Sonra her gruptan Rahman’a karşı en azgın olanları mutlaka ayıracağız.
Diyanet Vakfı
Sonra her milletten, rahman olan Allaha en çok asi olanlar hangileri ise çekip ayıracağız.
Kurtubi Tefsiri
Sonra her bir kesimden Rahmân’a karşı küfürde daha cesur, şiddetli kim ise onu ayırırız.
“Sonra her bir kesimden” yani her bir ümmet ve her bir din mensubundan
“Rahmân’a karşı küfürde daha cessur ve şiddetli kim ise onu ayırırız” çıkartırız.
en-Nehhâs dedi ki; Bu âyet-i kerîme i’râb cihetinden müşkildir. Çünkü bütün kıraat âlimleri; “Kim ise” kelimesini ref’ ile okumuşlardır. Yalnız Sîbeveyh’in, kendisinden naklettiğine göre Harun el-Karî bunu nasp ile okumuştur ve “ayırırız” anlamındaki fiilin mef’ûlü olmuştur.
Ebû İshak bu kelimenin merfu okunuşu ile ilgili olarak üç görüş olduğunu bildirmektedir.
1- Sîbeveyh’in naklettiği el-Halil b. Ahmed’in görüşü. Buna göre hikâye (söylenecek bir sözü nakletmek) üzere merfû’dur. Yani: Sonra, Biz azgınlığı dolayısı ile kendilerine: Rahmân’a karşı küfürde daha cesur ve şiddetli hangileridir, denilecek. Her bir kesimden (böyle olanları) ayıracağız. el-Halil şu beyiti nakletmektedir:
“Ve ben yiğidin nezdinde öyle bir konumda olurum ki:
(Ona): Ne senin için bir sakınca vardır, ne de mahrum edilirsin (denilir).”
Yani ben kendisine: Senin için bir sakınca da yoktur, mahrum da bırakılmayacaksın, denilen bir kişi konumunda olurum,
Ebû Ca’fer en-Nehhâs dedi ki: Ben Ebû İshak’ın bu görüşü tercih edip beğendiğini gördüm. O: Çünkü tefsir âlimlerinin söyledikleri sözlerin manası da budur, demiştir. Onun iddiasına göre: ‘Sonra her bir kesimden… ayırırız” âyetinin manası şudur: Sonra, Biz her kesimden en ileri derecede azgın olanları mertebelerine göre ayırırız. Sanki azgınlıkları en şiddetli olanların azâbı ile başlanılacak, sonra mertebe itibariyle onlardan sonra gelenlere geçilecek gibi bir mana anlamıştır. Âyetin anlamı ile ilgili olarak Ebû İshak’ın sözlerinin lâfzan ifadesi budur.
2- Yûnus dedi ki: “Ayırırız” fiili amel etmeyen fiiller durumundadır. Buna göre; “…den kim” ise mübtedâ olarak ref edilmiştir. el-Mehdevî ise söyle demektedir: Buradaki “ayırırız” anlamındaki fiil, Yûnus’a göre muallaktır. Ebû Ali der ki: Bunun manası ise bu fiil; “Şiddetli kim ise” ibaresinin mahallinde amel eder yoksa amelinin lağvedilmiş olduğu manasına değildir. el-Halil ve Sîbeveyh’e göre ise böyle bir fiil muallak olmaz. Çünkü tahakkuku söz konusu olmadığı sürece, ancak şüphe ve benzeri manalar ifade eden fiiller muallak olur.
3- Sîbeveyh dedi ki: “…den kim ise” kelimesi ötre üzere mebnıdir. Çünkü bu edat hazf hususunda benzerlerinden farklıdır. Zira -en faziletli olanı gördüm maksİsmi ile- ile denilecek olursa, bu çirkin olur. Bunun için denilmesi gerekir. Bununla birlikte; de hazf caizdir.
Ebû Ca’fer dedi ki: Ben nahivciler arasında bu hususta Sîbeveyh’in hata ettiğini söylememiş bir kimse bilmiyorum. Ebû İshak’ı da şöyle derken dinledim: Benim görebildiğim kadarıyla Sîbeveyh “Kitab”ında sadece iki yerde hata etmiştir. Bu da onlardan birisidir. (Devamla Ebû İshak) dedi ki: Biz biliyoruz ki Sîbeveyh; (it) kelimesini izafe edilmeden ve müfred olduğu takdirde i’rab edilir kabul etmiştir. Ya muzaf olduğu takdirde bunu nasıl mebni kabul eder?
Bildiğim kadarıyla Ebû İshak (bu hususta) yalnızca bu üç görüşü zikretmektedir. Ebû Ali ise der ki: Sîbeveyh’in görüşüne göre burada bu edatın mebni olması vacibtir. Çünkü ondan kendisi ile marifelik vasfını kazanacağı lâfız hazfedilmiştir ki, o da kendisine ihtiyaç duyulmasına rağmen zamirdir. Tıpkı; “Öncesinden, sonrasından” lâfızlarından hazf edildiği gibidir. Buralarda muzafın, muzafun ileyhe İhtiyacına rağmen, kendisi ile marifelik vasfını kazanacakları muzafun ileyhler hazfedilmiştir. Çünkü sıla, mevsûlu açıklar ve onu beyan eder. Tıpkı muzafun ileyh muzaf’ı beyan edip tahsis ettiği gibi.
Ebû Ca’fer dedi ki: Ebû İshak’ın sözünü ettiği bu üç görüşün dışında dört görüş daha vardır. el-Kisaî dedi ki: ” Ayırırız” fiilî bir manaya dairdir. Meselâ, “Elbiselerden giyindim, yemekten yedim” demek bu türdendir. Halbuki bu fiil; “…den… kim ise” de amel etmediğinden onu nasb etmesi de söz konusu değildir.
el-Mehdevî şunu da ekler: Ona göre bu fiil: “Her bir kesimden” ibaresinin mahallinde amel etmektedir. Buna karşılık “…den… şiddetli kim ise” İfadesi yeni bir cümle olup mübtedâ olarak meıfu’dur. Sîbeveyh vâcib (yerine getirilmesi gerekli) anlamın ifade edildiği hallerde de …den…” in gelmesinin vacip olduğu görüşünde değildir.
el-Ferrâ’ dedi ki: Âyet, sonra Biz nida ile (seslenerek) ayırırız, demektir. Buna göre “ayırırız” fiili nida ederiz, anlamındadır. el-Mehdevî der ki: “Nida etti” fiilinden sonra bir cümle geliyorsa muallak olur. Meselâ “Zannettim” fiili manada amel eder, fakat lafızda amel etmez.
Ebû Ca’fer dedi ki: Ebû Bekr b. Şukayr’ın naklettiğine göre bazı Kûfeliler; “..den kim…” lâfzında şart ve ceza manası olduğunu söylemişlerdir. İşte bundan dolayı ondan önceki fiil kendisinde amel etmemiştir. Anlamı da şöyle olun Sonra bizler her bir kesimden… -ister birbirleriyle ortak vasıfları olsun, ister olmasın- ayırırız. Bu da bir kimsenin; ifadesinin; “ister gazap etsinler, ister etmesinler ben o topluluğu dövdüm” anlamında olması gibidir.
Ebû Ca’fer dedi ki: İşte bunlar toplam olarak altı görüştür. Ayrıca Ali b. Süleyman’ın, Muhammed b. Yezîd’den naklen şöyle dediğini de dinledim: …den… kim ise” lâfzı: “KesiirTe taalluk etmektedir. O halde mübtedâ olarak merfu’dur. Anlamı da söyle olur: Sonra Biz birbirlerine benzeyen kimselerden yani birbirleriyle yardımlaşanlardan Rahmân’a karşı cesur ve şiddetli olduğunu gördükleri kimseleri ayırırız. Bu da güzel bir açıklamadır.
el-Kisaî “Teşâyu”un yardımlaşmak anlamında olduğunu nakletmektedir.
“Cesur ve şiddetli” kelimesi de temyiz olarak nasb edilmiştir.