Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat vadetmiştir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Veadallahu (vadetti Allah) ellezine (o kimselere ki) amenu (iman ettiler) ve amilus salihati (ve salih ameller yaptılar) lehum (onlar için vardır) المغفرة (bağışlama) ve ecrun (ve bir mükafat) azim (büyük)
Mukatil Tefsiri
“Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere…” buyruğu, Allah’a iman eden ve O’nun farz kıldığı görevleri yerine getiren kimseleri ifade etmektedir.
“Onlar için mağfiret vardır” buyruğu, günahlarının bağışlanacağı anlamındadır. “Ve büyük bir mükâfat” buyruğu ise güzel bir karşılık demektir. Mukâtil’e göre burada kastedilen mükâfat cennettir. Allah Teâlâ, iman edip farzları yerine getiren kullarına günahlarının bağışlanmasını ve sonunda cenneti vaat etmiştir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın: “Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere vadetmiştir” buyruğunun anlamı şudur: Allah, kendisini ve Resulünü tasdik eden, Rableri tarafından getirilen hakikati kabul eden, Allah’ın kendileriyle yaptığı ahde bağlı kalan ve verdikleri sözleri yerine getiren kimselere vaatte bulunmuştur. Bunlar, Allah ile yaptıkları sözleşmeye sadık kalan, “Allah’ı ve Resulünü mutlaka dinleyecek ve itaat edeceğiz” diyerek üstlendikleri yükümlülüğü yerine getiren kimselerdir. Onlar Allah’ın emirlerini işitmiş, yasaklarını kabul etmiş, O’na itaat etmiş, emrettiklerini uygulamış ve yasakladıklarından uzak durmuşlardır.
“Onlar için mağfiret vardır” buyruğu ile kastedilen ise şudur: Rablerinin kendileriyle yaptığı ahde ve sözleşmeye bağlı kalan bu kimseler için mağfiret vardır. Mağfiret, onların geçmişte işledikleri günahların örtülmesi, Allah’ın onları bağışlaması, günahlarından dolayı kendilerini cezalandırmaması ve bu günahlar sebebiyle onları rezil etmemesidir.
“Ve büyük bir mükâfat” buyruğu da şu anlama gelmektedir: Allah’ın geçmiş günahlarını bağışlamasına ilave olarak, bu kimseler için yaptıkları ameller ve Rableriyle yaptıkları sözleşmelere bağlı kalmaları karşılığında büyük bir mükâfat vardır. Bu büyük mükâfatın mahiyetini, genişliğini ve son sınırını Allah’tan başka kimse bilemez. Çünkü burada kastedilen büyük hayır, miktarı belirlenmiş ve sınırı bilinen bir nimet değil; sonunu ve derecesini yalnızca Allah’ın bildiği sonsuz bir ikramdır.
Eğer bir kimse: “Allah bu ayette iman eden ve salih ameller işleyenlere vaatte bulunduğunu haber vermiştir; fakat onlara ne vadettiğini açıkça belirtmemiştir. O halde vaat edilen şey nerede zikredilmiştir?” diye sorarsa, ona şöyle cevap verilir:
Hayır, Allah vaat edilen şeyi açıkça bildirmiştir. Vaat edilen şey, ayetin devamındaki “Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır” ifadesidir.
Şayet bir kimse: “Fakat ‘Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır’ ifadesi bağımsız bir haber cümlesidir. Eğer bu ifade vaat edilen şey olsaydı, ‘Allah iman eden ve salih ameller işleyenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat vadetmiştir’ denilirdi. Burada ‘onlar için’ ifadesinin yer alması yeni bir cümlenin başladığını ve vaade ilişkin haberin sona erdiğini göstermektedir.” derse, ona şöyle cevap verilir:
Her ne kadar lafzın zahiri senin söylediğin gibi görünse de, burada Arap dilinde yaygın olan bir kullanım vardır. Sözün açık kısmı, hazfedilmiş olan kısmın anlamına delâlet ettiği için bazı kelimeler zikredilmemiştir. Ayetin takdiri şu şekildedir: “Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere onları bağışlayacağını ve kendilerine büyük bir mükâfat vereceğini vadetmiştir.” Çünkü Arapların dilinde “vaad” fiili çoğu zaman “أن” ile kullanılır. Burada ise vaat, söz anlamı taşıdığı için “أن” hazfedilmiş, ardından haber cümlesi getirilmiştir. Böylece sözün zahiri, gizli bırakılan manaya delâlet etmiş olmaktadır.
Bu sebeple ayetin anlamı adeta şöyle olmaktadır: Allah, iman eden ve salih ameller işleyenlere: “Sizin için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.” demiştir. Böylece vaat, lafız bakımından farklı görünse de anlam bakımından doğrudan bir söz ve bildirim şeklinde ifade edilmiştir.
Basralı dil âlimlerinden bazıları ise bu ayetin şu şekilde anlaşılması gerektiğini söylemiştir: Burada “Allah’ın vadettiği vaat” kastedilmektedir. Buna göre ayetin anlamı: “Allah’ın iman eden ve salih ameller işleyenlere vadettiği şey, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfattır.” şeklindedir. Bu yoruma göre “onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır” ifadesi, Allah’ın söz konusu müminlere verdiği vaadin açıklamasıdır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…