İki ortaktan birisi diğeriyle taksimat yapmadan muvafık olmayı talep edecek olursa, mesela evin bir bölümünde birisinin, diğer bölümünde de diğer ortağın kalmasını söylemeleri gibi veya taraflardan birisinin bir sene diğerinin de bir sene evde ikamet edeceklerine dair ecza (kısım kısım…) şeklinde muvafık olsalar, o vakit taksimattan imtina eden kişi zorlamaya tabi tutulamaz. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü muvafık olmak, karşılıklı bir ivaz sayılacağından, bu durumda –alışverişteki gibi– bundan sebep icbar olmaz.
Ebu Hanife ve İmam Malik ise: İcbar vardır. Zira bundan imtina etmekle zarar gerçekleşir ve olumsuz bir durum baş gösterir, demişlerdir. Bunun yanında Ebu Hanife özellikle köle hakkında onun muvafık olmaya zorlanmayacağı görüşüne muvafakat etmiştir.
Dolayısıyla taraflar muvafık olma noktasında görüş birliği yaparlarsa, bu caiz olur; çünkü buna dair hakları vardır. Haliyle –karşılıklı rızaya dayalı taksimattaki gibi– bu konuda da razı olmaları caizdir, ama zorunlu değildir. Hatta taraflar ne zaman bundan rücu edecek olurlarsa, muvafık olmaları da sonlanmış olur. Taraflardan birisi taksimat yapmayı talep etse, buna hakkı olur ve dolayısıyla da muvafık olması sonlanmış olur.
Ebu Hanife ve ashabı da taksimatın talep edilmesi halinde bu muvafık olmanın sonlanacağı görüşüne mutabık kalmışlardır. İmam Malik ise: Muvafık kalma zorunluluk oluşturur; çünkü yanı başında diğerine icbar söz konusudur, o vakit asıl taksimat gereklilik oluşturmuş sayılır, demiştir. (Ama) bunun farklı şeyler olacağı yönünde cevap verilmiştir.