Üzerlerinde yeşil ince ipek elbiseler ve kalın ipekler vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Aliyehum (üzerlerinde vardır) siyabu sundusin (ince ipekten elbiseler) hudrun (yeşil), ve istebrak (ve kalın ipek). Ve hullu (ve süslenmişlerdir) esavire (bileziklerle) min fiddatin (gümüşten). Ve sekahum (ve içirmiştir onlara) rabbuhum (Rableri) şeraben tahura (tertemiz bir içecek).
Mukatil Tefsiri
“İnce ipek” ve “atlas”, cennet ehlinin giysileridir.
“Üzerlerinde” denilmesinin sebebi, tenlerine değen iç elbiselerin beyaz ipek olmasıdır.
Onlara gümüş bilezikler takılır.
Başka ayetlerde altın ve inci bileziklerden de söz edilmiştir. Böylece üç çeşit bilezikleri vardır.
Cennetin kapısında gövdesinden iki pınar çıkan bir ağaç vardır.
Mümin sıratı geçtikten sonra bunlardan birinde yıkanır. Böylece kokusu miskten daha güzel olur.
Sonra diğer pınardan içer. Kalbinde kin, üzüntü, sıkıntı ve kederden eser kalmaz.
Böylece temizlenmiş olarak cennete girer.
Melekler onlara:
“Temizlendiniz. Sonsuza kadar kalmak üzere girin.” derler.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ’nın “Üzerlerinde yeşil ince ipek elbiseler ve kalın ipekler vardır” sözü, bu iyilik sahiplerinin üzerinde sündüs elbiseler bulunduğunu ifade eder. Bazı müfessirler “âliyahum” ifadesini, onların üzerindeki çardak ve perdelerin üstünde bulunan sündüs elbiseler şeklinde açıklamışlardır. Bu görüş uzak değildir. Çünkü onların bulunduğu çardakların üzerinde olan şey, aynı zamanda onların da üzerindedir.
Kıraat âlimleri “âliyahum” kelimesinin okunışı konusunda farklı görüşler nakletmişlerdir. Medine ve Kûfe kıraat imamlarının çoğu ile bazı Mekke kıraat imamları kelimeyi sakin yâ ile okumuşlardır. Âsım, Ebû Amr ve İbn Kesîr ise yâ harfini fethalı okuyarak onu elbiselerin haberi yapmışlardır. Taberî’ye göre her iki okuyuş da meşhur ve anlam bakımından birbirine yakındır; hangisiyle okunursa okunsun doğrudur.
“Sündüs” ince, yumuşak ve güzel ipek demektir. Yani cennet ehlinin üzerinde ince ve zarif ipekten yapılmış elbiseler bulunacaktır. “İstebrak” ise kalın ipek anlamına gelir. Katâde de “İstebrak, kalın ipektir.” demiştir.
Ardından Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir.” Yani Rableri onları gümüşten yapılmış bileziklerle süslemiştir. “Esâvir”, gümüş bileziklerin çoğuludur.
Sonra şöyle buyurur: “Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir.”
Allah Teâlâ bu iyilik sahiplerine tertemiz bir içecek içirecektir. Bu içeceğin temiz oluşunun bir yönü şudur ki, dünyadaki içecekler gibi necis bir idrara dönüşmez; aksine bedenlerinden misk kokulu bir ter olarak çıkar.
İbrahim et-Teymî bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Bu içecek, bedenlerinin yanlarından misk kokusu gibi akan bir ter olur.”
Yine ondan nakledildiğine göre, cennet ehlinin bir kişisine dünyadaki yüz kişinin iştahı, yeme gücü ve arzusu verilir. Yiyip içtikten sonra ona bu tertemiz içecek içirilir. Böylece yedikleri ve içtikleri şeyler bedeninden çıkan, miskten daha güzel kokulu bir ter hâline gelir. Sonra iştahı yeniden geri döner.
Mücâhid, “tertemiz içecek” ifadesini Allah’ın cennette zikrettiği bütün içecekler olarak açıklamıştır.
Ebû Kilâbe ise şöyle demiştir: “Cennet ehli istedikleri kadar yiyip içtikten sonra tertemiz içeceği isterler. Onu içince karınları temizlenir. Yedikleri ve içtikleri şeyler misk kokulu bir ter hâline gelir. Böylece karınları hafifler.”
Daha sonra Ebû Hüreyre’den nakledilen bir rivayette Miraç gecesi anlatılır. Peygamber yedinci semaya yükseldiğinde, cennet kapısında oturan İbrahim’i görmüştür. Onun yanında yüzleri bembeyaz insanlar ve yüzlerinde bazı izler bulunan başka insanlar vardı. Yüzlerinde iz bulunanlar bir nehre girip yıkandılar; çıkınca yüzlerindeki bazı izler silindi. Sonra başka bir nehre girdiler; çıkınca izler tamamen kayboldu ve yüzleri diğerlerinin yüzleri gibi oldu. Peygamber bunun ne olduğunu sorunca Cebrâil şöyle cevap verdi:
“Bu, senin atan İbrahim’dir; yeryüzünde saçına ilk ak düşen kişidir. Beyaz yüzlü olanlar, imanlarını zulümle karıştırmayan kimselerdir. Yüzlerinde iz bulunanlar ise salih amelle kötü ameli karıştıran, sonra da tevbe eden kimselerdir; Allah onların tevbesini kabul etmiştir. Bu nehirlerin ilki Allah’ın rahmeti, ikincisi Allah’ın nimeti, üçüncüsü ise ‘Rableri onlara tertemiz bir içecek içirdi’ ayetinde bildirilen içecektir.”
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…