“Ey kavmim! Bugün size hükümranlık vardır, yeryüzünde galipsiniz. Ama eğer Allah’ın azabı bize gelirse, bize kim yardım edecek?” Firavun dedi: “Ben size sadece kendi görüşümü söylüyorum, sizi sadece doğru yola yöneltiyorum.”
Diyanet Vakfı
Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allahın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum dedi.
Kurtubi Tefsiri
“Ey kavmim! Bugün bu yerde üstünlük sağlayanlar olarak mülk sizindir. Eğer Allah’ın azâbı bize gelirse, bize kim yardım eder?” Fir’avun dedi ki: “Ben size ancak gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi doğru yoldan başkasına da iletmiyorum.”
“Ey kavmim! Bugün… mülk sizindir” sözleri Fir’avun hanedanından îman eden kişinin sözleridir. Onun:
“Ey kavmim!” diye hitab etmesi Kıbti oluşuna delildir. Bundan dolayı onları kendisine izafe ederek:
“Ey kavmim” demiş, böylelikle öğüdünü kabul etmeleri ihtimalini yükseltmeye çalışmıştır.
“Bu yerde üstünlük sağlayanlar” galib gelenler
“olarak mülk sizindir.” Buradaki
“Üstünlük sağlayanlar olarak” âyeti hal olarak nasb ile gelmiştir. Üstün olduğunuz bu halinizde… anlamındadır.
“Yer”den kasıt es-Süddî ve başkalarının görüşüne göre Mısır topraklarıdır. Bu da yüce Allah’ın:
“İşte Biz böylece Yûsuf’a o yerde imkan hazırladık.” (Yusuf, 12/21) Yani Mısır topraklarında… âyetine benzemektedir.
“Eğer Allah’ın azâbı bize gelirse, bize kim yardım eder?” Allah’ın azabına karşı bizi kim koruyabilir? O bu sözleriyle eğer Mûsa doğru söyleyen birisi ise, Allah’ın intikamından onları sakındırmak istemiş, öğüt vermiş ve onları sakındırmış idi. Fir’avun delilinin kuvvetli olduğunu bildiğinden:
“Ben size ancak gördüğümü gösteriyorum…” diye cevab vermiştir. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem’in açıklamasına göre: Benim size gösterdiğim yol kendim için uygun gördüğüm yoldan başkası değildir,
“Ve ben sizi” Mûsa’yı yalanlamak ve bana îman etmek
“doğru yoldan başkasına da iletmiyorum.”