1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 – 7 – 8 – 9 – 10 – 11 – 12 – 13 – 14 – 15 – 16 – 17 – 18 – 19 – 20 – 21 – 22 – 23 – 24 – 25 – 26 – 27 – 28 – 29 – 30 – 31 – 32 – 33 – 34 – 35 – 36 – 37 – 38 – 39 – 40 – 41 – 42 – 43 – 44 – 45 – 46 – 47 – 48 – 49 – 50 – 51 – 52 – 53 – 54 – 55 – 56 – 57 – 58 – 59 – 60 – 61 – 62 – 63 – 64 – 65 – 66 – 67 – 68 – 69 – 70 – 71 – 72 – 73 – 74 – 75 – 76 – 77 – 78 – 79 – 80 – 81 – 82 – 83 – 84 – 85 – 86 – 87 – 88 – 89 – 90 – 91 – 92 – 93 – 94 – 95 – 96 – 97 – 98 – 99 – 100 – 101 – 102 – 103 – 104 – 105 – 106 – 107 – 108 – 109 – 110 – 111
İsrâ Suresi, Kur’an’ın 17. suresi olup büyük ölçüde Mekke döneminde indirilmiştir ve 111 ayetten oluşur. Sure adını, ilk ayette anlatılan ve Allah’ın Elçisi’nin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesini ifade eden “isrâ” (gece yürüyüşü) olayından alır. “Benî İsrâil Suresi” adıyla da bilinir. Surede tevhid, ahlak, vahiy, insanın sorumluluğu, ahiret ve İsrailoğulları’nın tarihi üzerinde durulur.
Surenin başlangıcında Allah’ın Elçisi’nin bir gece Mescid-i Haram’dan çevresi bereketli kılınmış olan Mescid-i Aksâ’ya götürüldüğü bildirilir. Bu olayın Allah’ın kudretinin bir göstergesi olduğu ve peygambere bazı ilahi ayetlerin gösterildiği ifade edilir.
İsrâ Suresi’nde İsrailoğulları’nın tarihinden önemli dersler verilir. Onların yeryüzünde iki defa büyük bozgunculuk çıkaracakları ve bunun sonucunda ilahi cezaya uğrayacakları bildirilir. Ancak tövbe edip doğru yola döndüklerinde Allah’ın rahmetine kavuşabilecekleri de belirtilir. Bu kıssalar, bütün toplumlar için ibret olarak sunulur.
Surede Kur’an’ın insanları en doğru yola ilettiği vurgulanır. İman edip salih amel işleyenlere büyük mükâfatlar vaat edilirken, ahirete inanmayanlar uyarılır. İnsanların iyiliği de kötülüğü de çoğu zaman aceleyle istemeleri, dünya hayatına aşırı yönelmeleri eleştirilir.
İsrâ Suresi’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri, ahlaki ve toplumsal ilkelerin sıralandığı ayetlerdir. Allah’a ortak koşmamak, anne ve babaya iyilik yapmak, akrabalara, yoksullara ve yolculara yardım etmek, israftan kaçınmak, çocukları fakirlik korkusuyla öldürmemek, zinaya yaklaşmamak, haksız yere cana kıymamak, yetim malını korumak, ölçü ve tartıda adaletli olmak ve kibirden uzak durmak gibi temel ilkeler açıklanır. Bu ayetler, Kur’an’ın ahlak anlayışının özeti niteliğindedir.
Surede insanın sorumluluğu üzerinde de durulur. Her insanın yaptıklarının kendi boynuna bağlandığı, kıyamet günü amel defterini önünde bulacağı ve kendi hesabını kendisinin vereceği belirtilir. Hiç kimsenin başkasının günah yükünü taşımayacağı vurgulanır.
İsrâ Suresi’nde şeytanın insanı saptırma çabaları da anlatılır. İblis’in Âdem’e secde etmeyi reddetmesi ve insanları doğru yoldan uzaklaştırmak için çalışacağı belirtilir. Ancak Allah’ın samimi kulları üzerinde onun gerçek bir hâkimiyet kuramayacağı ifade edilir.
Surede vahyin hak olduğu ve Kur’an’ın şifa ve rahmet kaynağı olduğu bildirilir. Müşriklerin çeşitli itirazlarına cevap verilir ve Allah’ın Elçisi’nin görevinin yalnızca tebliğ olduğu vurgulanır.
İsrâ Suresi’nin son bölümünde Allah’ın birliği, yüceliği ve mutlak hükümranlığı tekrar hatırlatılır. Göklerde ve yerde bulunan her şeyin Allah’ı tesbih ettiği belirtilir. İnsanların Allah’ı övgüyle anmaları ve yalnızca O’na yönelmeleri öğütlenir.
Genel olarak İsrâ Suresi, Allah’ın Elçisi’nin gece yolculuğunu anlatan, tevhid inancını güçlendiren, insanın bireysel ve toplumsal sorumluluklarını açıklayan, Kur’an’ın rehberliğini vurgulayan, ahiret bilincini pekiştiren ve Kur’an’daki en kapsamlı ahlaki öğretilerden bazılarını içeren önemli bir suredir.