İmam Ahmed’den gelen meşhur görüşe göre kadını şehvetle ellemek abdesti bozarken, şehvetsiz ellemekse abdesti bozmaz. Bu, İmam Malik, Sevri ve İshak’ın da görüşüdür. Çünkü Yüce Allah buyurdu ki: “(…) yahut da kadınlara dokunmuşsanız…” (Maide Suresi: 6) Onlar, bu ayeti şehvetli olarak ellemek şeklinde yorumlamışlardır, şu delille ki; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namazda olduğu halde eşine dokunurdu, eşi de kendisine dokunurdu. Şayet (şehvetsiz dokunmak) abdesti bozmuş olsaydı, bunu yapmazdı. Bir de Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) el-As b. Rabi’in kızı olan Umame’yi taşıyarak namaz kılardı; öyle ki, secdeye vardığı vakit onu yere koyar, secdeden kalktıkça da onu tekrar yüklenirdi. Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir. Açıkçası bu durumda dokunmaktan salim olunmayacağı anlaşılıyor. Bu da gösteriyor ki “dokunmak/ellemek” haddi zatında abdestsizlik anlamı taşımamaktadır; sadece abdesti bozmaya götürür, zira mezinin çıkmasına sebebiyet verebilir. Böylelikle abdestin bozulmasına götürecek etken, şehvet durumunda olmaktadır.
İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre ise ellemek abdesti bozmaz. Ebu Hanife de bu görüştedir; ancak ferci dışında ilişki kurar da ileriye gidecek olursa o zaman başka. Bu minvalde Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) eşlerini öperdi, sonra abdest almadan namaza giderdi.” Dolayısıyla bir şeye vacip hükmü, şeriat sahibi tarafından konur ve burada abdestinin bozulduğu da varit değildir. Ayette zikri geçen: “(…) yahut da kadınlara dokunmuşsanız…” (Maide Suresi: 6) buyruğundan maksat ise cinsel münasebettir.
Bu hadisin tüm tariklerinin (yollarının) illetli olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Sonra erkeğin eşini şehvet olmaksızın – kendisine haram olmayan kimseleri öpmek gibi – normal bir güzellik, teşekkür ve merhamet öpücüğü şeklinde öpmüş olacağına yorumlanmıştır. Bilindiği üzere öpmek şehvetli ve şehvetsiz olmak üzere ayrılır. Başkasını ellemek ise delili önceden geçtiği üzere abdesti bozmamaktadır. Bunun yanında, “(…) yahut da kadınlara dokunmuşsanız…” (Maide Suresi: 6) ayeti de okunmuş ve izah edilmişti.
İmam Ahmed’den gelen üçüncü bir rivayete göre ise ellemek, her halükarda abdesti bozmaktadır. Bu, aynı zamanda İmam Şafii’nin mezhebidir. Çünkü “(…) yahut da kadınlara dokunmuşsanız…” (Maide Suresi: 6) buyruğunun umumi manası bunu ifade etmektedir. “Ellemek” anlamına gelen “lems” kelimesi gerçekte iki beşaretin (erkek ve kadının tenlerinin) değmesi, karşılaşması anlamına gelmektedir. Bu noktada sadece dokunmanın ve ellemenin abdesti bozmayacağına delalet eden delillerle mukayyet olduğu şeklinde cevap verilmiştir, ki bunun açıklaması da geçmişti.
Nassın (ayet ve hadislerin) genel hüküm ifade etmesi nedeniyle yabancı bir kadınla, kendisine haram olmayan büyük ve küçük kimselerle elleme hususunda aralarında bir fark yoktur. Zira dokunmak ve ellemek şehveti tetikleyen nakızlık (abdesti bozma) sebebidir. Ne zaman ki şehvet olsa, hüküm hepsinde de aynıdır. İmam Şafii ise iki görüşünden birisine göre şöyle der: “Mahrem olanlarla, küçüklerin ellenmesinde abdest bozulmaz. Çünkü bunların ellenmesiyle dışarıya bir şey çıkmaz (kişi cünüp olmaz).”
Bu arada ellemekle abdestin bozulması hadisesi sadece el ile kayıtlı da değildir. Çünkü nassın genel ifadesine göre kişinin herhangi bir yeri ile de kadının beşaretine şehvetle değmekle de kişinin abdesti bozulur. Kadının saçına, tırnak ve dişlerine değmekle abdest bozulmadığı gibi, erkeğin saç, tırnak ve dişlerini kadın ellemekle de abdesti bozulmaz.
İlim adamlarının çoğunluğunun görüşüne göre, arada bir engel olduğu halde kadına dokunacak olursa bu abdesti bozmaz. Çünkü kadının vücudunu ellemiş olmaz. İmam Malik ve Leys ise; şayet aradaki engel ince bir giysi olursa abdesti bozar; çünkü şehvet var demektir, demişlerdir. Buna ise; şehvetin yalnız mücerret olarak yeterli olmayacağı, tıpkı elleme olmadan şehvet duyması gibi bir durumun meydana gelmiş olacağı şeklinde cevap verilmiştir.