Hırsız, çaldığı mala hibe, alışveriş yahut başka şekilde mülk yollarıyla sahip olacak olursa, o vakit davanın hakime raf edilmeden önce, onun yanında yahut sonrasında bunu talep etmesi halinde ancak o mala hak sahibi olabilir. Eğer hakime dava edilmeden önce bu malı alacak olursa, elini kesmek gerekmez. Çünkü şartlarından birisi de malı çalanın bu malı talep etmesi, istemesidir. Mal sahibinin ise malı hibe etmesinden vb. sonra artık bu malı talep etmesi geçerli değildir. Ondan sonra talep etmeye hak sahibi olursa, el kesme cezası sakıt olmaz. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak söylemiştir. Çünkü Safvan b. Ümeyye hadisinde: “Adamı bana getirmeden önce bunu yapmasaydın olmaz mıydı?” şeklinde gelmiştir. Bu da gösteriyor ki eğer ona raf etmeden önce o mal mevcut olsaydı, el kesme terk edilirdi ve ondan sonra da artık onu sakıt etmezdi.
Rey ashabı ise şöyle demiştir: Bu durumda el kesme cezası sakıt olur; zira o artık ona ait malı olur. Bu sebeple kendisine ait mülkü sayılmış olacağından eli de kesilmez. Sanki onu istemeye dair talepte bulunmadan önce ona malik olması gibi değerlendirilir. Çünkü malı istemek ve talepte bulunmak şarttır ve şartlar için devamlılık esastır, buna bakılır. Halbuki bu mal için taleplerde bulunulmuş değildir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa o mal hakkında talepte bulunmak hüküm açısından şarttır, yoksa elin kesilmesi açısından şart değildir. Buna dair delil (mal sahibinin) o malı geri istemesi halinde el kesme cezasının sakıt olmayacağıdır; zira talepte bulunma ortadan kalkmıştır.