"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Müzdelife’ye gidiş

Müstehap olan kişinin vakfesine devam etmesi ve imam’ın Müzdelife’ye doğru yola koyulmasına dair (işaretinin) akabinde sekinet ve vakar üzere yola çıkmasıdır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) yola çıkınca, Devenin yularını o kadar kasmıştı ki, devenin başı önüne isabet ediyordu. Sağ eliyle işaret ederek: “Ey İnsanlar! Yavaş olun, vakar ve sükunetinizi muhafaza edin.” diyordu.
İbn Abbas’tan nakledildiğine göre; “Kendisi Arefe günü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber hareket edip Arafat’tan ayrılınca (yolda Müzdelife’ye doğru ilerlerken) Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), arka tarafında develeri hızlı sürmek için şiddetli bağırma çağırma ve develeri dövme sesleri işitti. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara kamçısı ile işaret ederek: “Ey insanlar! Sükunetle hareket ediniz! Çünkü iyilik ve hayır, acele bir şekilde yürütmek demek değildir” buyurdu.

Telbiye getirerek ve Yüce Allah’ı zikrederek yoluna devam eder. Her daim Allah’u Teala’yı zikretmek müstehaptır, ama bu vakitte zikretmek daha önem arz etmektedir. Çünkü Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Arafat’tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin ve O’nu size gösterdiği şekilde anın.” (Bakara Suresi: 198)
Telbiye getirmek de müstehaptır; zira bu hususta el-Fadl b. Abbas şunu rivayet etmiştir: “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) cemre’yi taşlayana değin telbiye getirmeye devam etmiştir.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.

Sünnet olan Arafat’tan yola çıkınca Akşam namazını, Müzdelife’ye varıp da orada Akşam ile Yatsıyı cem ederek kılmasıdır. Bu hususta, bir ihtilaf yoktur. Bunun temeli Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu iki namazı cem ederek kılmış olduğudur.
Her namaz için kamet getirilir. Bu noktada Üsame b. Zeyd’den nakledildiğine göre, o der ki: “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) Arafat’tan yola çıktı. Nihayet bir dağ yoluna gelince (devesinden) indi ve idrarını yaptı. Ardından abdest aldı ve gayet hafif bir abdest aldı. Ben: “Namaz mı kılacaksınız?” dedim. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Namaz, ileride (Müzdelife) kılınacaktır.” buyurdu. Akabinde devesine binip Müzdelife’ye geldi, (devesinden) indi, abdestini aldı ve (bu sefer) hızlı bir şekilde abdest aldı. Sonra namaz için kamet getirildi ve akşamı kıldı. Sonra herkes konak yerlerinde develerini çökerttiler. Nihayet yatsı namazı için kamet getirildi ve yatsıyı kıldı, ikisi arasında ise bir namaz kılmadı.” Buhari ve Müslim’in ittifak etmiştir.

Birinci namaz için ezan okunup kamet getirilse, ikincisi için de (sadece) kamet getirilse bu daha güzeldir. Çünkü bu, Cabir hadisinden rivayet edilmiştir ki, söz konusu olan ziyade bunu ifade etmektedir. Diğer cemler için de bu muteber addedilmektedir. Nitekim bu, İbn Munzir ve Ebu Sevr’in de görüşünü oluşturmaktadır.

el-Harki’nin tercih ettiği görüş ise her namaz için, ezan olmaksızın sadece kamet getirileceği yönündedir. İbn Munzir şöyle der: Bu, İmam Ahmed’in iki görüşünden sonuncu olanı oluşturmaktadır. Çünkü Üsame rivayeti; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in durumunu daha iyi bilmektedir, zira Üsame, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in devesinin terkisinde bulunuyordu. O da Cabir de naklettikleri hadislerinde, her namaz için kamet getirilmesi bağlamında ittifak halindeler. Bunun yanında Üsame ile İbn Ömer ise (kametle beraber) bu namazların ezan olmaksızın kılınacağı bağlamında ittifak halindeler. İlki için ezan yoktur; çünkü Arafat’taki cem edilen iki namazın tersine buradaki namazın vakti çıkmıştır.

İmam Malik ise: Bu iki namaz (Akşam ve Yatsı) için iki ezan ve iki de kamet getirilmek suretiyle cem edilirler, demiştir.
Ancak sünnete uymak daha evladır. Nitekim İbn Abdilberr der ki: İmam Malik’in bu söylediği sözü lehinde herhangi bir merfu hadisin olduğunu bilmiyorum.

İmamla beraber cem ettiği gibi aynı zamanda tek başına kılarken de bu namazları cem edebilir. Bunda bir ihtilaf yoktur. Çünkü ikinci namaz (olan yatsı), vaktinde eda edilmiş oluyor, ama öğle ile ikindi namazları bunun tersinedir. Aynı şekilde ikisinin arasını ayırmış da olsa, cem yine iptal olmaz.

Sünnet olan, bu iki namazı kılmakta acele etmek ve binitler yerleşmeden (hacılar konaklamadan) eda edilmesidir. Çünkü Üsame hadisinde şöyle gelmiştir: “Sonra namaz için kamet getirildi ve akşamı kıldı. Sonra herkes konak yerlerinde develerini çökerttiler. Nihayet yatsı namazı için kamet getirildi ve yatsıyı kıldı, ikisi arasında ise bir namaz kılmadı.”
Bazı lafızlarda ise şöyle geçer; “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Akşamı kıldı sonra insanlar konak yerlerinde develerini çökerttiler. Yatsı namazını kılmadan hayvanların bağlarını ise çözmediler. Yatsıyı kıldıktan sonra bağları çözdüler.”
Sünnet olan bu iki namaz arasında nafile/sünnet kılmamaktır; çünkü Üsame ve İbn Ömer hadisi bunu ifade eder.

Müzdelife’ye gelmeden önce akşam namazını kılacak olur da bunu cem etmeyecek olursa, namazı sahihtir; ancak sünnete muhalif bir davranışta bulunmuş olur. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, İshak, Ebu Sevr ve Ebu Yusuf söylemiştir. Çünkü cem edilmesi caiz olan iki namazın, aynı zamanda ayrı olarak kılınması da caizdir. Mesela Arafat’ta öğle ile ikindiyi kılmak buna örnektir.

Ebu Hanife ve Sevri ise bunun yeterli olmayacağını; çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in iki namazın arasını cem etmiş olmasının, bunun bir nusuk (yani hac ibadetine ait) bir ibadet olduğunu belirtmişlerdir. Ancak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu uygulamasının en evla ve en faziletli olanı eda etmek anlamında hamledileceği, şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü en faziletli olanı yapmak demek, O (sallallahu aleyhi ve sellem)’in siretini durağanlaştırmamak demek olur. Bunun yanında onların (Ebu Hanife ve Sevri) zikrettikleri ifadeler, Arafat’ta kılınan namazların cem edilmesiyle de geçersiz sayılır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/vakfenin-zamani-ve-keyfiyeti/,https://kutsalayet.de/muzdelifede-gecelemek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız