Mezhebimizde meşhur olan görüşe göre; Kur’an’da geçen secde ayetleri, ondört secdeden oluşmaktadır. Bu, Ebu Hanife’den gelen iki rivayetten birisini ve İmam Şafii’nin de iki kavlinden birisini oluşturmaktadır. İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bu secde ayetlerinin sayısı, “Sad” suresindeki ayetle beraber on beştir. Bu, İshak’ın da görüşüdür.
Bir rivayete göre İmam Malik ve bir görüşe göre de İmam Şafii; söz konusu olan secde ayetlerinin on bir tane olduğunu ve mufassal (surelerde) ise secde ayetinin bulunmadığı şeklindedir.
Birinci rivayete göre; “Sad” suresindeki secde ayeti, secde ayetlerinden değildir. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür. İkinci rivayete göre ise bu suredeki secde ayeti, secde ayetlerinden sayılmaktadır. Bu da İmam Malik, Sevri, İshak ve Rey ashabının görüşüdür.
“Hac” suresinde ise bu ayetlerden iki tane vardır. Bunu, İmam Şafii, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. İmam Malik ve Ebu Hanife ise; (Hac suresindeki) son ayetin secde ayeti olmadığını belirtmişlerdir.
Secde yaparken itibar edilecek olan şartlar, nafile namazdaki şartların aynısıdır. Tilavet secdesi yapacağı vakit, secde yapmak için tekbir alır. Namazın içinde de olsa, dışında da olsa, her halükarda kalkarken aynı şekilde tekbir alır. Bunu, İmam Şafii, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. İmam Malik ise şöyle demiştir: Eğer namaz içindeyse durum böyledir; ancak namazın dışında secde edecek olursa durum farklıdır.
Namazın dışında tekbir almanın meşruiyet yönü, bu secdenin tek başına (bağımsız) bir secde olmasından dolayıdır. Onun içindir ki ona başladığı vakit tekbir alınır ve kalkarken de yine tekbir alınır. Tıpkı selam verdikten sonra sehiv secdesi gibi.
Secde yaparken, namaz içerisindeki (diğer) secdede okuduklarının aynısını söyler. Ama bu minvalde rivayet edilenleri okumak isterse bu daha güzel olur.
Secde yaptıktan sonra selam verme konusuna gelince, İmam Ahmed’den bu yönde farklı rivayetler gelmiştir. Onun bu selama vacip dediği rivayet edilmiştir. Çünkü hadis-i şerifte: “(…) namazdan çıkış selam iledir.” buyrulmuştur. Ve yine ondan tilavet secdesinde selamın olmadığı şeklinde rivayet de gelmiştir. Bu, aynı zamanda Ebu Hanife’den de nakledilmiştir. Çünkü bu secdede teşehhüd olmadığı gibi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den buna dair bir nakil de gelmiş değildir. İmam Şafii de bu konuda ihtilaf etmiştir.
Bir defa selam vermek ise yeterlidir.