“Ey kavmim! Ben sizin için çağrışma günü olan bir günden korkuyorum.”
Diyanet Vakfı
32, 33. «Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allahtan (Onun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.»
Kurtubi Tefsiri
“Ey kavmim! Muhakkak ben sizin için bağrışıp, çağrışma gününden korkarım.
“Bağrışıp, çağrışma” âyeti genel olarak “dal” harfi şeddesiz okunmuştur, bundan kasıt kıyâmet günüdür. Umeyye b. Ebi’s-Salt:
“Ve derken orada yaratıklarını yaydı, orayı (yeri) yayıp, döşediği vakit
İşte onlar o bağrışıp, çağrışmaya (kıyâmete) kadar, oranın sakinleri kalacaklardır.”
Kıyâmet gününe bu adın veriliş sebebi, insanların birbirlerine yüksek sesle çağrışacaklarından dolayıdır. Araf’ta bulunanlar simalarından tanıdıkları birtakım kimselere seslenecekler, cennetlikler cehennemliklere:
“Rabbimizin bize vaadettiğini hak bulduk.” (el-Araf, 7/44) diye seslenecekler, cehennemlikler de cennetliklere:
“Bize biraz su… akıtın.” (el-Araf, 7/50) diye sesleneceklerdir. Yine münadi kimlerin bedbaht ve kimlerin de mutlu olduklarını ilan ederek şöyle diyecektir: Şunu bilin ki filan oğlu filan ardından ebediyyen mutlu olmayacak bir bedbahtlıkla bedbaht olmuştur ve yine şunu bilin ki, filan oğlu filan ardından ebediyyen bedbaht olmayacak bir mutlulukla mutlu olmuştur. Bu, amellerin tartılacağı vakit olacaktır. O vakit melekler de cennetliklere:
“Yapmaya devam ettiklerinize karşılık mirasçısı kılındığınız cennet işte budur” (el-Araf, 7/43) diye sesleneceklerdir. Ölümün boğazlanacağı vakitte şöyle seslenilecektir: Ey cennetlikler! Artık sizin için ebedilik vardır, ölüm olmayacaktır ve ey cehennemlikler, artık sizin için ebedilik vardır, ölüm olmayacaktır Buhârî, IV, 1760, V, 2396, 2397; Müslim, IV, 2188; Tirmizi, IV, 691; Dârimi, II, 424; İbn Mace, II, 1447; Müsned, II, 118, 368, 513, III, 9.
Herbir topluma kendi İmâmlarının (önderlerinin) arkasından gitsinler diye seslenileceği gibi daha başka çeşitli seslenişler de olacaktır.
el-Hasen, İbn es-Semeyka’, Yakub, İbn Kesîr ve Mücahid ise
“bağrışıp, çağrışma” anlamındaki : âyetini aslına uygun olarak “ye” harfi ile okumuşlar ve vakıfta da aslına göre vakıf yapmışlardır. İbn Abbâs, ed-Dahhak ve İkrime ise dal harfini şeddeli okumuşlardır. Bazı Arapça bilginleri bunun lahn olduğunu söylemişlerdir. Çünkü o takdirde kaçıp gitmek anlamında kullanılanfiilinden gelmiş olur. Şairin şu beyitinde olduğu gibi:
“Çökmüş ve uykuda develer ki beni korkutmuştur,
Onların kaçıp, gidenlerinin üzerine ben kınından sıyrılmış keskin kılıçla koşarken.”
Bu kanaatte olan kimseler kıyâmet gününde böyle bir şeyin anlamı yoktur, derler.
Ebû Cafer en-Nehhâs ise dedi ki: Bunun lahn olduğunu söylemek yanlıştır. O gün nefretle uzaklaşıp kaçmak günüdür, anlamında böyle bir okuyuş güzeldir. ed-Dahhak dedi ki: Bu, onların cehennemin uğultusunu işitecekleri vakit kaçarak uzaklaşmalarını anlatmaktadır. Yerden hangi bölgeye giderlerse mutlaka orada saf saf meleklerle karşılaşacaklar ve nihayet tekrar ilk bulundukları yere geri gelecekler. İşte yüce Allah’ın:
“Bağrışıp, çağrışma günü (bu okuyuş ve anlama göre ise: kaçışma günü)” âyetinde anlatılan bu olduğu gibi;
“Ey cin ve insan toplulukları eğer göklerle yerin kenarlarından kaçmaya gücünüz yetiyorsa, kaçın!” (er-Rahmân, 55/33) âyeti ile:
“Melekler de onun çevresinde olacaklar” (el-Hakka, 69/17) âyetleri de buna benzemektedir. Bunu İbn Mübarek bu manada zikretmiş ve şöyle demiştir: Bize Abdurrahman b. Yezid b. Cabir haber verdi, dedi ki: Bize Abdu’l-Cebbar b. Ubeydullah b. Selman yüce Allah’ın:
“Muhakkak ben sizin için bağrışıp çağrışma gününden korkarım. O günde arkanızı dönüp gideceksiniz” âyeti hakkında dedi ki: Sonra gözleri gözyaşları ile onlara karşılık verecekler ve gözyaşları bitene kadar ağlayacaklar. Daha sonra gözleri kan ağlayarak onlara cevab verecek ve kan bitinceye kadar ağlayacaklar. Sonra irin akıtarak gözleri onlara karşılık vereceklerdir. (Abdu’l-Cebbar b. Ubeydullah devamla) dedi ki: Yüce Allah tarafından üzerlerine bir şey gönderilir, onlar da arkalarını dönerek kaçarlar. Sonra gözyaşları irin akıtmaya başlar. İrin bitinceye kadar ağlamaya devam ederler, gözleri çamurdaki çatlaklar gibi yuvalarında kaybolur gider.
Şöyle de denilmiştir: Bu İsrafil (aleyhisselâm)’ın Sur’a Feza’ (korku ve dehşet) üfürüşünü üfüreceği vakit gerçekleşecektir. Bunu da Ali b. Ma’bed, et-Taberî ve başkaları Ebû Hüreyre yoluyla gelen bir hadis olarak zikretmişlerdir. Bu hadiste şu ifadeler yer almaktadır: “O vakit yeryüzü dalgaların sağa sola ittiği denizdeki bir gemi gibi olacaktır. İnsanlar yerin sırtında çalkanıp, duracaklar. Emzikliler emzirdikleri yavrularını unutacaklar. Hamile olanlar karınlarındaki yavrularını bırakacaklar. Küçük çocukların saçları ağıracak. Şeytanlar etrafa, sağa sola kaçışıp gidecekler. Melekler ise onların suratlarına, suratlarına vuracaklar. İnsanlar arkalarını dönüp kaçacaklar, bağrışarak birbirlerine seslenecekler. İşte yüce Allah’ın:
“Bağrışıp çağrışma gününden korkarım… o günde arkanızı dönüp gideceksiniz ve sizi Allah’a karşı koruyacak kimseniz olmayacaktır. Allah’ın saptırdığını doğru yola iletecek kimse bulunmaz” âyeti ile dile getirdiği durum budur.” İshak b. Rahveyh, Müsned, I, 86. deyip, hadisi bütünü ile zikretmektedir. Biz bu hadisi “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş ve orada buna dair açıklamaları yapmış bulunuyoruz.
Ali b. Nasr’dan, onun da Ebû Amr’dan rivâyet ettiğine göre Ebû Amr sadece vasl halinde olmak üzere:
“Bağrışıp, çağrışma” kelimesinin “dal” harfini sakin olarak okuduğunu rivâyet etmiştir. Ebû Ma’mer ise Abdu’l-Varis den sadece vasl halinde “ye” harfini ziyade ettiğini rivâyet etmiştir, Verş’in benimsediği şekil de budur. Şu kadar var ki Ebû Amr’dan gelen meşhur rivâyet her iki halde de “ye”yi hazfettiği şeklindedir. Zikrettiğimiz üzere Verş’den gelen rivâyet ile daha önce kaydettiğimiz İbn Kesîr’den gelen rivavet dışında, yedi kıraat İmâmlarının diğerleri de böyle okumuşlardır.
Denildiğine göre kıyâmet gününe “yevmu’t-tenad (bağrışıp, çağrışma günü)” adının veriliş sebebi, kâfirin o günde “veyl (vay başıma, veyl bana), sübur (keşke ölseydim) ve hasret (yazıklar olsun bana)” diye seslenecek olmasıdır. Bu açıklamayı İbn Cüreyc yapmıştır.
Bir başka açıklamaya göre burada hazfedilmiş lâfızlar vardır. Gerçek şu ki: ben sizin için bağrışıp çağrışma gününün azabından korkuyorum, demek Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.