Karışık hayvanların vasıflarında, şu beş özellikte ortak olmalarına itibar edilir: Hayvanların salma yerinde, ahır veya ağıl gibi geceledikleri yerde, süt sağma yerinde, sulama yerinde bulunması ve döl hayvanı olmasıdır. Buna yakın bir açıklama İmam Şafii’den de gelmiştir. İmam Malik’in arkadaşlarından bazıları ise; karma hayvanlarda iki şart aranır, bunlar: Çobanın olması ve meralarda bulunmalarıdır, demişlerdir.
“Tüm bu özelliklerin zekata bir etkisinin olduğunu ve mer’a gibi itibar edileceği” şeklinde cevap verilmiştir. Bu sabit olduğuna göre; zikri geçen “mebyt” ifadesi, ahır veya ağıl gibi hayvanların geceledikleri yerlere denilir. “Mesrah” ve “mer’a” da aynı anlama gelir, hayvanların salma yeridir. “Mehlep” hayvanların süt sağma yerleridir. Yoksa bundan kasıt sütün sağıldığı o kabı demek değildir. “Fehl”in ise tek bir döl hayvanı olmasıdır yani onun, diğer iki mal tarafından aşılanan döl hayvanlarından olmamasıdır. Aynı şekilde “çoban”ın da her mal sahibine ait bir çobanı değil, sadece tek bir çoban olmasıdır.
Bunun yanında karışık hayvan sahiplerinin zekat ehlinden olmaları gerekmektedir. Çünkü onlardan birisi eğer zimmi olur yahut da anlaşmalı (hür olmayan) bir köle olursa, bu durumda malların karıştırılması tahakkuk etmez.
Ortakların mallarının karıştırılması, senenin hepsi hakkında itibar görür. Şayet bir kısım malda, infirad (tek kalma) hükmü sabit olacak olursa o zaman tek olarak o zekatı verirler. Bunu, İmam Şafii, yeni mezhebi görüşüne göre vermiştir.
İmam Malik ise şöyle demiştir: Senenin başında ortakların mallarını karıştırmış olmalarına itibar edilmez; çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Zekat (artar veya eksilir) korkusuyla, ayrı ayrı bulunan zekat malları bir araya toplanmaz; toplu bulunanların arası da ayrılmaz.” Yani zekatı alma vaktinde… demektir.
“Bu, hakkında infirad (tek kalma) hükmü sabit olmuş bir maldır; dolayısıyla da verilecek zekat, infirad şeklinde verilecektir. Mesela yılın sonuna doğru tek kalmış olursa, durum yine aynıdır.” şeklinde cevap verilmiştir. Hadis-i şerif ise senenin tümü hakkında toplu bulunan mallara hamledilmiştir.
İmam Ahmed’in sözünün zahirinden anlaşılan; zekat memurunun, karışmış olan iki tarafın malından dilediği farz (olan zekatı) alabileceği yönündedir ve bu, ister bir ihtiyaca binaen olsun, isterse olmasın, fark etmez. Memur ne zamanki o iki ortağın malından farz olan miktarı alacak olursa, farz hissesinin kıymeti kadar karışmış olan mala müracaat eder. O iki mal sahibinden birisinin elinde üçte bir, diğerinde de üçte iki mal olur da bu durumda zekat memuru, elinde üçte bir malı olandan farz zekatı alacak olursa, zekatı çıkaracak olan o kişi, arkadaşından üçte ikisinin kıymetini almak için müracaat eder. Eğer üçte iki malı bulunandan zekatı alacak olursa, o zaman da o kişi, arkadaşından üçte birinin kıymetini almak için müracaat eder.