Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri görmedin mi? Onlar sizden değildir, onlardan da değildir. Bile bile yalan yere yemin ederler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Elem tera (görmedin mi) ile’llezine (şu kimselere ki) tevellev (dost oldular) kavmen (bir topluluğu) gadiba’llahu aleyhim (Allah’ın gazap ettiği)? Ma hum (onlar değildir) minkum (sizden) ve la minhum (ne de onlardandır). Ve yahlifune (ve yemin ederler) ale’l-kezibi (yalan üzerine) ve hum ya’lemun (bile bile).
Mukatil Tefsiri
“Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi?” buyruğunda, Yahudileri dost edinen ve onlara bağlılık gösteren kimseler kastedilmektedir. Bunlardan biri münafıklardan Abdullah b. Nebtel idi. Allah Teâlâ: “Onlar ne sizdendir ne de onlardandır.” buyurarak, münafıkların Allah katında ne Müslümanlardan sayıldıklarını ne de din ve dostluk bakımından Yahudilerden olduklarını bildirmiştir. Peygamber, Abdullah b. Nebtel’e: “Sen Yahudilerle dostluk kuruyorsun.” buyurdu. Bunun üzerine Abdullah, bunu yapmadığına ve samimi olduğuna dair Allah adına yemin etti. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Bile bile yalan üzerine yemin ederler.” buyruğunu indirdi. Yani onlar yalan söylediklerini bildikleri hâlde yemin etmektedirler.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e hitaben şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Kalp gözünle bakıp da Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Bunlar münafıklardır. Kendilerine Allah’ın gazap ettiği Yahudileri dost edinmiş, onlarla yakınlık kurmuş ve onlara öğüt verip destek olmuşlardır.
Nitekim Bişr bana rivayet etti; dedi ki: Yezîd bize rivayet etti; dedi ki: Saîd bize Katâde’den rivayet etti. Katâde, “Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi?” buyruğu hakkında şöyle dedi: Bunlar münafıklardır; Yahudileri dost edinmiş ve onlara destek olmuşlardır.
İbn Abdüla‘lâ bana rivayet etti; dedi ki: İbn Sevr bize Ma‘mer’den, o da Katâde’den rivayet etti. Katâde şöyle dedi: Kendilerine Allah’ın gazap ettiği topluluk Yahudilerdir; münafıklar onları dost edinmişlerdir.
Yûnus bana rivayet etti; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi; dedi ki: İbn Zeyd, Allah’ın şu buyruğu hakkında şöyle dedi: “Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır.” Bunlar kitap ehli kâfirler olan Yahudilerdir. Onları dost edinenler ise münafıklardır. Münafıklar Yahudileri dost edinmişlerdir. Ardından şu ayeti okudu: “Münafıklık edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkâr eden kardeşlerine…” (Haşr 11) buyruğundan başlayıp “Allah onların mutlaka yalancı olduklarına şahitlik etmektedir” (Haşr 11) buyruğuna kadar okudu. Sonra şöyle dedi: Münafıklar, “Müttefiklerimizi ve dostlarımızı bırakmayacağız. Gücümüz, yardımımız ve bizi savunacak olanlar onlardır. Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyorlardı. Bunun üzerine Allah: “Umulur ki Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir…” (Mâide 52) buyruğunu indirdi. Daha sonra ayetin devamını okuyarak “İçlerinde Allah’tan korku vardır” anlamındaki bölüme kadar geldi. Sonra yine okuyarak “Yahut duvarların arkasından…” (Haşr 14) buyruğuna kadar geldi ve şöyle dedi: Onlar meydana çıkıp savaşmazlar.
“Onlar ne sizdendir” buyruğu hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah’ın gazap ettiği topluluğu dost edinen bu kimseler sizden değildir; yani sizin dininizden ve milletinizden değillerdir. “Ne de onlardandır” buyruğu ise onların Yahudilerden de olmadığını ifade etmektedir. Yüce Allah onları böyle nitelemiştir; çünkü onlar münafıktırlar. Yahudilerle karşılaştıklarında: “Biz sizinleyiz, sadece alay ediyoruz” derler; müminlerle karşılaştıklarında ise: “İman ettik” derler.
“Bile bile yalan üzerine yemin ederler” buyruğu hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Onlar yalan yere yemin ederler. Bu yalanları, Resulullah’a: “Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Resulüsün” demeleridir. Oysa onlar içlerinde bunu doğrulamıyor, ona gerçekten iman etmiyorlardı. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: “Allah şahitlik eder ki münafıklar mutlaka yalancıdırlar.” (Münâfikûn 1)
Bu ayetin, münafıklardan bir kişi hakkında nazil olduğu da zikredilmiştir. Resulullah kendisine ulaşan bir haber sebebiyle onu kınamış, o da yalan yere yemin etmişti.
Bu konuda nakledilen rivayet şöyledir:
İbnü’l-Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Muhammed b. Ca‘fer bize rivayet etti; dedi ki: Şu‘be bize Simâk’tan, o da Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi:
Resulullah şöyle buyurdu:
“Size birazdan şeytan gözüyle yahut iki şeytan gözüyle bakan bir adam girecek.”
Bir süre sonra gözleri mavi olan bir adam içeri girdi. Resulullah ona:
“Niçin bana sövüyor veya beni kötüliyorsun?” buyurdu.
Adam hemen yemin etmeye başladı.
Bunun üzerine Mücâdele suresindeki şu ayet nazil oldu:
“Bile bile yalan üzerine yemin ederler.”
Ayrıca bununla ilgili diğer ayet de nazil olmuştur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…