De ki: “Hamd, çocuğu olmayan, mülkünde ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dostu olmayan Allah’a mahsustur.” Ve O’nu tekbir ile yücelt.
Diyanet Vakfı
«Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allaha hamd olsun» de ve tekbir getirerek Onun şanını yücelt!
Kurtubi Tefsiri
Ve de ki: “Çocuk edinmemiş, mülkte hiç bir ortağı olmayan, acizliğinden ötürü velisi de bulunmayan Allah’a hamd olsun.” Onu tekbir ettikçe et.
“Ve de ki: Çocuk edinmemiş… Allah’a hamd olsun” âyet-i kerimesi, yahudilerin, hristiyanların ve Arapların ayrı ayrı, Uzeyr, Îsa ve meleklerin, yüce Allah’ın soyundan, züriyetinden geldikleri şeklindeki görüşlerini reddetmektedir. Allah, onların bu iddialarından yücedir, münezzehtir.
“Mülkte hiç bir ortağı olmayan.” Çünkü, ne mülkünde, ne de ibadette ortağı bulunmayan bir ve tek olandır.
“Acizliğinden ötürü de velisi bulunmayan.” Mücahid dedi ki: Yani O, hiç bir kimseyle (dayanışma) antlaşma yapmadığı gibi, hiç bir kimsenin yardımını alma yolunu da aramamıştır. Yani O’nun, acizliğinden dolayı kendisini himaye edecek ve böylelikle savunmasını yapacak bir yardımcısı olmamıştır. el-Kelbî dedi ki: Yahudilerden ve hristiyanlardan O’nun bir velisi olmamıştır. Çünkü onlar insanların en zelilleridir. Bu da onların: Biz, Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz, şeklindeki sözlerini reddetmek içindir.
el-Hasen b. el-Fadl şöyle demektedir:
“Acizliğinden ötürü velisi de bulunmayan” yani hiç bir şekilde âciz ve zelil düşürülmeyen… O bakımdan hiç bir veliye ve yardımcıya da muhtaç olmaz. Çünkü O, azizdir ve büyüktür.
“Onu tekbir ettikçe et.” Onu, tam ve eksiksiz bir şekilde ta’zim et. Denildiğine göre ta’zim ve iclâl anlamında Arapların en beliğ lâfzı “Allahu ekber” lâfzıdır. Yani sen O’nu, herşeyden daha büyük olmakla vasfet demektir. Şair de şöyle demektedir:
“Ben, Allah’ın herşeyden daha büyük olduğunu ve
Askerlerinin de hepsinden çok olduğunu gördüm.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da namaza başladı mı: “Allahu Ekber” derdi. Kitabımızın baş taraflarında da bu geçmiş bulunmaktadır.
Ömer b. el-Hattâb dedi ki: Kulun Allahu Ekber demesi dünyadan ve dünyadaki herşeyden hayırlıdır.
Bu âyet-i kerîme Tevrat’ın son âyetidir. Mutarrifin rivâyetine göre Abdullah b. Ka’b şöyle demiştir: Tevrat, Fâtiha Sûresi’nin başındaki âyetlerle başlamış ve bu sûrenin sonundaki âyetlerle sona ermiştir. Gelen rivâyette bu âyet-i kerimeye “âyetül-ız” denilmektedir. Bunu da Muaz b. Cebel, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan rivâyet etmiştir. el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 52
Amr b. Şuayb babasından, o, dedesinden şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Abdulmuttaliboğullarından bir küçük çocuğun dili açıldı mı ona:
“Ve de ki: Çocuk edinmemiş… Allah’a hamd olsun” âyetini öğretirdi. Suyûtî, ed-Durru’l-Mensûr, V, 353
Abdulhamid b. Vâsıt dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Her kim: Ve de ki… Allah’a hamd olsun” âyetini okursa Allah ona, yer ve dağlar gibi ecir yazar. Çünkü yüce Allah, kendisine evlat isnad eden kimseler hakkında:
“Bundan dolayı neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılarak yıkılacak” (Meryem, 19/90) diye buyurmaktadır.”
Yine haberde nakledildiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), borçtan kendisine şikâyette bulunan bir kimseye: “De ki: İster Allah diye çağırın, ister Rahmân diye çağırın…” dan sûrenin sonuna kadar ki buyrukları okumasını, sonra da üç defa: Asla ölmeyen, hay olana tevekkül ederim, demesini emretmiştir.”