"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Meryem 73

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda, inkâr edenler iman edenlere dediler ki: Mekânca hangimiz daha iyi, toplulukça daha güzel?

Diyanet Vakfı
Kendilerine ayetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkar edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.

Kurtubi Tefsiri
Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğunda kâfirler, mü’minlere derler ki: “Bu İki kesimden hangisinin makamı daha hayırlı, oturup kalktığı kimseleri daha İyidir?”

“Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğunda” âyetinde sözü edilenler; yüce Allah’ın:

“Ben öldükten sonra mı diriltilip çıkarılacak mışım?” (66. âyet) diye kendilerinden söz edip haklarında: “Zâlimleri ise orada dizleri üzerine çökmüş olarak terkederiz” buyurduğu bu kâfirlere Kur’ân-ı Kerîm okunduğu vakit ellerinde tuttukları dünyalık ile güç, kuvvet sahibi olduklarını ileri sürerler ve şöyle derler: Eğer biz batıl üzere isek peki ne diye malca daha çokluğuz, sayıca daha güçlüyüz? Onların bu sözlerden kayıtları, mustaz’af insanları şüpheye düşürmek ve onlara malı çok olan kimsenin bu durumunun dininde de haklı olduğunun delili olduğu şeklinde yatnış bir kanaat vermektir. Onlar bu sözleriyle kâfirler arasında fakir, müslümanlar arasında da zengin bulunduğuna hiç dikkat etmiyor, gibidirler. Yüce Allah’ın gerçek dostlarını dünyaya aldanmaktan uzak tuttuğunu ve ona aşırı meyletmekten onları koruduğunu bilmiyor gibidirler.

“Açık açık” âyeti lâfızları ağır ağır ve tane tane okunan, manaları oldukça özlü, maksatları açıkça ortaya koyan demektir.

Bu âyetler, ya muhkemdirler, ya muhkemler ile açıklanmış müteşâbihtirler, ya da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunları sözüyle ya da fiiliyle açıkça beyan etmiştir. Yahut bu âyetlerin i’cazı açıkça ortadadır. İşte i’cazı açıkça ortada olan âyetlerle onlara meydan okunmuştur. Hiçbir kimse onlara karşı durmaya, benzerlerini getirmeye güç bulamamıştır. Ya da bu âyetler apaçık deliller ve kesin belgelerdir.

“Açık açık” anlamındaki “beyyinâf’ın te’kid için hâl gelmesi (gramer açısından) en uygun açıklamadır. Yüce Allah’ın:

“Halbuki o… doğruyalayan, gerçeğin ta kendisidir” (el-Bakara, 2/91) âyetine benzemektedir. Çünkü yüce Allah’ın âyetleri esasen, ancak açık ve kesin belgedirler.

“Kâfirler” âyetiyle Kureyş’in müşrikleri olan en-Nadr b. el-Hâris ve arkadaşlarını kastetmektedir. “Mü’minlere” âyetiyle da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın ashabının fakirlerini kastetmektedir. Bunlar oldukça yoksul idiler, yaşayışları da mahrumiyet içinde idi, elbiseleri eski püskü idi. Müşrikler ise saçlarını tarıyorlar, başlarını yağlıyorlar, en güzel elbiselerini giyiniyorlardı. O bakımdan mü’mînlere:

“derler” di

“ki: Bu iki kesimden hangisinin makamı daha hayırlı, oturup kalktığı kimseleri daha İyidir?”

“Makamı (oturup kalktığı yeri)” anlamındaki; kelimesini İbn Kesîr, İbn Muhaysın, Humeyd ve Şibl b. Abbâd “mim” harfini ötreli olarak okumuşlardır ki bu da kalınan yer, ikamet yeri demektir. Bunun ikamet elmek anlamında mastar olması da mümkündür. Diğerleri ise “mim” harfini üstün olarak okumuşlardır. Bu da oturup kalkılan ev ve mesken anlamındadır.

Şöyle de açıklanmıştır: Makam önemli işler için kendisinde durulan mekân demektir. İki kesimden hangisinin mevki ve yardımcıları daha çoktur, demektir.

“… Oturup, kalktığı kimseleri daha iyidir?” âyetindeki ve “oturup kalktığı kimseler” anlamı verilen; kelimesini İbn Abbâs “meclisi” diye açıklamıştır. Yine ondan görünüşü, manzarası diye açıkladığı rivâyet edilmiştir. Sözlükte ise bu, meclis ve toplantı yeri (nâdî) anlamındadır. “Dâru’n-Nedve” de buradan gelmektedir. Çünkü müşrikler burada kendi işleriyle ilgili görüşmeler yapar, danışırlardı. “Mecliste (nâdî) onunla birlikte oturdu” demektir. Şair de şöyle demiştir;

“Ben orada el-Velid ailesi ve Ca’fer(in ailesi) ile otururum,”

(Âyet-i kerîmede) bu kelime (nedy) “faîl” vezninde olup topluluğun meclisi ve oturup konuştukları yer demektir. “Nedve, nâdî, muntedâ ve müteneddâ” kelimeleri de aynı anlama gelir. Eğer hazır bulunanlar ayrılacak olurlarsa buna “nedîy (meclis, toplantı yeri)” denilmez. Bu açıklamayı el-Cevherî yapmıştır.

https://kutsalayet.de/meryem-72/,https://kutsalayet.de/meryem-74/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız