Sünnet olan, bayram namazının (büyük) namazgahta kılınmasıdır. Bunu, Evzai ve Rey ashabı güzel görmüşlerdir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), namazgaha çıkar, mescidinden ayrılırdı. Ondan sonra halifeleri de aynısını yapmışlardır. Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), mescidi yakınında olduğu halde en faziletli olanı terk etmezdi; uzakta da bulunmuş olsa ameli tam olarak gerçekleştirmeyi yeğlerdi. O (sallallahu aleyhi ve sellem)’in —bir özür olmadıkça— mescidinde bayram namazı kıldırdığı nakledilmiş değildir. Bunda Müslümanların icması da vardır. Çünkü —mescid dar da olsa geniş de olsa— insanlar her zaman ve her yerde bayram namazını eda etmek için namazgaha çıkmaktadırlar.
İmam Şafii’den nakledildiğine göre; şayet beldenin mescidi geniş olursa, orada namaz kılmak daha faziletlidir. Çünkü bu, yerin en hayırlı ve en temiz yeri sayılır. Bu nedenledir ki Mekke halkı, Mescid-i Haram’da namazlarını kılarlar. Buna ise, “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, şerefli olmasına rağmen mescidinde bayram namazını kılmayıp namazgaha çıkması” ile cevap verilmiştir. Bir de evde nafile namazı kılmak, şerefli olmasına rağmen mescidde kılmaktan daha faziletlidir.
Sabah namazından sonra bayram namazına erkenden gitmek, müstehaptır; ancak imam bunun dışındadır. Çünkü o, bayram namazına yakın vakitte gider. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), böyle yapardı. Bu minvalde Ebu Said hadisinde şöyle geçmektedir: “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), Kurban ve Ramazan Bayramı günlerinde namaz için namazgaha giderdi ve orada öncelikle namaza başlardı.”
İmamın dışındakilerin ise erkenden gitmeleri ve imamın yakınında yer almaları müstehap sayılmıştır. Böylelikle erken gelmenin ecrini ve namazı bekleme sevabını elde etmiş olur. İmama yakın olmak için ilerlerken, insanların üzerinden (omuzlarına) çarpmaksızın ve onlara eziyet vermeksizin gitmelidir.
Bayrama giderken, tıpkı Cuma’daki gibi yürüyerek, vakarlı ve sakin bir şekilde gitmek müstehap sayılmıştır. Yürüyerek gitmeyi müstehap sayanlardan birisi de Ömer b. Abdulaziz, Nehai, Sevri, İmam Şafii ve başkaları olmuştur. Yolda ilerlerken sesli şekilde tekbir alır (Allahu Ekber, der). Bunu, İmam Malik, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. Ebu Hanife ise; Kurban bayramında tekbir getirir, Ramazan bayramında ise tekbir getirmez, demiştir.