Hüseyin b. Muhammed, Ahmed b. Muhammed es-Seyyârî’den; o, Ebû Ya‘kûb el-Bağdâdî’den rivayet etti. Ebû Ya‘kûb şöyle dedi:
İbnü’s-Sikkît, Ebû’l-Hasan’a şöyle sordu:
‘Allah, Mûsâ b. İmrân’ı neden asa, beyaz el ve sihirle ilgili mucizelerle gönderdi; Îsâ’yı neden tıp alanındaki mucizelerle gönderdi; Muhammed’i ise neden söz, hitabet ve beyanla gönderdi?’
Bunun üzerine Ebû’l-Hasan şöyle buyurdu:
‘Allah Mûsâ’yı gönderdiği zaman onun dönemindeki insanlar arasında en yaygın ve üstün görülen şey sihirdi. Bu sebeple Allah ona, insanların benzerini ortaya koyamayacağı ve sihirlerini geçersiz kılacak şeyler verdi; böylece onların sihirlerini etkisiz hale getirdi ve onlara karşı hücceti kesinleştirdi.
Allah Îsâ’yı gönderdiği zaman ise felç, kötürümlük ve uzun süreli hastalıklar yaygınlaşmış, insanlar tıbba büyük ihtiyaç duyar hâle gelmişti. Bunun üzerine Allah ona, insanların sahip olmadığı şeyleri verdi; onun eliyle ölüleri diriltti, doğuştan kör olanı ve alacalıyı Allah’ın izniyle iyileştirdi; böylece onlar üzerinde hücceti tamamladı.
Allah Muhammed’i gönderdiği zaman ise o dönemin insanları arasında en üstün görülen şey hitabet, fesahat ve söz sanatlarıydı …ve hatta şiiri kullanırlardı. Bunun üzerine Allah ona, kendi katından öyle öğütler ve hikmetler verdi ki bunlarla onların sözlerini geçersiz kıldı ve onlara karşı hücceti kesinleştirdi.”
Bunun üzerine İbnü’s-Sikkît şöyle dedi:
“Allah’a yemin olsun ki senin benzerini hiç görmedim. Öyleyse bugün insanlar üzerindeki hüccet nedir?”
İmam şöyle buyurdu:
“Akıldır. Çünkü onun sayesinde Allah adına doğru söyleyen tanınır ve tasdik edilir; Allah adına yalan söyleyen de tanınır ve yalanlanır.”
Bunun üzerine İbnü’s-Sikkît şöyle dedi:
“Allah’a yemin olsun ki işte cevap budur.”