"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 8

Ali b. İbrahim, babasından; o, Nevfelî’den; o, Sekûnî’den; o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle dedi:

Bir gün Süleyman ed-Deylemî’nin babası Ebû Abdullah’a bir kişiden söz ederek onun ibadetini, dindarlığını ve faziletlerini anlattı. Bunun üzerine Ebû Abdullah ona hemen: “Peki aklı nasıldır?” diye sordu. Adam: “Bilmiyorum.” cevabını verince Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Şüphesiz sevap akıl ölçüsündedir. Benî İsrail’den bir adam vardı; denizin ortasındaki yemyeşil, canlı, ağaçları bol ve suyu açıkça görünen bir adada Allah’a ibadet ederdi. Meleklerden biri onun yanından geçerken: ‘Ey Rabbim! Bana bu kulunun sevabını göster.’ dedi. Allah Teâlâ ona bu kulun sevabını gösterdi; fakat melek bunu az buldu. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona vahyederek: ‘Onunla birlikte kal.’ buyurdu. Bunun ardından melek insan suretinde o abidin yanına geldi. Abid ona: ‘Sen kimsin?’ diye sorunca melek: ‘Ben bir ibadet ehliyim. Buradaki makamını ve bu yerdeki ibadetini duydum; bu yüzden senin yanına gelip seninle birlikte Allah’a kulluk etmek istedim.’ dedi. O gün boyunca onunla kaldı. Sabah olunca melek ona: ‘Bulunduğun yer ne kadar güzel bir yerdir; burası ibadetten başka bir şeye uygun değildir.’ dedi. Bunun üzerine abid: ‘Aslında bu yerimizin bir kusuru vardır.’ dedi. Melek: ‘Nedir o kusur?’ diye sorunca abid: ‘Rabbimizin bir bineği yoktur. Eğer onun bir eşeği olsaydı onu burada otlatırdık; çünkü bu otlar boş yere zayi olup gidiyor.’ dedi. Bunun üzerine melek: ‘Rabbinin eşeği mi var?’ diye sordu. Abid de: ‘Eğer onun bir eşeği olsaydı böyle otlar zayi olmazdı.’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah meleğe vahyederek: ‘Ben onu ancak aklı ölçüsünde mükâfatlandırırım.’ buyurdu.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafi-7/,https://kutsalayet.de/kafi-9/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız