Hadler ve kısas dışındaki konularda kölenin yapacağı şahitlik mezhebimize göre makbuldür. Bunu, Ebu Sevr, Davud ve İbn Munzir söylemiştir. Zira şahitlikle ilgili ayetler buna ışık tutmaktadır. Köle de söz konusu ayetler kapsamında yer alır; çünkü bizim erkeklerimizden sayılmışlardır. Adil kimselerdendir, rivayeti, fetvası ve dini olan haberleri kabul edilir. Nitekim bu mevzuda Ukbe b. el-Haris’in, siyah bir kadının emzirmesi konusuyla ilgili olarak hadisi gelmiştir. Zira köle adil durumdadır, töhmet altında değildir; dolayısıyla –hür kimse gibi– onun da şahitliği makbul olur.
İmam Malik, Evzai, Sevri, Ebu Hanife ve İmam Şafii ise kölenin şahitliği kabul olmaz, demişlerdir. Çünkü mürüvvet sahibi değildir, haliyle kemal özelliklere sahip olmayan ve bu bağlamda bölümlere taksimi yapılamayan kimse hükmündedir; dolayısıyla –miras konusunda olduğu gibi– şahitlik konusuna da köle müdahil olamaz.
Kölenin mürüvvet sahibi olmayacağı görüşünün doğru olmayacağı yönünde cevap verilmiştir. Çünkü köle de hür gibi mürüvvet sahibi olanlar ve olmayanlar şeklinde taksim edilmiştir. Kölelerden emirler, ilim adamları, salihler, takva sahibi kimseler çıkmıştır. Mevali olan alimlerinden birçoğu da kölelerden veya kölelerin çocuklarından oluşmaktaydı ve hürriyete kavuşmaları dışında haklarındaki kölelik noktasında menfi bir durum meydana gelmiş değildi. Hür olmaları ne tabiatlarını ne de ilmi durumlarını değiştirmiş değildir. Onların dinlerini ve mürüvvetlerini de etkilememiştir.
Bu şahitlik konusunun mirasa kıyas edilmesi ise doğru değildir; çünkü miras, malı ve hakları noktasında mevrus’a ters ve tezattır. Kölenin ise bu tersliği mümkün değildir; zira ona dönecek olan bir şeye onun efendisi hak sahibi olur. Şüphesiz şahitlik, doğruluğun söz konusu olduğu yerdeki adalete mebnidir. Sözlerinde ve kölesinde güvenilir olması, bunlara ehil olduğunu ifade eder; dolayısıyla da şahitliği makbuldür.
Had konusundaki şahitliği makbul olmaz. Çünkü kölenin mallar konusunda şahitlik yapmasının kabulünde söz konusu olan ihtilaflar eksiklik ve şüphe içermiş olur. Buna göre hakkında şüpheler sebebiyle hadlerin düşürüleceği yerlerde şahitlik yapması kabul edilmez.
Kısaslarda ise iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Bunlardaki şahitliği makbuldür. Çünkü ademoğlu (kul) hakkıdır ve ikrarından geri dönmesi doğru değildir. Bu yönüyle mallar konusuna benzer.
İkincisi: Şahitliği makbul değildir. Zira bedeni cezalar şüpheler sebebiyle düşürülür, bu yönüyle hadler konusuna benzemektedir.
Cariye’nin şahitliği ise kadınların şahitliklerinin caiz olduğu yerlerde caiz görülmüştür. Nitekim kadınların kısas ve hadler konusundaki şahitlikleri makbul olmaz. Sadece mal ve benzeri konulardaki şahitlikleri makbuldür. Cariye de kadınlara has konularda hür kadın gibidir ve şahitliğinde onlarla eşit sayılır. Ukbe b. el-Haris hadisi buna işaret etmektedir.