Rabbine andolsun, onları ve şeytanları mutlaka toplayacağız, sonra onları cehennemin çevresinde diz çökmüş halde hazır bulunduracağız.
Diyanet Vakfı
Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.
Kurtubi Tefsiri
Rabbin hakkı için onları ve şeytanları elbette haşredeceğiz, sonra cehennemin etrafına dizleri üzere (çökmüş olarak) elbette hazır edeceğiz.
“Rabbin hakkı için onları ve şeytanları elbette haşredeceğiz.” Yüce Allah mü’minleri haşredeceği gibi onları haşredeceğine dair delili ortaya koyduktan sonra, kendi zatına kasem etmekte ve şeytanları da haşredeceğini bildirmektedir.
Denildiğine göre; her kâfir bir şeytan ile birlikte aynı zincire vurulmuş olarak haşredilecektir. Nitekim yüce Allah:
“Toplayınız zulmedenleri ve onlara eş olanları” (es-Saffat, 37/22) diye buyurmaktadır.
ez-Zemahşerî dedi ki: “Ve şeytanları” âyetinde ki “vav”ın atıf için olması da mümkündür. “Beraber” anlamında olması da mümkündür. Bununla birlikte “beraberlik” anlamı daha kuvvetli görülmektedir. Yani onlar kendilerini azdırmış ve saptırmış, arkadaşları olan şeytanlarla birlikte haşredilecekler ve herbir kâfir bir şeytan ile birlikte aynı zincire vurulacaktır.
Desen ki: Bu, “insan” ile özel olarak kâfirlerin kastedilmesi halinde uygundur. Pekt ya genel olarak bütün insanlar kastedilmiş ise şeytanlarla birlikte haşredilmeleri nasıl uygun görülebilir? Derim ki: Bütün insanlar aralarında kâfirler, şeytanlarla birlikte olmak üzere bir defada haşredileceklerine göre, tıpkı şeytanların kâfirlerle birlikte haşredilmesi gibi (bütün İnsanlar da) şeytanlarla birlikte haşredilmiş olur. Desen ki: Amellerinin karşılıklarının görülmesi halinde birbirlerinden ayrıldıkları gibi, haşirde de bahtiyarlarla bedbahtlar niye birbirlerinden ayrı değildir. Derim ki: Mahşerde birbirlerinden ayrılmayacaklar ve cehennem etrafında diz üstü çökecekleri yerde hazır edilecekler. Onlarla birlikte ateşin yanına getirilecekler; tâki bahtiyar olan insanlar da yüce Allah’ın kendilerini kurtarmış olduğu halleri görsünler, böylelikle sevinçlerine sevinç katılmış olsun, kendilerinin ve Allah’ın düşmanlarının cezalarından ötürü de sevinsin, onların da kötülükleri, hasretleri ve Allah’ın dostlarının bahtiyarlıkları, kendi hallerine sevinmelerinden ötürü de kendilerini öfkelendirecek şeyler daha da artsın.
Desen ki: Dizleri üstü hazır edilmelerinin anlamı nedir? Derim ki: Eğer “insan” tabiri özel anlamı ile (yani kâfir diye) tefsir edilecek olursa anlam şöyle olur: Onlar mahşerden cehennemin kıyısına hesab için durdurulacakları yerdeki hallerinde olduğu gibi şiddetlice sürüklene sürüklene, itile kakıla getirileceklerdir. Buraya gelişleri dizleri üstünde olacak, ayakları üzerinde yürüyerek gelmeyeceklerdir. Çünkü hesab için durdurulmuş olanlar, dizleri üstünde bulunmakla nitelendirilmişlerdir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Her ümmeti de diz çökmüş göreceksin.” (el-Câsiye, 45/28) Yani karşılıklı sözleşme ve çeşitli alış-veriş, ve intikal durumlarında alışılagelmiş hat olan dizler üzerinde çökmüş olacaklardır. Bu şekilde gelişleri huzursuzluk, tedirginlik ifadesi olduğundan dolayıdır. Böyle bir duruş, rahat ve huzurun zıttı bir mana ifade eder. Yahut ta karşı karşıya kalacakları ve ayakları üzerinde durma takatlerini bırakmayacak şiddetli hallerden ötürü dizleri üzerine kapaklanacaklardır.
Eğer “insan” umumi manasıyla ele alınırsa o takdirde: Onlar cehennemin kıyısına varacaklarında diz üstü çökecekler demek olur ki; bu da diz üstü çökmenin mevkıf de (hesap için durdukları yerde) diz üstü çöktükleri gibi burada da haklarında takdir edilmiş bir hal olduğu kabul edilmesi suretiyle bu açıklama yapılabilir. Çünkü bu da mükâfat ve cezanın görüleceği yere varılmasından önce hesap için durmaya tabi olan hususlardandır.
Şöyle de denilmektedir: “Sonra onları cehennemin etrafında dizleri üzere elbette hazır edeceğiz” âyetinin anlamı Mücahid ve Katade’den nakledildiğine göre dizleri üzerine çökmüş olarak haşredeceğiz, demektir. Yani onlar içinde bulundukları halin dehşetinden ötürü ayakta duramayacaklardır.
“Cehennemin etrafına” âyetinin, cehennemin içinde anlamında olması da mümkündür. Mesela, evin iç tarafında çevirmişler olarak oturanların durumunu anlatmak üzere: “Gelenler evin etrafında oturdular” demek te buna benzer. Buna göre “cehennemin etrafına” ifadesinin cehenneme girdikten sonra gerçekleşecek olması mümkündür. Cehenneme girmeden önce olması da mümkündür,
“Dizleri üzere” kelimesi Dizleri üzerinde çökmüş kişi’ kelimesinin çoğuludur. Bu fiil; “Dizüstü çöktü, çöker, dizüstü çökmek” şeklinde kullanılır. “Ona diz çöktürdü” demektir. Topluluk hakkında aynı şekilde; da kullanılabilir. Aynı şekilde “cim” harfinden sonraki harf esreli olduğu için “tim” harfi esreli olarak; Dizleri üzere çökmüşler” denilebilir.
İbn Abbâs dedi ki: Bumda bu kelime “cemaatler halinde” anlamındadır. Mukâtil de; Ayıt ayrı topluluklar halinde diye açıklamıştır. Bu açıklamaya göre bu kelime üç ayrı söyleyişi ile; in çoğuludur ki, bu da bir araya gelmiş, toplanmış taşlar ve toplanmış toprak anlamındadır. Yani içkiciler ayrı, zina etmişler ayrı ve bu şekilde gruplar halinde toplanacaklardır, demektir. Şair Tarafe de şöyle demiştir:
“İkisinin üzerinde iki toprak yığını görürsün,
Bir de muntazam bir şekilde dizilmiş enlice sağlam taşlar.”
el-Hasen ve ed-Dahhak, dizleri üzere çökmüşler olarak diye açıklamışlardır. Bu te’vile göre kelimenin çoğulu bundan önce geçtiği gibidir. Buna sebeb ise yerin darlığıdır. Yani tam anlamıyla oturmak imkânını bulamayacaklardır.
Birbirleri ile davalaşmak için dizleri üzere çökecekler, diye de açıklanmıştır. Bu da yüce Allah’ın şu âyetini andırmaktadır
“Sonra muhakkak sizler kıyâmet gününde Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız.” (ez-Zümer, 39/31) el-Kumeyt de şöyle demektedir:
“Onlar ileri gelenlerini dizleri üzere çökmüş bıraktılar.
Kendileri ise o efendilerinin dışında birbirleriyle zincire vurulmuş haldedirler.”