Bir bakire çarşamba günü evlendirilir, dul ise perşembe günü. Çünkü haftada iki kez, pazartesi ve perşembe günleri şehirlerde mahkemeler toplanır. Eğer koca bekaretle ilgili bir iddiada bulunmak isterse, hemen mahkemeye gidebilsin diye böyle düzenlenmiştir.
Bir bakirenin ketubası iki yüz dinardır, dulun ise yüz dinar. Nişanlı olan dul, boşanmış veya halutsa kadınların ketubası da iki yüzdür ve bekaret iddiası ileri sürülebilir. Üç yıl ve bir gün yaşından küçük olup esaretten kurtulmuş, Yahudiliğe geçmiş ya da azat edilmiş cariyeler de bu hükme dahildir. Bunların da ketubası iki yüzdür ve bekaret iddiası geçerlidir.
Büyük bir erkek küçük bir kızla, küçük bir erkek büyük bir kadınla birlikte olmuşsa ve bir kadın, cinsel ilişki dışında bir nedenden dolayı bekaretini kaybetmişse, Rabbi Meir’e göre ketubaları iki yüzdür. Fakat bilginler, “mukkat etz” (bekareti cinsel ilişki dışında kaybetmiş) olan kadının ketubasının yüz olduğunu söyler.
Nişanlıyken dul, boşanmış ya da halutsa olmuş kadınların ketubası yüzdür ve bekaret iddiası geçerli değildir. Üç yıl ve bir gün yaşından büyük olup esaretten kurtulmuş, Yahudiliğe geçmiş veya azat edilmiş kadınların ketubası da yüzdür ve bekaret iddiası geçerli değildir.
Yehuda bölgesinde, tanık olmadan kayınpederinin evinde yemek yiyen bir damat, kadının bekaretiyle ilgili iddiada bulunamaz. Çünkü çiftin baş başa kalma olasılığı vardır. Yahudi dul da, kâhin dul da, yüz dinarlık ketubaya sahiptir. Kâhinlerin mahkemesi, bakirelere dört yüz zuz değerinde ketuba belirlerdi ve bilginler buna itiraz etmemişti.
Bir erkek evlenip eşinin bakire olmadığını görürse ve kadın, “nişanlandıktan sonra zorla ilişkiye maruz kaldım, senin tarlan kaza ile zarar gördü” derse; adam da, “hayır, seninle nişanlanmadan önce olmuştu bu olay, bu evlilik aldatma ile yapılmış oldu” derse; Rabban Gamliel ve Rabbi Eliezer kadına inanılmasını savunur. Rabbi Yehoshua ise “biz onun sözüyle hüküm vermeyiz, kadın evlilik öncesinde dul varsayılır ve adam aldatılmış olur, kadın delil getirmedikçe onun sözü geçerli olmaz” der.
Kadın “ben bekaretimi cinsel ilişkiyle değil, bir kazayla kaybettim” derse, adam “hayır, seninle daha önce biri cinsel ilişkiye girmiş” derse; Rabban Gamliel ve Rabbi Eliezer kadına inanır, Rabbi Yehoshua ise delil getirmedikçe ona inanılmaz der.
Bir kadını çarşıda biriyle konuşurken görüp “bu kim?” diye sorduklarında, kadın “falanca ve o bir kâhindir” derse; Rabban Gamliel ve Rabbi Eliezer kadına inanır, Rabbi Yehoshua ise “biz onun sözüyle hareket etmeyiz, kadın evlilik dışı ilişki yaşamış ve soy karışıklığına yol açmış sayılır, delil getirmedikçe bu kişi kâhin sayılamaz” der.
Kadın hamile ise ve “bu çocuğun babası falanca kişidir ve o da kâhindir” derse, Rabban Gamliel ve Rabbi Eliezer kadına inanır, Rabbi Yehoshua ise kadının sözüyle hüküm verilmez, çocuk nizamsız (mamzer veya netin) kabul edilir, kadın delil getirmedikçe sözü geçerli değildir der.
Rabbi Yosi şöyle anlatır: Bir kız su almak için pınara indi ve orada zorla ilişkiye maruz kaldı. Rabbi Yohanan ben Nuri şöyle der: Eğer o şehirdeki insanların çoğu kâhinlerle evlenebiliyorsa, bu kız da bir kâhine evlenebilir.