Baba’dan başkasının yahut vasi olandan başkasının, buluğ çağına ermemiş olan çocuğu evlendirme hakları yoktur. Çünkü baba’dan başkası küçük bir cariye çocuğunu dahi evlendirme hakkı olmadığına göre, bir erkek çocuğunu evlendirmesi daha öncelikli olarak caiz olmaz.
İmam Şafii ise şöyle der: Buluğ çağına girdiği zaman fercini muhafaza etmesini alıştırmak amacıyla çocuğunu velisi evlendirebilir. Sürekli delilik sebebiyle aklı gitmiş olan matuh’u, babasından veya vasisinden başkasının evlendirme hakkı yoktur. Bu, İmam Malik’in kavlidir. İbn Hamid ise şöyle demiştir: Kadınlara karşı şehveti olduğu bilindiği vakit onu (deliyi) hakim evlendirir. Bu ise Şafii mezhebine ait görüştür. Çünkü bu, ona ait fayda ve maslahatından sayılır. Bu nedenle nikah için izin vermesini bekletme hakkı yoktur. Ama babası ve vasisine gelince, onların deli ve çocuğu evlendirme hakları vardır, ister çocuk aklı başında olsun yahut deli olsun, fark etmez. Aynı zamanda bu deliliği sürekli de olsa gidip gelen bir delilik de olsa, yine fark etmez.
el-Muvaffak şöyle demiştir: Delilikten salim olan bir çocuğa gelirsek, babasının kendisini evlendirebileceği hususunda ilim adamları arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Deli olan çocuğu da babası evlendirebilir; çünkü o, henüz buluğa çağına girmiş değildir. O nedenledir ki babası, onu -aklı başında olan kimsede olduğu gibi- evlendirmeye maliktir.
İmam Şafii ise bunun caiz olmadığını söylemiştir. Çünkü onu evlendirecek olursa, ihtiyaç duymadığı halde kız tarafına vermek zorunda kalacağı mehir ve nafaka gibi birtakım hakları yerine getirmesi gerekir. Dolayısıyla bu onun hakkında caiz olmaz, sanki babası diğer velilerdenmiş gibi kabul edilir.
Buluğ çağına girmiş olan matuh’a gelince, İmam Ahmed ve el-Haraki’nin sözlerinin zahirinden anlaşıldığına göre, ondan şehvet emareleri çıksa da çıkmasa da baba, buluğa ermiş olan matuh oğlunu evlendirir. el-Kadı (İyaz) ise şöyle demiştir: Ondan, kadınlara uymasıyla şehvet emareleri vb. baş gösterecek olursa, evlendirmesi caiz olur. Bu, Şafii mezhebine ait görüştür. Zira ihtiyaç duymadığı halde onun evlendirilmesinde bir tür zarar söz konusu olur; çünkü bağlayıcılığında kendi lehine bir menfaatin olmayan hakları o, bizzat kendisine gerekli kılmış sayılır.
el-Muvaffak şöyle der: Bize göre o, mükellef olmadığından dolayı, bu durumda babasının onu evlendirmesi caiz olur, tıpkı küçük çocuğu evlendirmesi gibidir. Öyleyse hemen bir ihtiyaç duymadığı halde küçük bir çocuğu evlendirmesi dahi caiz olduğuna göre, bir ihtiyacın doğması halinde onun görüşünü beklemek daha öncelikli sayılır.
O şöyle de demiştir: İhtiyaç duyması halinde ise onu evlendirilmesi icap eder; çünkü velinin bir maslahat görmesi halinde onu evlendirmemesi caiz olmaz, nitekim ihtiyaç hali yalnız şehvet konusuyla münhasır da olmayabilir. Nikah konusunda babanın vasiyet verme durumu, hakkında zikri geçen kadına vasinin velayet etmesi durumundaki gibidir. Buna ek olarak, söz konusu olan ihtilaflar da ondaki ihtilaflar gibidir. Bu ise özellikle evlendirme konusunda babanın vasisi hakkında sabit olur. Eğer malda vasi olmuşsa, o takdirde onu evlendirmede bir velayeti olamaz; çünkü o ancak vasiyet ile tasarrufta bulunmakla menfaat sağlamış olur ki, bu durumda ona vasi olmadığı şeye malik değildir. Baba’dan başkasının vasisi ise çocuk ve deli’ye velayet edemez; çünkü vasiyeti alan şahıs buna malik olamaz. Öyleyse vasi, daha öncelikli sayılır.