Güçlendirdikten sonra ipliğini çözüp bozan kadın gibi olmayın. Aranızda, bir topluluk diğerinden daha güçlü diye yeminlerinizi hile konusu yapmayın. Allah, sizi bununla imtihan eder. Kıyamet günü, hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi mutlaka size açıklayacaktır.
Diyanet Vakfı
Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.
Kurtubi Tefsiri
İpliğini sağlamca eğirdikten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmet, diğer bir ümmetten daha çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat aracı ediniyorsunuz… (ha)? Herhalde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi O kıyâmet gününde elbette size açıklayacaktır.
“İpliğini sağlamca eğirdikten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın” âyetinde geçen, Söküp bozmak, nakzetmek” ile aynı şeylerdir. Bu köklerden isim; ile, şeklinde gelir. Birincisinin çoğulu (âyette geçtiği üzere); şeklindedir.
Bu âyet-i kerîme, yemin eden, ahidleşen ve ahdini sağlamlaştırıp pekiştirdikten sonra bozan kimseyi, yününü eğirip sağlam bir şekilde büktükten sonra çözen kadının durumuna benzetmektedir. Rivâyet olunduğuna göre Mekke’de, Amr b. Ka’b b. Sa’d, b. Teym b. Murre kızı Rayta diye bilinen ahmak bir kadın varmış. Ve bu kadın bu şekilde yaparmış. İşte bu benzetme onadır. Bu açıklamayı el-Ferrâ’ yapmıştır, Abdullah b. Kesir ve es-Süddî de bunu nakletmekle birlikte, kadının ismini vermemişlerdir.
Mücahid ve Katade ise, bu bir misaldir. Yoksa muayyen bir kadın ile ilgisi yoktur, demişlerdir.
Âyet-i kerimedeki; Sağlamca” kelimesi, hal olmak üzere nasb edilmiştir. Hile ve fesat” ise aldatmak, kandırmak, kötülük yapmak istemek gibi anlamlara gelir, Ebû Ubeyde der ki: Doğru olmayan her bir işe bu isim verilir
“Bir ümmet, diğer bir ümmetten çoktur diye…” âyeti ile ilgili olarak müfessirler şöyle derler: Bu âyet-i kerîme, şu şekilde davranan Araplar hakkında nazil olmuştur: Bir Arap kabilesi, bir başka kabile ile antlaştıktan sonra, bunlardan birisine sayıca çok ve güçlü bir kabile gelip de onun ahdini bozmasını, karşı tarafı aldatmasını isteyecek olursa, o kabile de ilk antlaşma yaptığı kabilenin ahdini bozar, hainlik eder ve bu büyük kabilenin yanında yer alırdı. -Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır- İşte yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: Siz, bir kesim diğer bir kesimden daha çoktur, yahut malları daha fazladır diye ahidleri bozmayınız. Müşrik düşmanlarınızın dünyada sayıca çok olduğunu ve bolluk içinde olduklarını görecek olursanız, bundan dolayı yeminlerinizi bozmaya kalkışmayınız. Maksat, kâfirlerin ve mallarının çokluğu sebebiyle tekrar küfre dönmeyi yasaklamaktır.
el-Ferrâ’ da şöyle demektedir: Âyetin anlamı şudur: Bir toplum sayıca az, siz de çoksunuz; yahut aksine siz az onlar da çok diye, o toplulukla yeminlerle pekiştirip sağlamlaştırdığını ahidlerinizi bozmayınız.
Daha çok” kelimesi O şey artıp çoğaldı” ifadesinden alınmadır. “Bununla” daki zamirin, Allah’ın emrettiği ahde bağlılığa ait olma ihtimali olduğu gibi, “daha çok oluş”a ait olma ihtimali de vardır. Yani, yüce Allah kullarını, birbirlerini kıskanmaları, birilerinin diğerlerine üstün olmak istemeleri ile mübtelâ kılmış ve kimin kendi nefsine karşı mücadele vererek, muhalefet edeceğini, kimin de nefsine uyarak hevâsı gereğince amel edeceğini ortaya çıkarmak kastıyla, onları imtihan etmiştir. Yüce Allah’ın
“Herhalde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında” öldükten sonra diriliş ve bunun dışında
“anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi O, kıyâmet gününde elbette size açıklayacaktır” âyetinin anlamı işte budur.