Kadın iki şartla kocasından nafaka almaya hak sahibi olur:
1) Cinsel temasın mümkün olması: Kadın, kendisiyle cinsel ilişki kurulması mümkün olan büyük bir kadın olmalıdır. Eğer küçük olur da kendisiyle cinsel temas mümkün değilse, ona nafaka verilmez. Bu görüş İshak, Ebu Sevr ve rey ashabına aittir. Aynı şekilde İmam Şafii’den de bu görüş aktarılmıştır. Çünkü nafakanın vacip olabilmesi için kocanın kadından faydalanması gerekir. Faydalanma mümkün olmazsa nafaka da vacip olmaz. Bu, velinin kızını teslim etmemesine benzer.
İmam Şafii başka bir yerde şöyle der: Eğer “Kadına nafaka verilir” denilirse, bu bir görüş (mezhep) teşkil eder. Bu, Sevri’nin de görüşüdür. Çünkü cinsel temasın mümkün olmaması kadının fiiliyle gerçekleşmemiştir; bu durum onu nafaka hakkından mahrum etmez. Tıpkı hasta olması gibi değerlendirilir. Ancak bu görüş, daha önceki açıklamalara göre zayıftır. Çünkü hasta olan kadınla faydalanmak yine de mümkündür, fakat burada durum tamamen imkânsızlıktır.
2) Kadının kendisini kocasına tam olarak teslim etmesi: Kadın, kocasına kendini teslim eder, onunla birlikte yaşamayı kabul ederse nafaka hakkı doğar. Ancak kadın teslimi reddeder, velisi onu men eder ya da evlilik gerçekleşmiş olmasına rağmen eşler aynı yerde durur da kadın kendini kocasına sunmaz ve erkek de onu talep etmezse, bu durumda birlikte yaşasalar bile kadına nafaka vacip olmaz.
Mehir sebebiyle teslimin reddedilmesi
Kadın, mehri verilmeden önce kendini teslim etmeyebilir. Bu onun hakkıdır. Çünkü kendisini teslim etmesi, cima hakkının doğmasına yol açar ve koca bu haktan sonra mehri ödemezse, kadın bu durumu telafi edemez. Bu sebeple kadın, mehrini alıncaya kadar teslimi erteleyebilir ve bu durumda nafaka alma hakkı doğar.