Bir meselde koca, anne yahut nine, iki veya daha fazlasıyla anne bir çocuk (kardeş) ve ana-baba bir olan (öz) kardeşte asabe bir araya gelecek olursa, burada “Müşerrake” söz konusudur. Müşerrake diye isimlendirilmesinin nedeni, bazı ilim adamlarının, anne bir kardeşlerin farz mirası noktasında ana-baba bir olan (öz) kardeşleri, anne bir kardeşlere müşterek (eşit) tutmalarından kaynaklanmaktadır. Bu şekilde aralarında eşit bir taksim icra etmişlerdir ve bu “Himariyye” diye isimlendirilmiştir. Alimler, bu konu hakkında eskiden ihtilaf ettikleri gibi şimdi de ihtilaf halinde bulunmaktadırlar.
İmam Ahmed, koca’ya yarım, anne’ye altı da bir ve anne bir kardeşlere de üçte bir pay verilmesi görüşüne sahip olmuştur. Ana-baba bir olan (öz) kardeşler ise düşmüştür. Zira onlar, asabedir ve mal ise farzların taksim edilmesiyle tamamlanmış olur. Bunu, Ebu Hanife ve ashabı ile Ebu Sevr söylemiştir. Bu görüş, Hz. Ali, İbn Mesud, Ubey b. Kab, İbn Abbas ve Ebu Musa -Allah kendilerinden razı olsun- tarafından rivayet edilmiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Eğer bir erkek veya kadının, ana-babası ve çocukları bulunmadığı halde (kefale şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer.” (Nisa Suresi: 12)
Buradaki kardeşlerden maksadın özellikle anne bir kardeşler olduğundan ihtilaf yoktur. Öyleyse onların arasını eşit kılıp da onlardan birisine her kim altı da bir pay vermezse, Kur’an’ın zahirine muhalefet etmiş sayılır. Ayrıca şu diğer ayetin zahirine de ters düşmesi kaçınılmaz olur: “Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır.” (Nisa Suresi: 176)
Bu ayetten kasdedilen de diğer erkek ve kız kardeşlerdir. Anne bir olan bu kardeşlerin kadını da erkeği de eşit alırlar. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Miras paylarını, Kur’an’da bildirilen sahiplerine veriniz. Bu paylardan geriye bir şey kaldığında o, baba tarafından en yakın olan erkeğe aittir.” (Buhari)
Dolayısıyla bütün kardeşleri eşit kabul eden kimse, farzları sahiplerine ulaştırmıyor demektir.
Hz. Ömer, Hz. Osman ve Zeyd b. Sabit’ten -Allah kendilerinden razı olsun- rivayet edildiğine göre onlar, ana-baba bir olan öz kardeşlerin arasıyla, anne bir kardeşleri üçte birlik payda ortak tutmuşlardır ve onu aralarında eşitleyerek erkeğe, kadının payının iki misli olarak taksim etmişlerdir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak söylemiştir. Çünkü onlar, kendisine mirasçı oldukları ana bir kardeşe, karabe (en yakın varis) açısından bir eşitleme yapmışlardır; dolayısıyla mirasta da onlara eşitleme yapmak durumundalar. Zira hepsi ana bir kardeşten sayılmaktadırlar. Bunun yanında baba cihetinden onlara akraba olmaları eğer karabe (en yakın varis olma) ve hak etme açısından bir ziyade oluşturmuş değilse, o takdirde onları düşürmek gerekli olmaz.
Bu nedenledir ki: “Kabul et ki, onların babası bir himar/eşek idi (dolayısıyla biz annemize varis olmalıyız.)” denilmiştir. (Himariyye meselesi.)
(Ama) buna, geçen açıklamalarla cevap verilmiştir. Buna ek olarak anne’nin karabe (en yakın varis) olması nedeniyle onlara eşitleme yapmalarına gelince, bir defa farz olan miras sahipleri dışında asabe olmaları nedeniyle onları ayırmış oldular. İşte hakkında ayrım yaptıkları bu durum, anne bir kardeşin öne alınmasına ve ana-baba bir kardeşlerin de ertelenmesine dair bir gereksinim sayılmaktadır. Çünkü şeriat, bu noktada zaten farz sahiplerinin öne alınmasını ve asabenin de ertelenmesini ortaya koymuş, bunu getirmiştir.
el-Muvaffak der ki: Onların ileri sürdükleri bu kıyas, tezattır ve bir izahı da yoktur.
Chat
Sohbet Yükleniyor...