” olduklarını iddia ederler.
Yüce Allah başka şeylerin de Rabbî olmakla birlikte Şİ’ra yıldızının Rabbi olduğunu sözkonusu etmesinin sebebi Arapların bu yıldıza ibadet etmeleri idi. Yüce Allah böylece onlara Şi’ra yıldızının da bir Rabbinin olduğunu, kendisinin asla rab olamadığını göstermektedir.
Bu yıldıza kimlerin ibadet ettiği hususunda görüş ayrılığı vardır. es-Süddî buna Hımyer ve Huzaalılar ibadet ediyordu, demiştir. Başkaları ise bu yıldıza ibadet eden ilk kişi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın anne tarafından dedelerinden birisi olan Ebû Kebşe’dir, Bundan dolayı Arap müşrikleri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın Allah’a davet edip dinlerine muhalefet ettiği zaman onu “Ebû Kebşe’nin oğlu” diye adlandırmış ve: Bu Ebû Kebşe’nin oğlundan çektiğimiz nedir? demişlerdi. Ebû Süfyan da Mekke’nin fethedildiği günü dar geçitlerden birisinde durmuş ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın askerleri onun önünden geçerken: Yemin olsun Ebû Kebşe’nin oğlunun İşi gerçekten güçlenmiş bir durumdadır, demişti.
Bununla birlikte Araplardan Şi’ra yıldızına ibadet etmeyenler de, o yıldızı tazim ediyor ve onun kainata etkisinin bulunduğuna inanıyordu. Şair şöyle demiştir:
“Eylül geçti ve sıcaklar kalktı,
(Cevza burcunun alt tarafında bulunan) eş-Şi’ra el-Abur da ateşini dindirdi.”
Denildiğine göre; Arapların hurafeleri arasında şunlar da vardı: Süheyl ile Şi’ra yıldızlan karıkoca idiler. Süheyl aşağı doğru Yemen tarafına kaydı, Şi’ra Abur da samanyolunu geçip gittiğinden ötürü “el-Abur (geçip giden, kateden)” diye adlandırılmıştır. el-Ğumeysa ise yerinde kaldı, Süheyl’i kaybettiği için gözlerinde beyaz çapaklar oluşuncaya kadar ağladı. Biri diğerinden daha saklı olduğundan ötürü ona Ğumeysa denildi.