Ağaçlara ait beş konu vardır:
Hakkında sünnetin varid olduğu hurma ağaçları gibi, meyvesinin kendi ağacının dalında yetişip, sonrasında bu dalında açan ve ortaya çıkanlar. Bu, asıldır ve buna dair açıklamalar geçmişti. Bunun dışında bulunan ağaçlar da aynı şekilde buna kıyas edilir ve bunun hükmüne tabi olurlar. Pamuk ve parıltısı (rengi ve canlılığı) ile kasdedilen Gül ve Yasemin, bu kısma dahildir. Çünkü bunlar dallarda ortaya çıkarlar, sonra dal açar ve -çiçek gibi- ortaya çıkar, kendini gösterir. Bu durumda, yemişi açarsa bu satıcıya aittir, açmazsa müşteriye ait olur.
İncir gibi meyvesi aşikar bir şekilde çıkan, kabuğu bulunmayan ve parıltısı da olmayanlar. Bunlar satıcıya aittir; çünkü ağacından olmak üzere ortaya çıkması, kabuğundan çıkıp çiçek açmasına benzer.
Nar ve Muz gibi kabuğu içinde çıkan sonra yenilinceye değin bu hal üzere kalanlar. Bunlar da yine ortaya çıkması hasebiyle satıcıya aittir; zira kabuğunun bulunması ona ait faydası ve maslahatı sayılır. Bir de bu yemişlerin kabuğunun olması demek, onlar için bir gereksinim anlamına gelir ve buna ait maslahattan kaynaklıdır.
Ceviz ve Badem gibi iki adet kabuk içinde çıkanlar. Bunlar da yine ortaya çıkması hasebiyle satıcıya aittir; çünkü kabuğu genelde bu yemişlerden hali değildir. Ancak koparılmalarından sonraki durumda kendisinden ayrılırlar, bu haliyle önceki maddeye benzemektedirler.
Elma ve Kayısı gibi parlaklığı (ve rengi) ortaya çıkıp ardından (olgunlaşarak) kendisini saçıp gösterenler. Bunların parlaklığı ortaya çıkıp meyvesi de belirdiğinde satıcıya ait olurlar, ortaya çıkmayacak olursa, müşteriye ait olur. Bunun yanında parlaklığı saçıldığı vakit bunların satıcıya ait olacağı, saçılmadığı vakit müşteriye ait olacağı da söylenmiştir. Çünkü bir meyvenin ışığı (ve rengi) saçılmadığı vakit kendini belli etmez. Burada zikredilenlerin hepsi hakkında Şafii mezhebinin görüşü, (doğruya) daha yakın sayılmaktadır.
İçinde ekin bulunan toprağın satışı: İçinde ekin bulunan bir toprak satacak olursa -Buğday ve Arpa gibi- yalnız bir kez hasadı yapılır. Kasdedilen havuç, soğan, sarımsak ve benzeri ürünler gibi toprağın altında gizli olanlar olursa, bunların -boğum olsun dane olsun, görünsün yahut görünmeyip bilinmesin fark etmez- müşteri için söz konusu olduğunu şart koşacak olursa, bunlar kendisine ait olur; çünkü satışta bu, toprağa tabi sayılır. Dolayısıyla bilmemesi ve tamam olmaması bir zarar vermez; tıpkı bir ağaç satın alıp da aşılandıktan sonra meyveleri hakkında şart koşmak gibidir.
Eğer satışta (bu ürünlerin) kalmasını isterse, bunlar satıcıya ait olur; çünkü -bir hazine gibi- o toprakta vedî’a/emanet olarak kalmış sayılır. Bir de bunların nakledilmesi istenir ki bu yönüyle aşılanmış meyveye benzer. Bu, Ebu Hanife ve İmam Şafü’nün görüşüdür. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum.
Öyleyse hasat sonuna değin burası ücretsiz olarak toprakta satıcıya ait olarak kalır. Çünkü menfaat ona ait bir istisna olarak meydana gelmiştir. Bunun kalması her ne kadar onun lehine daha faydalı olsa bile -meyve hakkındaki görüşte olduğu gibi- onun bunu en erken hasat zamanında hasat etmesi gerekmektedir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Ebu Hanife der ki: Meyvesi hakkında söylediği gibi onun satışının akabinde bunları nakletmesi icap eder. Buna dair açıklamalar geçmişti.
İçinde ekin bulunan bir toprak satacak olur da bir kez ürünleri koparmış olur, başka sefer bunu yapmış olmazsa, söz konusu asıllar (ağaç kökleri) müşteriye, satış sırasında görünen kısımları ise satıcıya ait olur; ister bir sene yahut daha fazla kalmış olsun, fark etmez. Her halükarda satıcının hak sahibi olduğu kısımları koparma hakkı vardır ve buna dair son bulan bir sınırı da yoktur. Çünkü bu uzar ve zahiren görünmeksizin çıkar gider. İşte mülkte bulunan bu asıllardaki ziyade de müşteriye ait olarak kalır. Aynı şekilde acur, salatalık, karpuz ve benzeri gibi tekrar tekrar ürün veren tarım mahsulleri de böyledir ve bunlar müşteriye aittir, satış sırasında görünen ürünler de satıcıya aittir.