Bazı yerlerde belirttiği üzere ara vermeden abdest almayı (müvalatı) İmam Ahmed, vacip görmüştür. Bu, Evzai ve iki görüşünden birisine göre İmam Şafii’nin kabul ettiği görüştür. Buna dair öne sürdükleri delil, ayak topuklarında bir tırnak ucu kadar yıkanmamış yer bırakan adam hakkında buyrulan:
“Git güzelce abdestini al.”
kavlini aktaran Hz. Ömer’in hadisidir.
Bir rivayet de şöyledir:
“Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ayağının üstünde dirhem miktarı su değmemiş kuru bir yer bulunduğu halde namaz kılan bir adam gördü. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) abdestini ve namazını iade etmesini emretti.”
Dolayısıyla müvalat vacip olmasaydı, sadece o kuru bölgenin yıkanması yeterli gelirdi.
İmam Ahmed’den müvalat’ın vacip olmadığına dair rivayet de nakledilmiştir. Bu, aynı zamanda Ebu Hanife’nin de görüşüdür. Çünkü ayet-i kerimenin zahirinden bu anlaşılmaktadır. Emredilen azaların yıkanmasıdır ve nasıl yıkarsa yıkasın caizdir; tıpkı cünüplükten dolayı alınan gusülde olduğu gibi.
Buna şöyle cevap verilmiştir: Ayet-i kerime yıkamanın vacipliğine delalet etmekte ve Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu yıkamanın keyfiyetini beyan etmiş, ameli ve emriyle de mücmelini tefsir edip açıklamıştır. Aldığı abdesti ara vermeksizin almış, müvalatı terk eden kimsenin ise baştan abdest almasını emir buyurmuştur. O zaman yıkamayı buna kıyaslamak geçerli değildir. Çünkü cünüplükten dolayı gusül almak, bir uzvun yıkanması gibidir ve tek bir uzvun yıkanmasında müvalat olmaz; ancak abdest bunun tersinedir.
İmam Malik ise; kasden azaların yıkanmasını ayırmış olur (ve müvalata riayet etmemiş) ise abdesti geçersiz olur, aksi halde olmaz, demiştir.