Ve biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlara nimet vermek, onları önderler yapmak ve onları mirasçılar yapmak istiyorduk.
Diyanet Vakfı
Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) varis kılmak istiyorduk.
Kurtubi Tefsiri
Biz ise o arzda mustaz’aflara lütuf etmek, onları önderler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk.
“Biz ise o arzda mustaz’aflara lütuf etmek” onlara lütuf ve ihsanda bulunmak, nimetler bağışlamak
“onları önderler yapmak…” İbn Abbâs: Hayırlarda liderler, Mücahid: hayra davet edenler, Katade de yöneticiler ve hükümdarlar yapmak… diye açıklamıştır. Katade’nin delili de yüce Allah’ın:
“Sizi hükümdarlar yapmış…” (el-Mâide, 5/20) âyetidir.
Derim ki: Bu daha umumi bir açıklamadır. Çünkü hükümdar aynı zamanda kendisine uyulan ve arkasından gidilen İmâm yani önder demektir.
“Ve onları” Fir’avun’un mülküne
“vârisler kılmak İstiyorduk.” Onun mülküne mirasçı olacaklar ve Kıptîlerin meskenlerine yerleşecekler. Bunlar geçmişte gerçekleşen olayların anlatımıdır. İşte yüce Allah’ın:
“Rabbinin İsrailoğullarına olan o pek güzel vaadi, sabretmelerinden ötürü bütünüyle yerini buldu” (el-A’raf, 7/137) âyetinin anlamı da budur.