"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nahl Suresi – Yapay Zeka Meali

1- Allah’ın emri geldi; artık onu acele istemeyin. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yücedir.

2- Melekleri, emrinden olan ruh ile kullarından dilediğine indirir ki: “Benden başka ilah yoktur, o halde benden sakının” diye uyarın.

3- O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, onların ortak koştuklarından yücedir.

4- İnsanı bir nutfeden yarattı, buna rağmen o apaçık bir tartışmacıdır.

5- Hayvanları da sizin için yarattı, onlarda sizin için ısınma ve faydalar vardır ve onlardan yersiniz.

6- Onlarda sizin için akşam getirirken de sabah salarken de bir güzellik vardır.

7- Yüklerinizi, ancak zorlukla ulaşabileceğiniz bir beldeye taşırlar, şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

8- Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs olması için yarattı ve bilmediğiniz şeyleri de yaratır.

9- Doğru yolu göstermek Allah’a aittir, o yollardan sapmış olanlar da vardır, eğer dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.

10- O, gökten su indirendir, ondan sizin için içecek vardır ve ondan hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler çıkar.

11- Onunla sizin için ekin, zeytin, hurma, üzüm ve her türlü meyveyi bitirir, bunda düşünen bir topluluk için bir delil vardır.

12- Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin hizmetinize verdi ve yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğdirilmiştir, bunda akleden bir topluluk için deliller vardır.

13- Yeryüzünde sizin için yarattığı türlü renklerdeki şeylerde de öğüt alan bir topluluk için bir delil vardır.

14- O, denizi sizin hizmetinize verendir ki ondan taze et yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyası çıkarasınız, gemilerin orada yararak gittiğini görürsün, O’nun lütfundan arayasınız ve şükredesiniz diye.

15- Yeryüzüne sizi sarsmaması için sağlam dağlar yerleştirdi, nehirler ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız.

16- Ve işaretler koydu, yıldızlarla da onlar yollarını bulurlar.

17- Yaratan, yaratmayan gibi olur mu, artık düşünmez misiniz?

18- Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

19- Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.

20- Allah’tan başka taptıkları hiçbir şey yaratamazlar, aksine kendileri yaratılmıştır.

21- Onlar diriler değil ölülerdir ve ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

22- Sizin ilahınız tek bir ilahtır, ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır ve onlar büyüklük taslayanlardır.

23- Şüphesiz Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir, çünkü O büyüklük taslayanları sevmez.

24- Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde “Öncekilerin masalları” derler.

25- Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak yüklensinler ve bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklensinler; dikkat edin, ne kötü yükleniyorlar.

26- Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı; Allah onların yapısını temellerinden yıktı, tavan üzerlerine çöktü ve azap onlara farkında olmadıkları yerden geldi.

27- Sonra kıyamet günü onları rezil eder ve “Benim ortaklarım hani, uğrunda çekiştiğiniz kimseler nerede?” der; kendilerine ilim verilenler “Bugün rezillik ve kötü azap kâfirlerin üzerinedir” derler.

28- Melekler onların canlarını alırken kendilerine zulmeden kimseler olarak alırlar; onlar da teslim olup “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler; hayır, Allah sizin yaptıklarınızı bilendir.

29- Öyleyse içinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin; büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür.

30- Takvâ sahiplerine “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde “Hayır indirdi” derler; güzel davrananlar için bu dünyada güzellik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır ve takvâ sahiplerinin yurdu ne güzeldir.

31- İçine girecekleri Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar, orada diledikleri her şey onlarındır; Allah takvâ sahiplerini işte böyle ödüllendirir.

32- Melekler onların canlarını temiz olarak alırlar; “Selâm size, yaptıklarınıza karşılık cennete girin” derler.

33- Onlar, kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yaptı; Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

34- Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

35- Müşrikler dediler ki: “Allah dileseydi biz de atalarımız da O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik ve O’ndan başka hiçbir şeyi haram kılmazdık”; onlardan öncekiler de böyle yaptı; artık peygamberlere düşen apaçık tebliğden başka nedir?

36- Andolsun ki her ümmete “Allah’a ibadet edin ve tâğuttan sakının” diye bir peygamber gönderdik; onlardan kimine Allah hidayet verdi, kimine de sapıklık hak oldu; yeryüzünde gezip yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.

37- Onların hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez; onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

38- Allah’a var güçleriyle yemin ettiler: “Allah öleni diriltmez” dediler; hayır, bu O’nun üzerine hak bir vaattir, fakat insanların çoğu bilmez.

39- Onlara ihtilaf ettikleri şeyi açıklamak ve inkâr edenlerin yalancı olduklarını bilmeleri için.

40- Biz bir şeyi dilediğimiz zaman sözümüz sadece ona “Ol” dememizdir, o da hemen oluverir.

41- Allah yolunda hicret edenleri, zulme uğradıktan sonra dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz; ahiret mükâfatı ise daha büyüktür; keşke bilselerdi.

42- Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

43- Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri gönderdik; bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

44- Açık deliller ve kitaplarla; sana da zikri indirdik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın; umulur ki düşünürler.

45- Kötülük planlayanlar, Allah’ın kendilerini yere batırmasından veya farkında olmadıkları yerden azabın gelmesinden emin mi oldular?

46- Yahut onları dönüp dolaştıkları sırada yakalamasından; onlar Allah’ı aciz bırakamazlar.

47- Yahut onları korku içinde yakalamasından; şüphesiz Rabbin çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

48- Allah’ın yarattığı şeylere bakmadılar mı? Gölgesi sağdan ve soldan Allah’a secde ederek döner ve onlar boyun eğmişlerdir.

49- Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler Allah’a secde ederler ve onlar kibirlenmezler.

50- Üstlerinde olan Rablerinden korkarlar ve emredildiklerini yaparlar.

51- Allah şöyle buyurdu: “İki ilah edinmeyin; O ancak tek ilahtır; öyleyse yalnız benden korkun.”

52- Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur; din de sürekli olarak O’nundur; hâl böyleyken Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?

53- Sizin sahip olduğunuz her nimet Allah’tandır; sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız.

54- Sonra O, sıkıntıyı sizden giderdiğinde, içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar.

55- Kendilerine verdiğimiz nimeti inkâr etsinler diye; öyleyse biraz faydalanın, yakında bileceksiniz.

56- Kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hakkında hiçbir şey bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar; Allah’a andolsun ki uydurduklarınızdan mutlaka sorguya çekileceksiniz.

57- Allah’a kızlar isnat ederler; O bundan münezzehtir; kendileri için ise istediklerini seçerler.

58- Onlardan birine kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir ve öfkesini içine gömer.

59- Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı halktan gizlenir; onu aşağılanmış hâlde yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, ne kötü hüküm veriyorlar.

60- Ahirete iman etmeyenler için kötü bir örnek vardır; en yüce örnek ise Allah’a aittir. O, mutlak güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

61- Eğer Allah insanları zulümleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı; fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler. Süreleri geldiğinde ne bir an geri kalırlar ne de ileri giderler.

62- Kendileri hoşlanmadıkları şeyi Allah’a isnat ediyorlar ve dilleri yalan yere en güzel sonucun kendilerine ait olduğunu söylüyor. Şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar oraya önden gönderileceklerdir.

63- Allah’a yemin olsun ki, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik; fakat şeytan onlara yaptıklarını süsledi. Bugün onların dostu odur ve onlar için acı bir azap vardır.

64- Biz sana kitabı ancak onların ihtilaf ettikleri şeyi kendilerine açıklaman için indirdik; o, iman eden bir kavim için hidayet ve rahmettir.

65- Allah gökten su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti; bunda işiten bir kavim için bir ibret vardır.

66- Şüphesiz sizin için hayvanlarda da bir ibret vardır; onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından size hâlis, içenlere kolay gelen süt içiriyoruz.

67- Hurma ve üzüm meyvelerinden hem sarhoşluk veren içecek hem de güzel bir rızık edinirsiniz; bunda akleden bir kavim için bir ibret vardır.

68- Rabbin bal arısına vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları yapılardan kendine evler edin.”

69- Sonra her türlü meyveden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü. Onun karnından, renkleri çeşitli bir içecek çıkar; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.

70- Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürecek; içinizden kimi de ömrün en düşkün çağına geri döndürülür ki bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Şüphesiz Allah bilendir, güç yetirendir.

71- Allah rızıkta birinizi diğerine üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de onlarla eşit hâle gelmezler. Öyleyse Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

72- Allah sizin için kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de size çocuklar ve torunlar verdi ve sizi temiz rızıklarla rızıklandırdı. Öyleyken batıla mı inanıyorlar ve Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

73- Allah’tan başka, kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızık veremeyen ve buna gücü yetmeyen şeylere tapıyorlar.

74- O hâlde Allah’a benzerler koşmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.

75- Allah şöyle bir misal verdi: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olan bir köle ile kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli ve açık infak eden kimse; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a aittir, fakat onların çoğu bilmez.

76- Allah şöyle bir misal daha verdi: İki adam; bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine yük olur; nereye gönderilse bir hayır getirmez. Bu, adaleti emreden ve dosdoğru bir yol üzerinde olan kimse ile bir olur mu?

77- Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyametin kopması ise ancak göz açıp kapama gibi yahut daha da yakındır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

78- Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; size işitme, görme ve kalpler verdi ki şükredesiniz.

79- Onlar gökte boyun eğdirilmiş olarak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları Allah’tan başka tutan yoktur. Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için ibretler vardır.

80- Allah size evlerinizden bir huzur yeri yaptı; hayvanların derilerinden de size, göç gününüzde ve konakladığınız gün kolayca taşıyabileceğiniz evler yaptı; onların yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından da bir süreye kadar kullanacağınız eşya ve geçimlikler verdi.

81- Allah, yarattıklarından size gölgeler yaptı; dağlardan da sizin için sığınaklar yaptı; size sıcakdan koruyan giysiler ve savaşınızdan koruyan giysiler yaptı. İşte böylece üzerinize nimetini tamamlar ki teslim olasınız.

82- Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak apaçık tebliğdir.

83- Allah’ın nimetini bilirler, sonra onu inkâr ederler; onların çoğu kâfirlerdir.

84- O gün her ümmetten bir şahit göndeririz; sonra kâfirlere izin verilmez ve onlar özür de beyan edemezler.

85- Zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

86- Şirk koşanlar, ortaklarını gördüklerinde: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine dua ettiğimiz ortaklarımızdır” derler. Onlar da kendilerine söz atarak: “Siz gerçekten yalancısınız” derler.

87- O gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gider.

88- Kâfir olanlar ve Allah yolundan alıkoyanlar; yaptıkları bozgunculuk sebebiyle onlara azap üstüne azap artırdık.

89- Her ümmet içinde, kendilerinden olan bir şahit gönderdiğimiz gün, seni de bunların üzerine şahit getireceğiz. Sana bu kitabı her şeyin açıklaması, hidayet, rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

90- Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. O size öğüt verir ki düşünüp öğüt alasınız.

91- Allah’ın ahdini yerine getirin, antlaştığınız zaman; yeminleri sağlamlaştırdıktan sonra bozmayın. Oysa Allah’ı üzerinize kefil kılmıştınız. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.

92- İpliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın; yeminlerinizi aranızda hile ve fesat aracı yaparsınız. Bir topluluk diğerinden daha çoktur diye (yeminlerinizi bozarsınız). Allah sizi bununla imtihan eder ve kıyamet günü ihtilaf ettiğiniz şeyleri size mutlaka açıklayacaktır.

93- Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı; fakat dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan mutlaka sorguya çekileceksiniz.

94- Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat aracı yapmayın; sonra sağlam bastıktan sonra bir ayak kayar da Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız ve sizin için büyük bir azap vardır.

95- Allah’ın ahdini az bir bedel karşılığında satmayın. Şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz.

96- Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlere yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlarını mutlaka vereceğiz.

97- Erkek veya kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, ona mutlaka güzel bir hayat yaşatırız ve onların mükâfatını yaptıklarının en güzeliyle veririz.

98- Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

99- Şüphesiz şeytanın, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.

100- Onun hâkimiyeti ancak onu dost edinenler ve onun sebebiyle şirk koşanlar üzerindedir.

101- Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimizde —Allah ne indirdiğini daha iyi bilir— “Sen ancak iftira ediyorsun” dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

102- De ki: “Onu, Rabbinden hak ile Ruhulkudüs indirdi; iman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlar için bir hidayet ve müjde olmak üzere.”

103- Andolsun biz biliyoruz ki onlar: “Onu bir insan öğretiyor” diyorlar. Oysa yöneldikleri kimsenin dili yabancıdır; bu ise apaçık Arapça bir dildir.

104- Şüphesiz Allah’ın ayetlerine iman etmeyenleri Allah hidayete erdirmez; onlar için elem verici bir azap vardır.

105- Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler uydurur; işte onlar yalancıların ta kendileridir.

106- Kim iman ettikten sonra Allah’ı inkâr ederse —kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan hariç— fakat kim küfre gönlünü açarsa, işte onların üzerine Allah’tan bir gazap vardır ve onlar için büyük bir azap vardır.

107- Bu, onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerindendir ve Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

108- İşte onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir; işte onlar gafillerin ta kendileridir.

109- Şüphesiz onlar ahirette hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

110- Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet gördükten sonra hicret eden, ardından cihad eden ve sabredenler için elbette bağışlayıcıdır, merhametlidir.

111- O gün her nefis kendi nefsi için mücadele eder ve her nefse yaptığının karşılığı tam olarak verilir; onlara zulmedilmez.

112- Allah bir şehri örnek verdi: Güvenli ve huzurlu idi; rızkı her yerden bol bol geliyordu; fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük etti, bunun üzerine Allah onlara yaptıkları yüzünden açlık ve korku elbisesini tattırdı.

113- Andolsun, onlara kendilerinden bir peygamber gelmişti de onu yalanladılar; bunun üzerine zulmederlerken azap onları yakaladı.

114- Artık Allah’ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyin ve Allah’ın nimetlerine şükredin; eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız.

115- Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Kim mecbur kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla, şüphesiz Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

116- Dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle “bu helaldir, bu haramdır” demeyin; böylece Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan isnat edenler kurtuluşa eremezler.

117- Az bir menfaat vardır; fakat onlar için elem verici bir azap vardır.

118- Yahudilere ise daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

119- Sonra şüphesiz Rabbin, cahillikle kötülük işleyen, sonra bunun ardından tövbe edip kendini düzeltenler için elbette bağışlayıcıdır, merhametlidir.

120- Şüphesiz İbrahim bir ümmet idi; Allah’a itaat eden, hanif idi ve müşriklerden değildi.

121- Allah’ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçti ve doğru yola iletti.

122- Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

123- Sonra sana vahyettik: Hanif olarak İbrahim’in dinine uy; o müşriklerden değildi.

124- Cumartesi ancak onun hakkında ihtilafa düşenlere kılındı. Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilaf ettikleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

125- Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir.

126- Eğer cezalandırırsanız, size yapılanın benzeri ile cezalandırın. Ama sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

127- Sabret; senin sabrın ancak Allah iledir. Onlara üzülme ve kurdukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme.

128- Şüphesiz Allah, sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir.

https://kutsalayet.de/hicr-suresi-yapay-zeka-meali/,https://kutsalayet.de/isra-suresi-yapay-zeka-meali/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız