Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o Hasan b. Muhammed b. Beşşâr’dan rivayet etti. Hasan şöyle dedi: Bağdat’ta Katîatü’r-Rebî‘ halkından, kendisinden nakilde bulunulan genel halktan yaşlı bir kimse bana şöyle anlattı: “Bu Ehl-i Beyt’ten fazileti kabul edilen bazı kimseleri gördüm; fakat faziletinde ve ibadetindeki hâlinde onun benzerini asla görmedim.” Ben ona, “Kimi gördün ve onu nasıl gördün?” diye sordum. O şöyle dedi: “Sindî b. Şâhek zamanında, hayırla tanınan itibarlı kimselerden seksen kişi olarak toplandık ve Mûsâ b. Cafer’in huzuruna sokulduk. Sindî bize, ‘Ey topluluk! Şu adama bakın; onda herhangi bir olay meydana gelmiş mi? Çünkü insanlar ona bir şey yapıldığını iddia ediyor ve bu konuda çok söz söylüyorlar. İşte burası onun kaldığı yerdir, yatağı da buradadır; ona genişlik sağlanmıştır, sıkıntı verilmemiştir. Müminlerin Emiri ona bir kötülük yapmak istememiştir; sadece onun gelmesini ve Müminlerin Emiri ile tartışmasını beklemektedir. İşte kendisi de sağlıklıdır ve bütün işlerinde genişlik içindedir; ona sorun’ dedi. Oysa bizim tek derdimiz o adama, onun faziletine ve vakarına bakmaktı. Bunun üzerine Mûsâ b. Cafer şöyle buyurdu: ‘Onun genişlik verilmesi ve benzeri konularda söyledikleri, söylediği gibidir; fakat ben size şunu haber veriyorum ey topluluk: Bana yedi hurma içinde zehir içirildi. Ben yarın yeşile döneceğim, öbür gün de öleceğim.’ Ravi dedi ki: Bunun üzerine Sindî b. Şâhek’e baktım; hurma dalı gibi titriyor ve sarsılıyordu.”