"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 979

Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o Müsâfir’den rivayet etti. Dedi ki: Ebû İbrahim, götürüldüğü zaman Ebû’l-Hasan’a, kendisinden haber gelinceye kadar yaşadığı sürece her gece kapısında uyumasını emretti. Dedi ki: Biz her gece Ebû’l-Hasan için dehlizde yatak sererdik. Sonra yatsıdan sonra gelir, uyur; sabah olunca evine giderdi. Bu hâl üzere dört yıl kaldı. Bir gece gecikti; yatağı serildi, fakat eskiden geldiği gibi gelmedi. Aile halkı ürktü ve korkuya kapıldı. Onun gecikmesinden dolayı içimize büyük bir endişe düştü.

Ertesi gün eve geldi, aile halkının yanına girdi ve Ümmü Ahmed’e yöneldi. Ona dedi ki: “Babamın sana emanet ettiği şeyi getir.” Bunun üzerine kadın çığlık attı, yüzüne vurdu, yakasını yırttı ve “Vallahi efendim öldü” dedi. O da onu susturdu ve dedi ki: “Valiye haber ulaşıncaya kadar hiçbir şey söyleme ve bunu açığa çıkarma.” Kadın ona bir sepet ve iki bin dinar yahut dört bin dinar çıkardı; bunların hepsini başkasına değil yalnız ona verdi.

Kadın dedi ki: “O, benimle kendi arasında bana şöyle demişti; onun yanında değerli biriydim: ‘Bu emaneti yanında koru. Ben ölünceye kadar hiç kimseyi bundan haberdar etme. Ben gidip geçtiğimde çocuklarımdan kim sana gelip bunu senden isterse ona ver ve bil ki ben ölmüşümdür.’ Vallahi efendimin alameti bana gelmiştir.”

Bunun üzerine o, bunları kadından aldı ve haber gelinceye kadar hepsine susmalarını emretti. Sonra ayrıldı ve daha önce yaptığı gibi gecelemek için bir daha dönmedi. Biz ancak birkaç gün bekledik; sonra onun ölüm haberini taşıyan torba geldi. Günleri saydık ve vakti araştırdık. Gördük ki o, Ebû’l-Hasan’ın gecelemeye gelmediği ve aldığı şeyi aldığı vakitte ölmüştü.

https://kutsalayet.de/kafi-978/,https://kutsalayet.de/kafi-980/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız