"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Leyl 19

Onun yanında karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve (ve) ma (yoktur) li-ehadin (hiç kimsenin) indehu (onun yanında) min (bir) ni’metin (nimet) tucza (karşılığı verilecek)

Mukatil Tefsiri
Müfessir burada yeniden Ebû Bekir ile ilgili bir rivayet zikretmektedir. Ebû Bekir bir gün Bilâl el-Müezzin’in yanından geçtiğinde efendisi Ümeyye b. Halef el-Cumahî onu İslâm sebebiyle işkence ediyor ve: “Muhammed’in dinini bırakıncaya kadar seni bırakmayacağım.” diyordu. Bilâl ise sürekli: “Bir olan, bir olan.” diyerek Allah’ın birliğini ilan ediyordu.

Ebû Bekir ona: “Allah’a iman ettiği için bir kula mı işkence ediyorsun?” dedi. Ümeyye: “Onu bana karşı senden ve arkadaşından başkası bozmadı.” diyerek Peygamber’i kastetti. Ardından: “Onu satın almak istiyorsan satın al.” dedi. Ebû Bekir kabul etti. Ümeyye: “Ne karşılığında?” diye sorunca Ebû Bekir: “Senin dininde olan bir köle karşılığında.” dedi. Ümeyye buna razı oldu. Böylece Ebû Bekir bir köle vererek Bilâl’i satın aldı ve özgürlüğüne kavuşturdu.

Sonra Ümeyye: “Eğer onu bir okka altın karşılığında isteseydin yine verirdim.” dedi. Ebû Bekir ise: “Sen kırk okka altın isteseydin yine verirdim.” cevabını verdi.

Ebû Bekir’in babası Ebû Kuhâfe, Bilâl’i azat etmesini hoş karşılamadı ve şöyle dedi: “Kavmin azatlısı kavmin kendisinden sayılır. Birini azat edeceksen görünüşü güzel ve kuvvetli birini azat etseydin.” Çünkü Bilâl siyah tenliydi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Ebû Bekir hakkında bu ayeti indirdi.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın bu ayette kastettiği kimse, daha önce zikredilen takvâ sahibi olup malını Allah yolunda veren kişidir. Müfessirler ayetin anlamını açıklarken şöyle demişlerdir: Bu kişinin, malını verirken karşılığını ödemek istediği, kendisine daha önce iyilik yapmış herhangi bir insan yoktur. Yani o, harcadığını bir kimsenin kendisine yaptığı iyiliğin karşılığını vermek için harcamaz; bir insandan gördüğü nimete karşılık vermek, ona borcunu ödemek veya bir iyiliğin karşılığını iade etmek amacıyla malını vermez. Onun infakı tamamen Allah içindir.

Arap dili âlimlerinden bazıları ayetin anlamını şöyle açıklamıştır: “Allah’ın kullarından hiçbir kimsenin, bu malını veren kişinin üzerinde karşılığını beklediği bir nimeti yoktur.” Yani bu kişi, infakını bir insanın kendisine yaptığı iyiliği karşılamak amacıyla yapmaz. Bir başkasının kendisine yaptığı bir iyiliğin bedelini ödemek veya ona teşekkür etmek için harcamaz. Bilakis Allah’ın haklarını yerine getirmek için verir.

Bu açıklamaya göre ayetteki istisna edatı olan “ancak” anlamındaki ifade, “fakat” manasına yaklaşmaktadır. Yani anlam şöyle olur: O, harcadığını herhangi bir kimsenin iyiliğine karşılık vermek için harcamaz; fakat Rabbinin rızasını istemek için harcar.

Arap dilcileri ayrıca ayetteki bazı kelimelerin yer değiştirmiş gibi kullanılmasının Arap dilinde bilinen bir üslup olduğunu belirtmişlerdir. Bunun örneklerinden biri olarak Nâbiğa’nın şu şiirini zikretmişlerdir:

“Öyle korktum ki artık korkum,
Yağmurlu dağdaki dağ keçisinin korkusunu bile geçti.”

Şiirin asıl anlamı: “Dağ keçisinin korkusu benim korkumu geçmez oldu” şeklindedir. Buna benzer şekilde ayette de kelimeler arasındaki ilişki, Arapların bilinen ifade tarzlarından biri olarak değerlendirilmiştir.

Taberî, bu açıklamanın tefsir ehlininden gelen rivayetlerle de desteklendiğini belirtmektedir. Çünkü onlar bu ayetin Ebû Bekir hakkında indiğini söylemişlerdir.

Katâde şöyle demiştir:

“Onun verdiği şeylerde insanların karşılığını bekleme ve onları ödüllendirme amacı yoktu. Verdiği her şeyi yalnızca Allah için veriyordu.”

Âmir b. Abdullah b. Zübeyr’in babasından rivayet ettiğine göre bu ayet Ebû Bekir hakkında inmiştir:

“Onun yanında karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur. Ancak yüce Rabbinin rızasını istemek için verir.”

Katâde’den gelen başka bir rivayette de şöyle denilmektedir:

“Bu ayet Ebû Bekir hakkında inmiştir. O, azat ettiği köleleri azat ederken onlardan ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyordu. Altı veya yedi kişiyi özgürlüğüne kavuşturmuştu. Bunların arasında Bilâl ve Âmir b. Füheyre de vardı.”

Taberî’ye göre bu açıklamalar dikkate alındığında ayetin anlamı şöyledir:

“Bu kişi malını verirken herhangi bir insandan bir karşılık istemez. Verdiği şeyi, insanların iyiliklerini ödemek veya onların teşekkürünü kazanmak için vermez. Onun bütün amacı Allah’ın rızasını elde etmektir.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/leyl-18/,https://kutsalayet.de/leyl-20/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız