el-Muvaffak der ki: Kölelere de zekattan bir hissenin verileceği noktasında ilim adamları arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Mezhebimiz antlaşmalı kölelere de zekattan payın verileceği hususunda ihtilaf etmemiştir. Bu, cumhurun görüşünü oluşturur. İmam Malik ise onlara muhalefet ederek: “Kölelere ait olan zekat hissesi ancak kölelerin azat edilmesi halinde kendilerine sarf edilir. Bundan antlaşmalı olan köleye de yardım edilmesi hoşuma gitmez.” demiştir. O aynı zamanda ayetin zahirine de muhalefet etmiş oluyor; çünkü antlaşmalı anlamına gelen “Mukatep” aynı şekilde köledir ve ayetteki “köleler” kapsamına girmektedir. Ayetteki “er-Rikab (köleler)” lafzı genel anlamda gelmiştir ve genel kapsama da dahil olmaktadır.
Anlaşmalı olan kölenin –bu antlaşmasının ödenmesi için– ihtiyaç duyacağı her şeyi zekattan ödenir, kendisiyle beraber bulunan ve anlaşıp da yazışma yaptığı kimseye bundan başkası ödenmez; çünkü o antlaşmanın ödenmesi durumunda ondan bağımsızdır artık. Kafir olan bir antlaşmalı köleye ise zekattan bir şey ödenmez; çünkü zekatın verileceği sınıflardan değildir. Bir de yazışmalı köle hakkında onun ancak belli olan yazışmalı bir köle olduğu, şeklindeki sözü de kabul edilmez; çünkü aslolan bunun mevcut olmadığıdır.
Kölelerin zekat parasıyla azat edilmelerinin cevazı noktasında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan rivayet edildiğine göre bu caizdir. Bu, İmam Malik, İshak ve Ebu Sevr’in de görüşüdür. Nitekim Yüce Allah’ın: “kölelere…” (Bakara Suresi: 177) buyruğunun umumi manası da bunu ortaya koymaktadır. Ayette gelen “er-Rikab” ifadesi tüm köleleri içermektedir, hatta bunun köle demek olduğu aşikardır. Çünkü “köle” ifadesi kullanıldığında bu ona dönücüdür, “bir köle azat etmesi…” (Nisa Suresi: 92) ayetinde olduğu gibi. Zira ayetin takdiri; “kölelerin azad edilmesi” anlamına gelmektedir.
İmam Ahmed’in diğer görüşü ise bunun caiz olmayacağı yönündedir. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür. Çünkü ayet-i kerime, “Allah yolunda çalışıp cihad edenlere…” (Tevbe Suresi: 60) buyruğundakilere zekatı gerektirdiği gibi, kölelere de zekatın sarf edilmesini gerektirmektedir. Aynı şekilde bu ayette Allah yolunda cihad edenlere de zekatın verileceğini istemektedir. Köle ise kendisine bir şey verilmeyen kimsedir.
Ondan (İmam Ahmed) gelen bir görüşe göre; zekattan alınan para ile ona yardımcı olunur. Buna benzer bir görüşü Nehai ve Said b. Cübeyr de söylemiştir, şöyle ki: Zekattan olmak üzere tam olarak köle azat edilmez; ancak kölenin zekat payından alınır ve yazışmalı köleye yardım edilir. Bunu, Ebu Hanife ve iki arkadaşı (talebesi) de söylemiştir. Çünkü onu zekatından azat edecek olursa, o takdirde onu azat eden kimsenin velayetinden faydalanır. Sanki söz konusu olan zekatı kendisine sarf etmiş gibidir. Bu da –Allah en iyisini bilir– İmam Ahmed’den gelmiştir, zira ancak korku üzere söz konusu olmuştur; çünkü onun mezhebi, şayet velayetten dönecek olursa, aynı misline geri döner. Bu durumda da artık zekattan azat etmesiyle ondan faydalanamaz. Nitekim velayetten geri dönecek olursa yine azat edilir. Bunu ise el-Hasen ve İshak söylemiştir.
İmam Malik ise şöyle demiştir: O kölenin velayeti diğer tüm Müslümanların üzerine olur. Çünkü hak sahibi olmadığı bir mal olarak addedilir. Bu yönüyle varisi olmayan mala benzer.