Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik; onların eşyaları ve görünüşleri daha güzeldi.
Diyanet Vakfı
Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helak ettik.
Kurtubi Tefsiri
Halbuki bunlardan önce hem malı mülkü itibariyle hem de görünüşü İtibariyle onlardan daha üstün olan nice nesilleri helâk etmiş bulunuyorum
“Halbuki bunlardan önce hem malı mülkü itibariyle” pek çok malı, eşyası bulunan
“…nice nesilleri” nice ümmet ve toplulukları
“helâk etmiş bulunuyoruz.”
Şair “mal, mülk” anlamındaki (aynı kökten gelen) kelimeyi kullanarak şöyle demiştir:
“Ve birbirine girmiş, -meyvesinin çokluğundan aşağı sarkmış hurma salkımı gibi- kökünden dahi pek bol,
Ve omuzları süsleyen simsiyah bir saç…”
“Esâs” aynı zamanda ev eşyası anlamındadır. Bunun, eski ev eşyası ile bunların giyilenlerinin en adi ve bayağıları anlamında olduğu da söylenmiştir, el-Hasen b. Ali et-Tûsi de şu beyiti nakletmektedir;
“Bizim Ummu’l-Velid’den ayrıldığımızdan beri uzun zaman geçti.
Ve artık ev eşyalarımız (zamanla eskidiğinden) adi ve bayağı hale geldi,”
İbn Abbâs dedi ki: Bu kelime hey’et ve görünüş demektir. Mukâtil ise elbise anlamında olduğunu söylemiştir.
“Görünüş”: Güzel görünüş anlamındadır. Bu kelime beş türlü okunmuştur. Medincliler hemzesiz olarak ve “ya” harfini şeddeli;şeklinde; Kûfeliler hemzeli; diye okumuşlardır. Ya’kub’un naklettiğine göre ise Talha şeddesiz tek “ya” ile; diye okumuştur. Süfyan, el-A’meş/ten, o Ebû Zabyan’dan, o İbn Abbâs’tan; “Kılık, kıyafet” şeklinde “ze” harfi ile okuduğunu nakletmektedir. Bunlar dört kıraattir. Ebû İshak dedi ki: Bu kelimenin; şeklinde ve sonrasında hemze olan bir “ya” ile okunması da mümkündür.
en-Nehhâs dedi ki: Burada Medinelilerin kıraati güzeldir. Bu da iki şekilde açıklanabilir:
1- Bu kelimenin, “Gördüm”den türetilmiş olması sonradan hemze hafifletilerek yerine “ya” getirilmiş olması, daha sonra da iki “ya”nin birbirine idğam edilmiş olması şeklinde. Bunun güzel oluşu ise, âyet sonlarının birbirine uymasıdır. Çünkü (bu sûrede) âyet sonları hemzeli değildir. İşte buna binaen İbn Abbâs bunun görünüş anlamına geldiğini söylemiştir. Âyet; hem malı mülkü itibariyle, hem de elbisesi itibariyle, anlamında olur.
2- Nimetten dolayı terlerinin, derilerinin semirmiş görünmesi demektir. Bu açıklamaya göre ise hemzeli okuyuş câiz değildir.
Verş’in, Nâfi’den, İbn Zekvân’ın da İbn Âmir’den; şeklindeki okuyuşları da birinci şekil ile açıklanır. Kûfelilerin ve Ebû Amr’ın kıraati de böyle olup asıl üzere “görmek” anlamındaki fiilden gelir.
Talha b. Mûsarrif’in kıraati ise tek bir “ya” ile; şeklinde olup yalnış olduğunu zannediyorum. Bazı nahivciler şöyle açıklamışlardır: Bunun aslı hemze iken “ya”ya dönüştürülmüştür. Daha sonra iki “ya”dan birisi hazfedilmiştir.
el-Mehdevî dedi ki: Bu kelimenin; şeklimle olması sonra da bu hemzenin “ya”ya dönüştürüldükten sonra iki “ya” olması, bilahare hemzenin harekesinin “ya”ya nakledildikten sonra ilk “ya’nın hazfedilmiş olması da mümkündür. Nitekim kimisi bu kalb (dönüştürme) esasına göre; diye de okumuştur ki; bu da beşinci kıraattir. Sîbeveyh kelimesinin;
“Gördü” anlamında kullanıldığını da nakletmiştir.
el-Cevherî dedi ki: Bu kelimeyi hemzeli okuyan bunu görünüş anlamında; “Gördüm” fitlinden gelmiş kabul eder. Bu ise gözün görmüş olduğu güzel hal ve açıktaki giyiniş anlamına gelir. Ebû Ubeyde de, Muhammed b. Numeyr es-Sakafî’ye ait Şu beyiti nakletmektedir:
“Senden ayrıldıkları günü özledi seni hanımlar,
Güzel görünümlü eşyaların, yanında (olduklarında),”
Bunu hemzesiz okuyanlara gelince; ya hemzeyi hafifleterek okumuşlardır. Yahut da bu kelime; “Renkleri güzelleşti ve derileri doldu” anlamındaki kökten gelmektedir.
İbn Abbâs, Ubeyy b. Ka’b, Saîd b. Cübeyr, el-A’sam, el-Mekkî ve Yezid el-Berberi’nin “ze” harfi ile; “Kılık, kıyafet itibariyle” şeklindeki okuyuşları ise hey’et (görünüş) ve güzellik demektir.
Bununla birlikte bunun “topladım” anlamına gelen; kökünden gelmesi de mümkündür. O takdirde bunun aslı; olup “vav” harfi “ya”ya kalb edilmiş olur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: “Yeryüzü benim için toplanıp bir araya getirildi” Bu lafızla: İbn Mâce, Fiten 9; aynı manada olmak i’ızere ve bu lâfzın da kullanıldığı bazı rivâyetler için bk.: Müslim, Fiten 19; Tirmizî, Fiten 14; Müsned, IV, 123, V, 278, 284. hadisinde de aynı kelime kullanılmıştır,
Âyetin anlamı şudur: Bunların Allah’ın azabına karşı kendilerine hiçbir faydası yoktur. Bunlar istedikleri kadar yaşasınlar, nihayet öleceklerdir ve ömürleri uzasa dahi ulaşacakları nokta azap olacaktır. Yahut; yüce Allah’ın kendilerini yakalamak üzere göndereceği dünya azâbı gelip onları bulacaktır.