Aklı olmayanın dinden dönmesi geçerli değildir. Çocuk ve deli gibi aklı başında olmayanlar ve bayıldığı, hastalandığı, mübah bir ilaç içmesi akabinde aklı gitmiş olanların da irtidatı geçerli değildir ve söylediklerinin bir de hükmü yoktur. Bunda bir ihtilaf yoktur.
Genel olarak çocuğun Müslümanlığı geçerlilik arz eder. Bunu, Ebu Hanife, iki arkadaşı (Ebu Yusuf ve Muhammed) ve İshak söylemiştir. İmam Şafii ve Züfer ise: Buluğ çağına girmediği sürece çocuğun Müslümanlığı geçerli değildir, demişlerdir.
Çocuk hakkında İslam’ı aklen bilmesinin şart koşulacağı hususunda bir ihtilaf yoktur. Yani çocuk Yüce Allah’tan başka bir ilah’ın olmadığına, Onun tek olduğuna ve ortağının da bulunmadığına, Muhammed’in de Allah’ın kulu ve elçisi olduğunu bilmesi gerekmektedir.
Çocuk Müslüman olur ve delilleriyle aklının bastığını bilmemiz halinde onun gerçekten İslam’ına hükmedecek olursak, akabinde ise çocuk bundan rücu ederek: “Ne söylediğimi bilmiyorum.” dese, o vakit bu sözü makbul olmaz, ilk Müslümanlığı ise geçersiz olmaz. İslam’ı (kelime-i tevhid’i) telaffuz eden yahut bunu kendisinin bizzat haber verdiği kimse ardından bu söylediğini inkar edecek olursa, o zaman bu inkarı makbul olmaz, ama mürteci olur. Bunu ise İmam Ahmed birtakım görüşlerinde ifade etmiştir.
Bu, sabit olduğuna göre, öyleyse çocuk dinden dönecek olursa bu irtidatı geçerli olur. Bunu, Ebu Hanife söylemiştir. İmam Malik’in mezhebinin kuwetli görüşü de budur. İmam Şafü’ye göre ise çocuğun İslamlığı ve irtidatı geçerli değildir.
İmam Ahmed’den aktarıldığına göre ise çocuğun İslamlığı geçerli olur, irtidatı ise geçerli olmaz. Buna göre çocuğun hükmü sanki mürteci olmamış kimsenin hükmüyle aynıdır. Dolayısıyla buluğa girer ve küfürde ısrar ederse, işte o zaman mürteci sayılmış olur.
“İrtidatı geçerlidir.” desek de demesek de, her halükarda çocuk öldürülmez. Çünkü çocuğa ceza vermek gerekmez. Buluğa erdiği vakit irtidatı sabit olacak olursa, işte o zaman riddeti sabit olur. Üç defa tevbeye çağrılır. Tevbe ederse ne ala, aksi halde öldürülür. Dolayısıyla: “O, buluğ çağından ewel mürted idi.” desek de demesek de veya “Asli olarak Müslüman idi de sonradan dinden döndü.” desek veya “Kafir idi de ardından çocuk Müslüman oldu ve peşine dinden çıkıp mürted oldu.” desek durum aynıdır, fark etmez.
Sarhoşun riddeti hakkında İmam Ahmed’ den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiğine göre sarhoşun irtidatı geçerli olur. Ebu’ Hattab der ki: Ondan gelen iki görüşten en açık olanı budur. Bu, Şafü mezhebinin de kavlidir. Zira sarhoşun talakı geçerli olduğuna göre irtidatı da geçerli olur, sanki ayıkmış gibi kabul edilir. Bir de sarhoşun tamamen akli melekesi gitmediğinden dolayı bu yönüyle uyku sarhoşluğu geçiren kimseye benzer.
İmam Ahmed’den, sarhoşun irtidatının geçerli olmayacağı şeklinde görüşü de gelmiştir. Bu ise Ebu Hanife’nin kavlidir. Çünkü riddet konusu inanç ve kasda bağlıdır, halbuki sarhoşun inancı da, kasdı da geçerlilik arz etmez, o vakit bunak kimseye benzemiş olmaktadır. Bunun yanında aklı zail olduğu içindir ki, irtidatı da geçerli olmaz, tıpkı uyuyan kimsenin durumu gibi değerlendirilir.
Sarhoşun tevbeye davet edilmesine gelince, kendisi ayıktığı vakte değin bekletilir ki, bu şekilde aklı yerine gelmiş ve söylediklerini de anlamış olsun ve söz konusu şüphe de ortadan kalkmış olsun. Aynı şekilde tevbeye davet edilmesi noktasında, açlık ve susuzluk şiddetinin gitmesine değin kendisi (yine) bekletilir, çocuk da buluğ çağına girinceye ve aklı tekamül edene kadar bekletilir.