İlim adamlarının çoğunluğuna göre, namazı açmak namazın sünnetlerindendir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) namazını açar ve ashabı da –Allah kendilerinden razı olsun– böyle yaparlardı.
İmam Malik, bunu uygun görmez, sadece tekbir alınmasını ve kıraat edilmesini uygun bulurdu. Nitekim Enes’in naklettiğine göre; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebubekir ve Ömer namazı “el-Hamdulillahi Rabbi’l-Alemin” diyerek açarlardı. Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Buna, Enes hadisinden maksadın “kıraat” olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Zira yorum da zaten bu noktada ortaya konmuştur. Çünkü kendilerinden Enes’in nakilde bulunduğu hadiste, söz konusu olan namaz açılışı (olan istiftah) ifade edilmiş; Hz. Ömer b. el-Hattab bile özellikle insanlar işitsinler diye bunu (ayeti) sesli okumuştur.
İmam Ahmed ise, Ebu Said ve Hz. Aişe’den nakledilen (Subhaneke duası) olan; “Ey Allahım! Seni hamdin ile tesbih ve tenzih ederim. İsmin mübarektir, azametin yücedir ve Senden başka hiçbir ilah yoktur.” hadisine istinaden istiftah yapılmasını tercih etmiştir.
Selef de bununla amel etmiştir. Zira Hz. Ömer (radıyallahu anh), Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı önünde bununla namazını da açardı. Bu nedenledir ki, İmam Ahmed bu görüşü tercih etmiş ve başkasıyla da namazın açılmasına cevaz vermiştir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bu yönde sahih nakiller gelmiştir. Buna göre bir kimse Allah’ın Elçisi’nden (sallallahu aleyhi ve sellem) nakledilen rivayetlerin bir kısmıyla namazında açılış yapmış olsa, bu güzel bir davranış olur. Bu, içlerinde Sevri, İshak ve Rey ashabının da yer aldığı ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür.
İmam Şafii ise, namazın açılışı minvalinde Ali b. Ebu Talib’in, Hz. Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet ettiği hadisi ileri sürmüştür:
“Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) namaza kalktığı vakit şöyle derdi:
‘Veccehtu vechiye lillezi… Yüzümü hak dine meylederek ve teslim olarak göklerle yeri yaratan (Allah’a) çevirdim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım ve bütün ibadetlerim, ölümüm ve hayatım alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir…'”
el-Muvaffak’ın, İmam Ahmed’den, Hz. Ali’nin hadisi hakkındaki kavlinden naklettiğine göre, onlardan kimisi bunun; gece namazında iken okunduğunu ifade etmişlerdir. Sonra o, şöyle demiştir: Çünkü bununla amel etmek, metruk bir iştir. Zira biz, namazlarını bunun (bu duanın) hepsiyle açan bir kimseyi bilmiyoruz, onlar bunun sadece başıyla namazlarını açmaktadırlar.
Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), namazın başındaki iftitah tekbirini aldığı zaman okumaya başlamadan önce biraz susardı. Ona:
‘Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun! Tekbir ile kıraat arasındaki şu sükutunda, orada ne dediğini bana haber verir misin?’ diye sordum. O,
‘Şöyle derim’ buyurdu:
‘Allahım! Beni günahlarımdan doğu ile batı arasını açtığın kadar uzak tut.
Allahım! Beyaz kumaş kirden, pastan nasıl temizlenirse beni günahlarımdan öyle temizle.
Ey Allahım! (Geçmiş) günahlarımdan da beni su ile kar ve dolu ile tertemiz yıka!'”
Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.