Her kim, namazını bitirmeden önce işlediği bir sehiv (unutma, hata vb.) sebebiyle selam verir, sonra fasıla uzamadan önce durumu anlar; ancak abdesti bozulmuş olursa, bu durumda onun (abdest aldıktan sonra) geri kalanı kısmını kılması gerekir. Peşine teşehhüd yapar ve selam verir, ardından sehiv secdesi yapar, teşehhüd eder ve selam verip namazını tamamlar.
el-Muvaffak der ki: Bir rekatı ve fazlasını unutan kimse hakkında, namazını tamamlayabileceğinin cevazı hususunda ihtilaf edeni bilmiyoruz. Bu noktadaki temel Ebu Hureyre’den gelen rivayettir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) iki rekat namazını kılıp bitirince, Zu’l Yedeyn ayağa kalktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Namaz kısaldı mı yoksa sen mi unuttun?’ dedi. Hz. Peygamber: ‘Zu’l Yedeyn ne söylüyor?’ buyurdu. ‘Doğru söyledi, iki rekatten başka kılmadınız,’ dediler. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) iki rekat daha kıldırdı ve selam verdi. Sonra iki tane (sehiv) secdesi yaptı.”
Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Müslim’in, İmran b. Husayn’dan yaptığı nakle göre, o şöyle demiştir: “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) üçüncü rekatta iken selam verdi…”
Devamla (der ki): “Terk ettiği rekatı kıldı, ardından selam verdi sonra iki defa sehiv secdesi yaptı, sonra da selam verip (namazı bitirdi.)”
Şayet fasıla uzayacak ya da abdesti bozulacak olursa, bu durumda namaza baştan başlar. Bu, aynı zamanda İmam Şafü’nün de görüşüdür.
Buna benzer bir açıklamayı İmam Malik de yapmıştır.
Yahya el-Ensari, Leys ve Evzfü ise; abdestini bozmadığı sürece (eksik kaldığını) bina edip tamamlar, demişlerdir.
Birinci görüşün ileri sürdüğü husus, bunun tek bir namaz olması hasebiyle, uzun bir fasılanın olmasından dolayı —tıpkı abdestinin bozulmasında olduğu gibi— namazın bir bölümünü üzerine bina etmekle caiz olmayacağı yönündedir.
Chat
Sohbet Yükleniyor...