"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Küçüğün şuf‘a hakkı

Küçüğün ortaklığında bir pay satılacak olursa, içlerinde İmam Mâlik, Evzâî, İmam Şâfiî ve rey ashabının da bulunduğu fakihlerin genelinin görüşüne göre onun hakkında şuf‘a hakkı sabit olur. Çünkü hadislerin genel manası bunu ifade etmektedir. Zira bu malın zararını ortadan kaldırmak için söz konusu olan bir muhayyerliktir; bu nedenle çocuğun hakkında bu sabit olur, tıpkı kusuru sebebiyle malı geri vermedeki muhayyerlik gibi kabul edilir.

Kusurlu malı geri verdiği gibi şuf‘a malını da çocuğun (adına) velisi alır. Velisi almayacak olursa, bu durumda gaib de olan şahsın gelişinin beklendiği gibi, çocuğun da bulûğa girmesi beklenir. el-Harakî’nin sözünün zâhirinden anlaşıldığına göre çocuk büyüdüğü vakit, şuf‘a hakkını alabilir. İster onun adına velisi şuf‘a hakkını bağışlamış olsun, ister bağışlamamış olsun, ister bunda payı bulunsun, isterse bunu terk etme noktasında talebi ve hakkı olsun, fark etmez. Bu, İbn Mansûr rivayeti üzere İmam Ahmed’in görüşünün zâhirini de oluşturmaktadır. Bu, aynı zamanda Evzâî, Züfer ve Muhammed b. el-Hasen’in de kavlidir. Nitekim bazı Şâfiî ashabı da ondan bunu nakletmişlerdir. Çünkü şuf‘a hakkına hak sahibi olan kişi aynı zamanda onu almaya da hak sahibidir, ister onun bunda bir payı olsun, ister olmasın, şüphesiz onu terk etmesi vb. sebebiyle şuf‘a sâkıt olmaz. Tıpkı vekilin şuf‘a malını almayı terk etmesi durumundaki gaib’in hükmü buna örnek teşkil etmektedir.

İbn Hamîd der ki: Veli, çocuğun payı için şuf‘a hakkını terk edecek olursa yahut da çocuğun bu hususta ondan alacağı bir şey olmazsa, bu takdirde şuf‘a hakkı düşer, sâkıt olur. Bu, Şâfiî mezhebinin açık görüşüdür. Çünkü veli, kendi ameli ve emeğiyle o malı elde ettiğinden, çocuğun da onu nakzetmesi câiz değildir, tıpkı kusurlu malı geri vermek gibi kabul edilir. Bunun yanında veli çocuğun payı için bu işi ifa ettiğinden bu geçerli sayılır, tıpkı payın yanında onu da almaya benzer. Eğer bundan başka bir şey için terk etmiş olursa, bu durumda şuf‘a hakkı sâkıt olmaz.

Ebû Hanîfe ise: Her iki durumda da velinin şuf‘a hakkını bağışlamasıyla bu sâkıt olur, demiştir. Ona ise bu konuda iki sahibi (talebesi olan Ebû Yûsuf ve Muhammed) muhalefet etmişlerdir. Çünkü böyle yapmakla o, hakkında veli kılınmış olan çocuğun hakkını ıskat etmiş olur. Hâlbuki onun payını ve hakkını ıskat etme hakkı yoktur, öyleyse bu sahih olmaz. Tıpkı ibra ile kusurlu malın geri verilmesindeki muhayyerliği düşürmek gibi kabul edilir.

Çocuğun şuf‘a malını alması noktasında bir payı varsa, mesela alımın ucuz olması yahut mislî semen olması ve çocuğun da akarı satın almaya muktedir olan malının bulunması gibi — bu durumda velisinin şuf‘a hakkını alması gerekli olur. Çünkü velinin onun adına ihtiyatlı olması ve içinde yer alan payını elde etmesi gerekir. Buna göre şuf‘a malını alacak olursa, mülk çocuk lehine sabit olur ve ilim adamlarının çoğunluğunun görüşüne göre bulûğa erdikten sonra bunu nakzetmeye hak sahibi olamaz. Zira o şuf‘a malını bağışlamaya hak sahibi değildir; dolayısıyla —yabancıymış gibi— onu almaya hak sahibi değildir.

(Ama) bu doğru değildir; çünkü bu, maldan sâdır olan zararın ortadan kaldırılması için muhayyer olmak anlamı taşımaktadır. Bu sebeple —kusuru sebebiyle malın geri verilmesinde olduğu gibi— çocuğun adına buna veli olan kişi mâlik olur. Onun bu kıyası ise fâsittir ve bu konuda vekil kılması çelişkidir. Aynı şekilde kusuru sebebiyle malın geri verilmesiyle kıyaslaması da çelişki oluşturur. Çünkü çocuğun velisinin bağışlaması mümkün değildir, (ama malı) geri vermesi mümkündür.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sefi-olanin-sufa-malini-ele-gecirmesinden-evvel-satilan-mal-hakkinda-musterinin-tasarruf-durumu/,https://kutsalayet.de/sefiin-mali-almasindan-evvel-musterinin-yapi-insa-etmesi-agac-dikmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız