"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kusurun sadece kırılmasıyla bilinmesi

Karpuz, nar ve yumurta gibi kusurun sadece kırılmasıyla bilindiği bir şeyi satın alır ve o da kırılacak olur, kusuru da ortaya çıkarsa, bu konuda iki görüş vardır:

Birincisi: Bu durumda satıcıya bir şey (tazmin) geri dönmez. Bu görüş, Maliki mezhebine aittir. Zira ayıbını bilmemesi hasebiyle satıcıdan kaynaklanan bir kandırma ve aldatma yoktur. Nitekim o da ancak malın kırılmış olmasıyla bunun künhüne sahip olmuştur; dolayısıyla bu, ayıp ve kusurlardan uzak bir mal gibi değerlendirilir.

İkincisi: Bu durumda satıcıya (tazmin) geri döner. Bu ise mezhebimizin zahiri, Ebu Hanife ve İmam Şafii’ye göredir. Çünkü satış akdi, müşterinin muttali olmadığı kusurlardan salim olmasını gerektirir. Buna göre ayıp ve kusur ortaya çıkınca, muhayyerlik de doğar. Bir de aldatma kasdının olmaması, teslim almadığı sürece malın semeninin kendisine verilmesini gerekli kılmaz; kölenin kusuru bilinmediği halde satışının geçerli olması buna delil teşkil etmektedir.

Bu anlaşıldığına göre kırılan o mal (ve ürün), bozuk tavuk yumurtası ve siyah nar gibi kıymetsiz bir ürün olursa, semenin hepsi geri döner; çünkü bunların bir faydası yoktur ve vaki olması nedeniyle aslı itibariyle akdi fasit kılmış olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim fayda ve yarar sağlamayan şeylerin satışı zaten geçerli olmaz. Bu durumda onun bu malı satıcıya geri vermesi gerekmez; çünkü bunda bir fayda yoktur.

Hindistan cevizi ve buna benzer bir üründe kusur bulunacak olursa, bunları kırdığı vakit bakar. Şayet sadece söz konusu olan kırık ile satılan malın künhü bilinecek olursa, o takdirde müşteri bu malı geri vermek, kırılan kısmın diyetini ödemek ve semeni geri almak ya da malın kusurunun diyetini almak arasında muhayyer olur. Bu, el-Harki’nin sözünün zahirini oluşturur. Çünkü bu, bir eksikliktir ve geri vermeyi engellemez; dolayısıyla hayvanın memesinde bekletilen süt gibi diyetini de geri verir.

el-Kadı der ki: Bana göre kırılması sebebiyle ona diyeti ödemesi gerekmez. Çünkü bu, kusurlu malın künhünü öğrenme yolunu elde etmek demektir. Satıcı ona bunu musallat etmekle o da biliyor ki müşteri, ürünün iyisini kötüsünden ancak bu şekilde bilmiş olacaktır. İmam Şafii de böyle söyler.

Eğer söz konusu olan malın künhü, kırığı sebebiyle bilinecek olur da ancak o malın tamamını itlaf etmiş olmayacak olursa, o zaman bunun hükmü tıpkı az önce geçen el-Harki’nin sözüyle aynı olur. Bu da yine el-Kadı’nın görüşünü oluşturmaktadır. Müşteri ise bu malı geri vermek, kırılan kısmın diyetini ödemek ve semeni geri almak ya da malın kusurunun diyetini almak arasında muhayyerdir. İmam Ahmed’den gelen iki görüşten birisi de bu minvaldedir. Onun ikinci görüşü ise müşterinin bu malı geri vermeyeceği, malın kusurunun diyetini ise alabileceği şeklindedir. Bu da Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin görüşüdür.

Şayet bu ürünü kırar ve neticede kıymeti de kalmayacak olursa, o zaman sadece malın kusurunun diyetini alabilir, başkasını ise alamaz. Çünkü onu telef etmiştir bir defa.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/satici-ve-alicinin-kusurlu-mal-hakkindaki-anlasmazlik-durumu/,https://kutsalayet.de/ine-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız