Karada sizi yere geçirivermesinden ya da üzerinize taş yağdırmasından emin misiniz? O zaman kendinize bir koruyucu bulamazsınız.
Diyanet Vakfı
Onun, sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
Kurtubi Tefsiri
Peki, kara tarafından sîzi yere geçirmesinden, yahut üzerinize çakıl taşları yağdıran bir kasırga göndermesinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize hiç bir vekil de bulamazsınız.
“Peki, kara tarafından sizi yere geçirmesinden… emin mi oldunuz?” Yüce Allah, bu âyeti ile denizden’ denizdeki tehlikelerden kurtulacak olsalar dahi, karada da onları helâk etmeye kadir olduğunu beyan etmektedir.
“(…..): Yere geçirilmek” yerin herhangi birşey ile birlikte aşağı doğru göçmesi demektir. Dibi yıkılan kuyuya: (…..); kafadan içeri doğru girmiş göze: (…..) denilir. Yine suyu çekilmiş pınara da: (…..) denilir. Güneş, yeryüzünde görülmeyecek (tutulacak) olursa, (…..) denilir.
Ebû Amr der ki: (…..): Taşlar arasında açılan ve suyu kesintisiz bol kalan kuyu” demektir. Bunun çoğulu: (…..) şeklinde gelir.
(…..) Kara tarafı” ise, yerin bir tarafı demektir. Onu bu şekilde nitelendirmesinin sebebi, oranın yere geçirilmesinden sonra taraf olmasından dolayıdır. Aynı şekilde kara bir taraf, deniz bir başka taraftır.
Şöyle de açıklanmıştır: Bunlar, deniz kıyısında bulunuyorlardı. Denizin kıyısı ise kara tarafıdır. Deniz kıyısında bulundukları sırada denizin dehşet ve tehlikelerinden yana güvenlik içinde idiler. Şanı yüce Allah, denizden dolayı korktukları şeylerden onları sakındırdığı gibi, karada bulundukları sırada kendisinden yana kendilerini emniyette gördükleri şeyden de onları korkutmaktadır.
“Yahut üzerinize çakıl taşları yağdıran bir kasırga…” Ebû Ubeyde ve el-Kutebî’nin açıklamasına göre küçük taşlar atan oldukça şiddetli fırtınalı bir rüzgâr
“göndermesinden emin mi oldunuz?” Katade der ki: Bu âyet ile kastedilen, Lût kavmine yapıldığı gibi onlara semâdan atılacak taşlardır. Nitekim dolu yağdıran buluta “hâsib” denildiği gibi, toprak ve küçük taş getiren rüzgâra da “hâsib ile hasibe” de denilir. Şair Lebid de şöyle demektedir:
“Çakıl taşları kaldırarak şiddetlice esen her fırtına
-Ahalisi orayı boşalttı diye- üzerlerinden eteklerini çekip sürüdü.”
el-Ferezdak da şöyle demektedir:
“Şam’ın kuzeyine yönelmiş kimseler olarak bizleri darmadağın olmuş
Ve atılmış pamuk gibi çakıl taşı kaldırmış bir fırtına ile dövüyor.”
“Sonra kendinize hiç bir vekil” Allah’ın azabından sizi koruyacak koruyucu ve bir yardımcı
“de bulamazsınız.”