Boşanmış olan kadın hür ise ve kuru sahiplerinden olursa, bu durumda iddeti üç kuru süresidir, bunda ilim ehli arasında bir ihtilaf yoktur. “Kar” ifadesi Arapların kullanımında hem hayız hem de temizlik süresi için müşterek kullanılan isimlerdendir.
İlim adamları Yüce Allah’ın: “Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç kuru (hayız veya temizlik müddeti) beklerler.” (Bakara Suresi: 228) buyruğunda geçen “kuru” ifadesinden neyin kasdedildiği hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. İmam Ahmed’den buradaki ifadenin “hayız” anlamına geldiği nakledilmiştir. Bu, Sevri, İshak ve rey ashabının görüşüdür. Nitekim el-Kadı (İyaz) şöyle demiştir: İmam Ahmed’den sahih olarak nakledildiğine göre kuru’ dan kasdedilen hayızdır; çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Kadınlarınız içinden adetten kesilmiş olanlarla, adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” (Talak suresi: 4) Öyleyse hayız’ın olmaması durumunda onların iddet noktasında aylara intikal etmiş olmaları gösteriyor ki bundan kasıt, aslen hayızdır. Tıpkı şu ayette buyurduğu gibi: “Eğer su bulamayacak olursanız, temiz (toprakla) teyemmüm ediniz.” (Nisa Suresi: 43) Şüphesiz şeriatın dilinde kullanılan mana da, söz konusu “kuru” ifadesinin “hayız dönemi” olduğu şeklindedir. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur ki: “Kuru günlerinde namazı terk et, (kılma.)” Bir de bu lafzın “temizlik” anlamında kullandığına dair herhangi bir yerde şeriat dilinde bir lafız gelmiş değildir. Dolayısıyla dilde kullanılan anlama bakılması zorunludur. Zira “Kendi başlarına üç kuru müddeti beklerler.” (Bakara Suresi 228) ayetinin zahiri de tam üç (hayız) süresini tamamlamayı gerektirmektedir. Halbuki kuru ifadesini temizlik dönemi olarak kabul edenler, üç dönemi gerekli görmezler; çünkü onlar iki temizlik süresinin ve üçüncü sürenin de bir bölümünü yeterli sayarlar, böyle söylemekle de nassın zahirine ters düşmüş olmaktadırlar. Bunu, “hayız müddeti” kabul edenler ise üç müddeti tastamam vacip görürler ve böylece nassın zahirine uygun düşmüş olurlar; dolayısıyla da muhalefet edenden daha evla bir görüş ifade etmiş oluyorlardır. Çünkü iddet, beri olmak, kurtulmak demektir, o vakit kadın -cariyenin beri olması gibi- hayız’dan beri olmuş olmaktadır.
İmam Ahmed’den gelen ikinci görüşe göre kuru ifadesinden kasıt, “temizlik müddeti”dir. Bu ise İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in görüşüdür. Çünkü Yüce Allah: “Kadınları boşayacağınızda, onları iddetleri içerisinde boşayın.” (Talak Suresi 11) buyurmuştur. Yani iddet dönemleri içinde boşayınız. Burada ise hayız müddeti içerisinde değil, temizlik dönemi içerisinde boşanma emredilmiştir.
el-Muvaffak (İbn Kudame) ise şöyle demiştir: Yüce Allah’ın: “Kadınları boşayacağınızda, onları iddetleri içerisinde boşayın.” (Talak Suresi 11) buyruğundan muhtemelen kasdedilen, iddetleri öncesinde boşanmalarıdır. Zira zaruret olarak iddet içerisinde boşanmaya hamledilmesi mümkün değildir. Kuşkusuz talak, sebebini oluşturduğu için iddeti geçmektedir ve sebep de hükmün önüne geçer ve daha evvelinde ortada yoktur. Halbuki kuru ifadesi “hayız” demek olursa, o vakit temizlik dönemi içerisinde baş gösteren talak, iddetten evvelki bir boşama sayılır.
İlim ehli arasında ihtilafsız olarak geldiğine göre, içerisinde boşamanın baş gösterdiği hayız müddeti, kadının iddetinden hesaba katılmaz. Çünkü Yüce Allah üç kuru müddetini eksiksiz olarak (tamamlanmasını) emretmiştir. Kimileri ise: Kuru ifadesinin, temizlik dönemleri anlamına geldiğini belirtmiştir. Dolayısıyla kur’ olarak içerisinde boşamış olduğu temizlik müddetini de hesaba katar, demişlerdir.