Temiz anlamına gelen “tahur” ifadesinden kasıt, başkasını temizleyen, yani temizleyicidir. Gusül alan kimsenin kendisiyle yıkanacağı temiz su gibi. Buna göre “tahur” ismi, müteaddi (geçişli) isimlerden sayılmaktadır.
Bazı Hanefiler ise şöyle demiştir: “Tahur ismi aynı zamanda ‘temiz olan’ anlamına gelen ‘tahir’ demektir ve lazımî isimlerdendir. Çünkü Araplar, müteaddi ve lazımî isimler noktasında; ‘kâid (oturan)’ ve ‘ku‘ûd (oturmak)’ kelimelerinde olduğu gibi, ‘fâil’ ve ‘fu‘ûl’ ifadeler arasında bir ayrıma gitmemişlerdir.”
Birinci görüşün delili yüce Allah’ın şu buyruğudur: “Allah sizi temizlemek için üzerinize gökten bir su indiriyordu.” (Enfâl Suresi 11) Bir buyruğu da şudur: “İnsanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.” (Furkân Suresi 48) Ayette geçen “su” ile onun “tahir (temiz)” olduğu anlaşılmaktadır. Yine burada geçen “tahur (temizleyici)” ifadesiyle de artı bir özelliği anlaşılmaktadır.
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu kavlinde olduğu gibi: “Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Burada, eğer Allah’ın Elçisi temiz olanı kasdetmiş olsaydı, bu durumda başkasını temizlemeye dair bir meziyeti olmazdı. Çünkü onun temiz oluşu herkes için geçerlidir.
Bu nedenledir ki Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e deniz suyu hakkında sorulduğu zaman, şöyle cevap vermiştir: “Denizin suyu temizdir ve ölüsü helaldir.” Şayet “tahur” ifadesinin temizleyici manasına da gelen müteaddi (geçişli) bir anlamı olmasaydı, soruyu soran topluluk için bir cevap ifade etmemiş olurdu. Çünkü Allah’ın Elçisine bunun temizleyici olup olmadığı da sorulmuştu; zira her temiz olan temizleyici olmayabilir.