O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-salli li-rabbike (öyleyse Rabbin için namaz kıl) ve-nhar (ve kurban kes)
Mukatil Tefsiri
Yani beş vakit namazı Rabbin için kıl ve kurban günü develeri Allah için kurban et. Çünkü müşrikler Allah için namaz kılmaz ve O’nun adına kurban kesmezlerdi.
Taberi Tefsiri
Tefsir ehli, Allah’ın Peygamberine bu hitapla emrettiği namazın ve “kurban kes” sözünün anlamında ihtilaf etmiştir. Bazıları, “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” sözüyle farz namaza devam etmeye ve onu vaktinde korumaya teşvik edildiğini söylemiştir. Ali’den gelen bazı rivayetlerde “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ifadesi, namazda sağ eli sol el üzerine koymak diye açıklanmıştır. Abdurrahman b. Esved et-Tufâvî, Muhammed b. Rebîa’dan, o Yezîd b. Ebî Ziyâd b. Ebî’l-Ca‘d’dan, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe b. Zuhayr’den, o Ali’den nakletmiştir: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” yani “namazda sağ eli sol el üzerine koymak” demektir. İbn Beşşâr, Abdurrahman’dan, o Hammâd b. Seleme’den, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe b. Zıbyân’dan, o babasından, o Ali’den nakletmiştir: “Namazda eli el üzerine koymak.” İbn Humeyd, Mihran’dan, o Hammâd b. Seleme’den, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe b. Zuhayr’den, o babasından, o Ali’den nakletmiştir: Ali, “Sağ elini sol kolunun ortasına koyar, sonra ikisini göğsünün üzerine koyar” demiştir. Yine Mihran, Hammâd b. Seleme’den, o Âsım el-Ahvel’den, o Şa‘bî’den bunun benzerini nakletmiştir. Ebû Küreyb, Vekî‘den, o Yezîd b. Ebî Ziyâd’dan, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe b. Zuhayr’den, o Ali’den nakletmiştir: “Namazda sağ eli sol el üzerine koymak.” İbn Beşşâr, Ebû Âsım’dan, o Avf’tan, o Ebû’l-Kamûs’tan nakletmiştir: “Namazda eli el üzerine koymak.” İbn Humeyd, Ebû Sâlih el-Horasânî’den, o Hammâd’dan, o Âsım el-Cahderî’den, o babasından, o Ukbe b. Zıbyân’dan nakletmiştir: Ali, “Sağ elini sol kolunun ortasına koyar, sonra ikisini göğsünün üzerine koyar” demiştir.
Başkaları ise “Rabbin için namaz kıl” ile farz namazın, “kurban kes” ile de namaza başlarken elleri göğüs hizasına kaldırmanın kastedildiğini söylemiştir. Ebû Küreyb, Vekî‘den, o İsrail’den, o Câbir’den, o Ebû Cafer’den nakletmiştir: “Namaz kıl” namazdır; “kurban kes” ise namaza ilk tekbirle girerken elleri kaldırmaktır.
Başka bir grup, “Rabbin için namaz kıl” ile farz namazın, “kurban kes” ile de kurbanlık develeri kesmenin kastedildiğini söylemiştir. İbn Humeyd, Hakkâm b. Selm ve Hârûn b. Muğîre’den, onlar Anbese’den, o İbn Ebî Necîh’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Namaz kıl” farz namaz, “kurban kes” ise kurbanlık develeri kesmektir. Yakub, Hüşeym’den, o Atâ b. Sâib’den, o Said b. Cübeyr ve Haccâc’dan nakletmiştir: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” yani “Cem‘de sabah namazını kıl, Mina’da kurbanlık develeri kes.” Ebû Küreyb, Vekî‘den, o Katar’dan, o Atâ’dan nakletmiştir: “Sabah namazı ve kurbanlık develeri kesmek.” Muhammed b. Sa‘d, babasından, o amcasından, o babasından, o da kendi babasından, o İbn Abbas’tan nakletmiştir: “Namaz farz namazdır; nahr ise kurban ibadeti ve kurban bayramı günü kesimdir.” İbn Humeyd, Cerîr’den, o Mansur’dan, o Hakem’den nakletmiştir: “Namaz kıl” yani “sabah namazı.”
Başkaları ise bunun anlamının, “Kurban günü bayram namazını kıl ve kurbanını kes” olduğunu söylemiştir. İbn Humeyd, Hârûn b. Muğîre’den, o Anbese’den, o Câbir’den, o Enes b. Mâlik’ten nakletmiştir: Peygamber namaz kılmadan önce kurban keserdi; sonra önce namaz kılması, sonra kurban kesmesi emredildi. Ebû Küreyb, Vekî‘den, o Süfyan’dan, o Câbir’den, o İkrime’den nakletmiştir: “Namazı kıl ve kurbanı kes.” Ebû Küreyb, Vekî‘den, o Sâbit b. Ebî Safiyye’den, o Ebû Cafer’den nakletmiştir: “Rabbin için namaz kıl” namazdır. İkrime ise “Namaz ve kurban ibadetidir” demiştir. İbn Humeyd, Hakkâm’dan, o Ebû Cafer’den, o Rebî‘den nakletmiştir: “Kurban bayramı günü namaz kıldığında kurban kes.” İbn Humeyd, Yahya b. Vâdıh’tan, o Katar’dan nakletmiştir: Katar, Atâ’ya “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayetini sordu. Atâ, “Namaz kılar ve kurban kesersin” dedi. İbn Beşşâr, Ebû Âsım’dan, o Avf’tan, o Hasan’dan nakletmiştir: “Kurban kes.” Abdurrahman, Ebân b. Hâlid’den nakletmiştir: Hasan’ın “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayeti hakkında “kesimdir” dediğini işitmiştir. Bişr, Yezid’den, o Said’den, o Katade’den nakletmiştir: “Kurbanlık develeri kesmek ve kurban günü namazıdır.” İbn Abdüla‘lâ, İbn Sevr’den, o Ma‘mer’den, o Katade’den nakletmiştir: “Kurban bayramı namazı ve nahr, kurbanlık develeri kesmektir.” Ebû Küreyb, Vekî‘den, o Süfyan’dan, o İbn Ebî Necîh’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Mina’da kurbanlık develerin kesim yerleri.” İbn Humeyd, Mihran’dan, o Süfyan’dan, o Câbir’den, o İkrime’den nakletmiştir: “Kurban ibadetini kesmek.” Ali, Ebû Sâlih’ten, o Muaviye’den, o Ali’den, o İbn Abbas’tan nakletmiştir: “Kurban günü kes.” Yunus, İbn Vehb’den, o İbn Zeyd’den nakletmiştir: “Kurbanlık develeri kesmek.”
Başka bir grup ise bu emrin Peygambere şu sebeple verildiğini söylemiştir: Bazı kimseler Allah’tan başkası için namaz kılıyor ve Allah’tan başkası için kurban kesiyordu. Bu yüzden ona, “Namazını ve kurbanını Allah için yap; çünkü Allah’ı inkâr edenler bunları başkaları için yapar” denilmiştir. Yunus, İbn Vehb’den, o Ebû Sahr’dan, o Muhammed b. Ka‘b el-Kurazî’den nakletmiştir: O bu ayet hakkında şöyle derdi: “Bazı insanlar Allah’tan başkası için namaz kılıyor ve Allah’tan başkası için kurban kesiyorlardı. Sana Kevser’i verdiysek ey Muhammed, namazın ve kurbanın yalnız benim için olsun.”
Başka bir grup ise bu ayetin Hudeybiye günü indiğini söylemiştir. O gün Peygamber ve ashabı kuşatılmış, Beytullah’tan alıkonmuştu. Allah ona namaz kılmasını, kurbanlık develeri kesmesini ve dönmesini emretti; o da bunu yaptı. Yunus, İbn Vehb’den, o Ebû Sahr’dan, o Ebû Muaviye el-Becelî’den, o Said b. Cübeyr’den nakletmiştir: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayeti Hudeybiye günü indi. Cebrail ona gelip “Kurban kes ve dön” dedi. Bunun üzerine Peygamber kalktı, fıtır ve nahr hutbesi gibi bir hutbe okudu, sonra iki rekât namaz kıldı, sonra kurbanlık develere yönelip onları kesti. İşte “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” sözü budur.
Başkaları ise “Namaz kıl ve Rabbine dua edip ondan iste” anlamını vermiştir. İbn Humeyd, Mihran’dan, o Süfyan’dan, o Ebû Sinan’dan, o Sâbit’ten, o Dahhâk’tan nakletmiştir: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” yani “Rabbin için namaz kıl ve iste.”
Bazı Arap dili bilginleri “kurban kes” ifadesini “göğsünü kıbleye çevir” şeklinde yorumlamıştır. Bazı Araplardan “Evleri birbirine karşı karşıyadır” anlamında “menâziluhum tetenâhar” dedikleri işitilmiştir; yani biri diğerinin göğüs hizasındadır, karşısındadır. Esedoğullarından birinin şu beyti okuduğu da zikredilmiştir: “Ey Ebû Hakem, sen Mücâlid’in amcası ve karşı karşıya duran Ebtah halkının efendisi misin?” Buradaki “mütenâhir”, bazısı bazısının karşısında olan demektir.
Bana göre bu görüşlerin doğruya en yakını şudur: Bunun anlamı, “Namazının tamamını yalnız Rabbin için, O’ndan başka denkler ve ilahlar olmaksızın halis kıl; kurbanını da putlar için değil, yalnız O’nun için yap” demektir. Bunu, Allah’ın sana verdiği eşsiz keramet ve hayra, yani Kevser’e şükür olarak yap. Çünkü Yüce Allah Peygamberine verdiği ikramı, nimetini ve Kevser’i haber vermiş, ardından “O hâlde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmuştur. Böylece anlaşılıyor ki Allah, ona verdiği nimete şükür olarak namazı ve kurbanı yalnız O’na has kılmasını istemiştir. Bu da bazı namazları veya bazı kurbanları özel kılmayı gerektirmez; çünkü konu nimetlere şükretmeye teşviktir. Buna göre sözün anlamı şudur: Ey Muhammed, biz sana Kevser’i nimet ve ikram olarak verdik. Öyleyse Rabbine ibadeti halis kıl; namazını ve kurban ibadetini yalnız O’na tahsis et. Allah’ı inkâr edip başkasına ibadet eden ve putlar için kurban kesenlerin yaptığının tersini yap.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…