"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kocanın Malvarlığından Nafaka Alınması ve Fesih Hakkı

Ebu Hanife şöyle der: Nafaka, adamın dirhem ve dinardan olan malları hakkında söz konusu olur. Dolayısıyla teslim etmediği sürece ticaret eşyaları satılamaz. Çünkü bir kimsenin malının satılması, ancak onun izniyle yahut naibinin izniyle mümkün olabilir. Dolayısıyla rüşt çağına ermiş olana velayet olmaz. Ancak buna, geçen ifadelerle cevap verilmiştir.

Adam malını saklamış olur, hapsedilmeye de sabredecek olursa, hâkim de adama ait malı almaya muktedir olamazsa yahut gıyaben bulunan malı nafaka olarak temin edecek imkân bulamazsa, el-Haraki’nin sözünün zahirine ve Ebu’l-Hattab’ın da tercihine göre kadının o vakit muhayyerlik hakkı doğar. Çünkü cinsel temas kurmaya elverişli olmayan adamla ilgili açıklamalarda buna dair izahlar geçmişti. Hatta o zaman daha evla sayılır; zira mazur olan sebebiyle nikâhın feshedilmesi caiz olduğuna göre, başkasının caiz olması daha öncelikli olur.

el-Kadı İyaz ise bu durumda kadının boşanmaya malik olamayacağı görüşünü tercih etmiştir. Bu, aynı zamanda Şafii mezhebinin de zahir görüşünü oluşturur. Çünkü cinsel temas kurmaya elverişli olamayanın nikâhının fesholması, adamın bu sıkıntısı sebebiyledir, ancak burada durum böyle değildir.

Nafakadan dolayı nikâh feshinin sabit olduğu her bir yer, ancak hâkimin vereceği hükme göre belirlenir. Zira bu, hakkında ihtilaf edilen bir fesih şekli olduğundan —iktidarsız olan adamın nikâhında olduğu gibi— bunda da hâkimin vereceği hükme gerek vardır.

Adamın durumu iyi olmadığı ve nafaka da vermediği hâlde kadın kendisiyle beraber kalmaya rıza gösterecek olur da sonradan nikâhın feshedilmesini talep edecek olursa veya zor durumda olduğunu, nafaka da vermediğini bildiği hâlde ya da kendisine nafaka vermeyeceğini şart koşmuş olduğu hâlde onunla evlenir de sonradan adamın iktidarsız olduğu ortaya çıkarsa, kadının buna hakkı vardır. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü nafakanın vacip oluşu her gün yenilenir; dolayısıyla nikâhın feshedilmesi de yenilenmiş olur. Kadın için vacip olmayan hususlarda ona ait hakkının ıskat edilmesi doğru değildir. Bu nedenledir ki ileriye dönük nafaka ıskat edilecek olursa, ıskat olmaz. Nafakanın vacipliği ıskat olmayacağına göre, erkek için sabit olan fesih de ıskat olmaz.

el-Kadı İyaz der ki: İmam Ahmed’in sözünün zahirinden anlaşıldığı üzere, o vakit kadının nikâhı feshetme hakkı yoktur. Her iki durumda da kadının muhayyerliği geçersiz olur. Bu, İmam Malik’in de kavlidir. Çünkü kadın, adamda baş gösteren kusur ve ayıptan razı olmuş ve evlilik akdine bunu bildiği hâlde iştirak etmiştir. Öyleyse nikâhı feshetmeye malik olamaz; tıpkı iktidarsız olduğunu bildiği hâlde kendisiyle evlenmesine benzer yahut akitten sonra “İktidarsız dahi olsa ondan razıyım” demesi gibi kabul edilir.

İki görüşten en kuvvetlisine göre, bir süreliğine olmak üzere vacip olan nafakayı erkek karısına vermeyecek olursa, bununla akit fesholmaz ve bu, adamın boynunda bir borç olarak kalır. İster bir özre binaen yahut özür olmaksızın vermemiş olsun, fark etmez. Bu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak’ın kavlidir. Çünkü Hz. Ömer: “Eğer boşayacak olurlarsa, o vakit geçmiş olan nafakaları göndersinler” demiştir. Zira nafaka, zor durumda da olsa, refah durumunda da olsa verilmesi gereken kadına ait bir haktır, öyleyse vaktin geçmesinden dolayı bu hak düşmez, ıskat olmaz. Bu, aynı gayrimenkulün kirası ve borçlar gibi değerlendirilir.

Diğer görüşe göre, hâkim kadına verilmesini gerekli kılmadığı sürece söz konusu olan bu nafakalar ıskat olur. Bu da Ebu Hanife’nin mezhebini oluşturur. Çünkü nafakalar gün ve gün vacip olduğundan, hâkim —akraba nafakasında olduğu gibi— bunun kadına verilmesini vacip saymadığı sürece, ertelenmiş olan nafakalar ıskat olmaktadır.

Bunların farklı şeyler olacağı yönünde cevap verilmiştir. Zira akrabaların nafakası bir bağı ortaya koymaktadır ve onda infak edenin ve kendisine vacip olup da zor durumda bulunanın hâli vaziyetine itibar edilir. Bu, nafakanın sadece o anlık durumuna göre şekillendiği anlamına gelir. Ama bu vakti geçip gittiğinde artık buna ihtiyaç duyulmaz. Bu yönüyle durumunun iyi olması hasebiyle nafakaya ihtiyaç duymamasına benzemiş olmaktadır. Burada ise durum bunun aksinedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/durumu-olan-nafaka-vermezse-hakimin-mudahalesi/,https://kutsalayet.de/ebeveyn-ve-cocuklarin-nafakasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız