Bu konuda İmam Ahmed’ den farklı görüşler gelmiştir. Mezhebimize göre, el-Haraki’nin zikrettiği üzere, şahid olan kişiye: “Bana şahit ol.” demese dahi, hakkı ikrar ettiğini işittiği kimseye şahitlik yapabilir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.
İmam Ahmed’ den gelen ikinci görüşe göre, ikrar eden şahıs: “Bana şahid ol.” demedikçe şahitliği olmaz. Sanki kendisi için riayet edene değin bir adamın şahitliği üzere şahitlik etmesinin caiz olmaması gibi kabul edilir. Ondan gelen üçüncü görüşüne göre ise bir alacağı ikrar ettiğini işitmiş olursa şahitlik edemez, ama borcu ikrar ettiğini işitmiş olursa, şahitlik eder.
el-Muvaffak ise şöyle demiştir: Doğrusu, birinci görüştür. Çünkü şahit olan kişi, bildiği şeyin şahitliğini yapar, burada da işittiği şey sebebiyle bilgi sahibi olmuştur. Dolayısıyla buna şahitlik yapması caiz olur. Sanki işlenen bir ameli gördüğüne şahit olması gibi kabul edilir.
Şahitliği dinlemek: Haklar iki kısma ayılır:
Mali haklar, nikah ve diğer akitler, kısas ve iftiracı haddi gibi cezalara dair ve yine vakıf gibi Ademoğluna ait olduğu bilinen haklar… Bunlarda ancak davadan sonra şahitlikler dinlenebilir. Şüphesiz bunlarda söz konusu olan şahitlikler ademoğluna ait haklardır; dolayısıyla talep ve izninden sonra icra edilir. Bir de bunlar davalar üzere bir hüccet ve bir delildir, o vakit önüne geçirilmesi caiz olmaz.
Fakirlere, yoksullara veya tüm Müslümanlara bağışlanan vakıflar veya mescide yahut çeşmeye bağlı olarak vakfedilen mallar veya bunlardan vasiyet bırakılan şeyler vb. gibi bilinmeyip Ademoğluna ait olan haklar. Veyahut da -hadler gibi- sadece Yüce Allah’a ait olan veya zekat ve kefaret gibi haklar… İşte bunlarda şahitlik yapmak için, davanın öncesinde icra edilmesi zorunlu değildir. Zira bunlarda ademoğlunun iddia edeceği ve talepte bulunacağı belli bir hak edişi yoktur. Aynı şekilde alacaklılardan birisinin hakkına taalluk etmeyen şeyler de böyledir, mesela zevcenin talak veya zıhar ile haram kılınması veya kölenin azad edilme durumu gibi… Bunda hisbe caizdir ve bunda dava’ya itibar edilmez.
Ademoğluna kim şahitlik yapacak olursa, o vakit ya şahitlik yapacağı şeyi bilir veya bunu bilmez, bundan başka bir alternatifi olmaz. Eğer şahitlik edeceği şeyi biliyorsa, bunu sorana değin şahidin bunu icra etmesi caiz olmaz. Şahit olunan şey bilinmeyecek olursa, o zaman talep etmeden ewel şahidin onu icra etmesi caiz olur.
Eda ederken şahitlik lafzına (kesin olarak) itibar edilir. Mesela “Biliyorum, eminim veya tanıyorum.” gibi ifadeler kullanacak olursa, buna itibar edilmez. el-Muvaffak (İbn Kudame) der ki: Bu, Şafii mezhebine ait görüştür. Bunda bir ihtilafın olduğunu da bilmiyorum.