Kadına veli oldukları halde kendisiyle evlenmeleri helal olan amca oğlu, efendisi (köle azad eden sahibi) yahut hakimden birisi şayet kadına (birisi hakkında) dünürcü gelirlerse, kadının izin verdiği sabit olursa, bu durumda dünürcü olabilirler. Peki, bunlardan birisini bizzat kendisi evlendirebilir mi? Bu konuda iki görüş gelmiştir:
Kendisi, onu bizzat evlendirebilir. Bu, İmam Malik, Sevri, Ebu Hanife, İshak ve Ebu Sevr’in kavlini oluşturmaktadır. Nitekim Abdurrahman b. Avf, Karız kızı Ümmü Hakim’e: “Sen evlendirme işini bana verir misin?” dedi. Bunun üzerine kadın: “Evet veririm,” deyince, Abdurrahman: “Öyleyse seni ben evlendirdim.” dedi. Çünkü icap ve kabul konusuna malik olduğundan, her iki taraf açısından da velayet yetkisine sahip olması caizdir. Bu, sanki cariyesini küçük kölesiyle evlendirmesine benzer.
Kendisinin taraflardan birisini bizzat evlendirme yetkisi yoktur. Ancak kadın, kendisini evlendirmek için birisini vekil kılar. Çünkü Muğira b. Şu’be, bir kadını istedi. Muğira, o kadına (nikah velayetinde) insanların en yakını bulunduğu halde, o kadının veliliğini başka bir adama tevdi etti de o adam, Muğira’yı o kadınla evlendirdi.
Amca oğlu ve efendi (köle azad eden sahibi) hakkında İmam Şafii şöyle demiştir: Kadını, ancak hakim evlendirebilir. Akit taraflarından birisinin velayet etmesi caiz olmadığı gibi, evlendirme noktasında birini vekil de kılamazlar. Çünkü bunların vekili demek, kendileri ve kendi konumları demek olur. Bu ise izinle malik olunan bir akittir, öyleyse taraflarından birisinin velayet etmesi caiz olmaz, tıpkı alışverişte olduğu gibi. Velilerinden kendisine en uzak olanın onu evlendirmesi ise caiz değildir. Zira kendisi mevcut iken onların velayeti olmaz.
el-Muvaffak der ki: Bize göre sahabenin bu noktada uygulaması bulunmaktadır ve onlara karşı çıkan da olmamıştır. Zira vekilin kadının nikah akdinde başkası için velayette bulunması caiz olduğu gibi, kendisi hakkında da onunla nikaha velayet etmesi geçerlidir, yeter ki devlet başkanı gibi kadınla evlenmesi helal olan birisi olsun ve kendisi için evlenmeyi istemiş olsun. Zira bu kadının hali hazırda bir velisi vardır ve evliliğe baskı yapan kimse de değildir. Durum böyle iken hakim ona velayet edemez, sanki kadını başkasıyla evlendirmesine benzemektedir. Buna göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Artık devlet başkanı velisi olmayanın velisidir.” buyruğunun mefhumundan anlaşılan, onun bu durumda buna velayet edemeyeceği yöndedir.